Ana içeriğe geç
Sözlük

bozulmaya ile cümle

bozulmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Hawaii'e giderken, bu kayık motorunun yarı yolda bozulmayacağını umalım.Let's hope this boat engine doesn't give up the ghost when we're halfway to Hawaii.
Görüş yeteneğim bozulmaya başlıyor.My eyesight is beginning to fail.
Onun sağlığı artık bozulmaya başladı.His health has begun to decline now.
Bunun bozulmayacağını nereden biliyorsun?How do you know it won't break down?
Sağlığı bozulmaya devam etti.His health continued to deteriorate.
Marić'in akademik kariyeri, 1901 yılında Einstein’dan hamile kalmasıyla bozulmaya başladı.Marić's academic career was disrupted in 1901 when she became pregnant by Einstein.
Peyo’nun Sağlığı bozulmaya başladı.Peyo's health began to fail.
Claudius'un rahatsızlıkları ortaya çıkmaya başlayınca ailesiyle olan ilişkisi bozulmaya başladı.When Claudius' disability became evident, the relationship with his family turned sour.
Bu yoğun tempo nedeniyle, Assi'nin beden ve ruh sağlığı bozulmaya başladı.As a result of this busy schedule, Assi’s medical and mental health began to deteriorate.
Havanın bozulmaya başlaması sebebiyle operasyon bir sonraki güne ertelendi.The weather began to storm so the operation was postponed until the following day.
Artık Norman'ın psikolojisi yavaş yavaş bozulmaya başlamıştır.Coats' disease normally progresses slowly.
Oradan sonra, bir sonraki ani bozulmaya kadar yeni bir Rabi salınımı başlar.From there on, a new Rabi oscillation will start until the next spontaneous decay.
Yazıtlar çoğu kez kolay eriyip bozulmayan malzemelere yazılır, daha doğrusu kazılır.Materials, particularly books, are often much easier to replace than to repair when damaged or worn.
Ancak zaten cılız olan demiryolu hatları, yoğun asker sevkıyatları ile bozulmaya başladı.However, the conductors tend to break at their junction with the rigid solder.
Kaşıntı deride bozulmaya neden olabilir ve nadiren bakteriyel bir enfeksiyona neden olabilir.Itching may cause skin breakdown and uncommonly result in a bacterial infection.
Bu kez mekanizma, becerikli bir mekanizmadan bozulmaya doğru gidiyor, düşüş gösteriyor.Where again the machinery is deteriorating now from competent machinery, it's going south.
Her şey bozulmaya başladı.Everything started breaking.
Kolay bozulmayacak, dayanıklı yeni şeyler icat edeceğiz ve üreteceğiz.We will engineer, innovate, and make newer things designed not to wear out and break down.
Orada burada sahneye çıktım, ama sağlık durumum bozuldukça sesim de bozulmaya başladı.I performed here and there, but as my condition deteriorated, so did my voice.
Sonsuza dek ona sevgi göstereceğim, Onunla yaptığım antlaşma hiç bozulmayacak.I will keep my loving kindness for him forevermore. My covenant will stand firm with him.
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.He has also established them forever and ever. He has made a decree which will not pass away.
Şüphesiz onlar, bozulmaya uğrayan kötü bir kavimdi.Verily, they were a people given to evil, and were Fasiqun (rebellious, disobedient, to Allah).
Sizden iki takım, korkup bozulmaya yüz tutmuştu. Halbuki Allah, kendilerinin dostu idi.When two groups among you almost faltered, but God was their Protector.
O zaman içinizden iki bölük bozulmaya yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi.When two groups among you almost faltered, but God was their Protector.
O zaman içinizden iki takım bozulmaya yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi.When two groups among you almost faltered, but God was their Protector.
S&P, borç yönetimi uygulamalarındaki bozulmaya da işaret etti.S&P also pointed to deteriorating debt management practices.
Siyasi istikrar en çok Türkiye, Sırbistan ve BH'de bozulmaya uğradı.Political stability deteriorated most in Turkey, Serbia and BiH.
Gruevski, Belgrad ile ilişkilerin bozulmayacağını ileri sürdü.He contended relations with Belgrade would not deteriorate.
Kullanılmayan beyin hücreleri bozulmaya başlar.Synaptic pruning: Brain cells that are not used have a tendency to degenerate.
1951’de, Nilsen’ın büyükbabasının sağlığı bozulmaya başlamıştı, fakat çalışmaya devam etti.By 1951, Nilsen's grandfather's health was in decline, but he continued to work.
Dahası, Çar Aleksandr'ın sağlığı bozulmaya başlamıştı.Furthermore, Tsar Alexander's health was beginning to fail.
Tamlgısal görsel agnozi, bozulmaya uğramış nesne tanıma becerisidir.Apperceptive visual agnosia, impaired object recognition.
Yıllarca süren yoğun çalışmanın ardından 1717'de sağlığı bozulmaya başladı.[1]His health began to fail in 1717 after years of intense work.[10]
Alkol bağımlısı oldu ve sağlığı bozulmaya başladı.He developed an alcohol addiction and his health began to decline.
Sonuç olarak, Bizans ordusunun morali bozulmaya başladı ve kısa sürede bozguna uğradılar. [1]Consequently, the morale of Byzantine army started crumbling and soon they were routed.[45]
Bu arada Bajramović'in sağlığı, kalbine aldığı kurşun yarası sonucu bozulmaya başladı.Meanwhile, Bajramović's health began to decline as a result of the bullet wound to the heart.
Sağlığı bozulmaya devam etti ve 1946'da 55 yaşında öldüHis health continued to decline, and he died in 1946 at the age of 55.
Yüksek voltaj döngüsü üzerine, bazı SSE'ler oksidatif bozulmaya maruz kalabilir.Upon high-voltage cycling, some SSEs may undergo oxidative degradation.
Yemeği buzdolabında saklamazsanız, kısa sürede bozulmaya başlar.Diese Speise wird bald zu faulen beginnen, falls Sie sie nicht in einem Kühlschrank aufbewahren.
Fakat Nicolo Foscarini'nin sıhhati Doçe olur olmaz bozulmaya başladı.Am besten schnitt Nicole Struse trotz gerade überstandener Erkältung ab.
IV. Philippe'in papalıkla olan ilşkileri İngiltere'ye karşı sürdürülen savaş sırasında bozulmaya başlamıştı.Philipp III. der Gute befand sich nun im Krieg mit England.
İtalya-Yugoslavya ilişkileri I. Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru bozulmaya başlamıştı.Die italienisch-ägyptischen Beziehungen waren bis zum Zweiten Weltkrieg ungetrübt.
Kütleçekim etkisinin yol açtığı bozulmaya mükemmel bir örnektir.Für die absoluten Spannungspegel wirkt sich das positiv aus.
Davros'un sağlığı bozulmaya başlar.Damiens Privatleben beginnt auseinanderzufallen.
Havanın bozulmaya başlaması sebebiyle operasyon bir sonraki güne ertelendi.Aufgrund der kalten Witterung musste der Start um einen Tag verschoben werden.
Teflon 260 °C üzerindeki sıcaklıklarda bozulmaya başlar; 350 °C civarında tamamen yapısı bozulur.Le Téflon commence à se détériorer à partir de 260 °C mais c’est à partir de 350 °C qu’il se décompose.
Ancak bir süre sonra ikilinin ilişkileri bozulmaya başlar.Très rapidement, cependant, les relations entre les deux se détériorent.
Bu savaşlardan tam bir sonuç alınamıyordu zirâ Yunanistan'ın ekonomisi de iyiden iyiye bozulmaya başlamıştı.Ce système s'est effondré quand même les riches ont commencé à éprouver des difficultés pour eux-mêmes.
Ancak zaten cılız olan demiryolu hatları, yoğun asker sevkıyatları ile bozulmaya başladı.Mais la voie ferrée, sans entretien, commence à donner des signes de faiblesse.
Bunlar DNA'da bozulmaya sebep olur.Introduzione di rotture nel DNA.
Bu resepsiyon sırasında ailenin ilişkileri bozulmaya başlar ve evlilik suya düşer.Quando il fidanzato della ragazza scopre quello che è successo manda all'aria il matrimonio.
Marić'in akademik kariyeri, 1901 yılında Einstein’dan hamile kalmasıyla bozulmaya başladı.Научная карьера Марич прервалась в 1901 году, когда она забеременела от Эйнштейна.
Ayrıca, bu kuşatma sonucunda Sui bürokrasisinin bozulmaya başladığı anlaşılmıştır.Именно на этом этапе ГАЗу в очередной раз пришлось столкнутся с бюрократией.
Artık Norman'ın psikolojisi yavaş yavaş bozulmaya başlamıştır.Тем временем, поведение Скалли постепенно становится параноидальным.
Böylece Türkmen Dağı'nda dengeler rejim lehine bozulmaya başlamıştır.Отныне дела Скопинского банка покатились под гору.
Tedaviler görmesine rağmen sağlığı gittikçe bozulmaya başladı.Несмотря на то, что всё время занимается лечением, здоровье его только ухудшается.
Atatürk'ün sağlık durumu 1937 yılından itibaren bozulmaya başladı.В 1937 году стали появляться признаки ухудшения здоровья Ататюрка.
Davros'un sağlığı bozulmaya başlar.Сердце Авроры начинает угасать.
Bir müddet sonra ise Irak ile Kuveyt arasındaki diplomatik ilişkiler gitgide daha da bozulmaya başladı.بدأت، بعد ذلك، العلاقات الـسعودية ـ الكويتية بالتحسن.
Bir ya da her iki gözde renkli görmede ve görme keskinliğinde bozulmaya yol açabilir.في بعض الأحيان، واحدة أو كلتا العينين قد تبرز للأمام.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod