Anjiogenez dengesi bozulduğunda, bir çok hastalık ortaya çıkıyor.En als dat het geval is kunnen allerlei ziekten daarvan het gevolg zijn.
Anjiogenez dengesi bozulduğunda, bir çok hastalık ortaya çıkıyor.És mikor az angiogenezis egyensúlya felborul, az számtalan betegséget eredményezhet.
Anjiogenez dengesi bozulduğunda, bir çok hastalık ortaya çıkıyor.Et quand l'angiogenèse n'est plus à l'équilibre, une myriade de maladies peut s'ensuivre.
Anjiogenez dengesi bozulduğunda, bir çok hastalık ortaya çıkıyor.Iar când angiogeneza e dezechilibrată, apar o mulţime de boli.
Anjiogenez dengesi bozulduğunda, bir çok hastalık ortaya çıkıyor.혈관신생이 균형을 잃었을 때, 많은 질병들이 발생합니다.
Anjiogenez dengesi bozulduğunda, bir çok hastalık ortaya çıkıyor.Lopputulos on lukematon määrä sairauksia.
Anjiogenez dengesi bozulduğunda, bir çok hastalık ortaya çıkıyor.Quando a angiogénese está desregulada, pode dar origem a inúmeras doenças
Anjiogenez dengesi bozulduğunda, bir çok hastalık ortaya çıkıyor.Und wenn die Angiogenese aus dem Gleichgewicht gerät. resultiert dies in einer Vielzahl von Krankheiten.
Anjiogenez dengesi bozulduğunda, bir çok hastalık ortaya çıkıyor.Và hậu quả của tạo mạch mất cân bằng là hàng loạt các loại bệnh khác nhau.
Anjiogenez dengesi bozulduğunda, bir çok hastalık ortaya çıkıyor.Y cuando la angiogénesis se desbalancea, el resultado es una miríada de enfermedades.
Anjiogenez dengesi bozulduğunda, bir çok hastalık ortaya çıkıyor.Όταν συμβαίνει αυτό, μπορούν να προκύψουν μυριάδες παθήσεις.
Anjiogenez dengesi bozulduğunda, bir çok hastalık ortaya çıkıyor.А когато ангиогенезата излезе от равновесие, следват много болести.
Anjiogenez dengesi bozulduğunda, bir çok hastalık ortaya çıkıyor.А когда он нарушен, возникает множество болезней.
Anjiogenez dengesi bozulduğunda, bir çok hastalık ortaya çıkıyor.І коли він втрачає баланс, це приводить до купи захворювань.
Anjiogenez dengesi bozulduğunda, bir çok hastalık ortaya çıkıyor.וכאשר האנגיוגנזה יוצא מאיזון, מגוון מחלות יכול להופיע.
Anjiogenez dengesi bozulduğunda, bir çok hastalık ortaya çıkıyor.وعندما يخرج تَولُد الأوعية عن الإتزان, ينتج عدد لا يحصى من الأمراض.
Anjiogenez dengesi bozulduğunda, bir çok hastalık ortaya çıkıyor.数々の病気が現れます 血管新生が不十分なとき
Ben gidiyorum! Nasıl cesaret edersin... Sinirlerin mi bozuldu?לא אכפת להם. הם חושבים שהם נסיכות.
Ben gidiyorum! Nasıl cesaret edersin... Sinirlerin mi bozuldu?لا تهتمّي بهم يعتقدون بأنّهم أميرات
" Biliyor musunuz, artık bunu yapamam. Bir şeyler bozuldu. "그는 말합니다. "있죠, 더 이상 못해먹겠어요. 뭔가 어긋나버렸어요."
" Biliyor musunuz, artık bunu yapamam. Bir şeyler bozuldu. "והוא אומר " אתם יודעים, אני פשוט לא יכול לעשות זאת יותר. משהו נשבר."
" Biliyor musunuz, artık bunu yapamam. Bir şeyler bozuldu. "حين قال" أتعلمون ، لا يمكنني أبدا القيام بهذا بعد الأن ، شيء ما تكسر و لا يمكن إصلاحه".
" Biliyor musunuz, artık bunu yapamam. Bir şeyler bozuldu. "まさに私の台詞でした 大好きな映画です
Biliyorum bana bozuldun.Ορίστε. Μπορώ να πάω μόνη μου.
Biliyorum bana bozuldun.Заповядайте. Мога да отида и сама.
Bir araba yolda bozuldu ama ne zaman büyük ile takımGebet ein Auto brach auf der Straße, aber wenn Team mit der größten
Bir araba yolda bozuldu ama ne zaman büyük ile takım자동차가 도로에서 고장이 있지만 때 가장 큰과 팀을
Bir araba yolda bozuldu ama ne zaman büyük ile takımOči dot blot srebrno jezero
Bir araba yolda bozuldu ama ne zaman büyük ile takımמכונית נתקעה בכביש אבל כש להתחבר עם הגדול ביותר
Bir araba yolda bozuldu ama ne zaman büyük ile takımكسر أسفل سيارة على الطريق ولكن عندما كفريق واحد مع أكبر
Bir araba yolda bozuldu ama ne zaman büyük ile takım目のドットブロット銀湖
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;A jakož mnozí se nad ním užasnou, že tak zohavena jest nad jiné lidi osoba jeho, způsob jeho nad syny lidské:
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;Dahulu banyak orang terkejut melihat dia, rupanya dirusak sehingga tidak seperti manusia lagi
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;이왕에는 그 얼굴이 타인보다 상하였고 그 모양이 인생보다 상하였으므로 무리가 그를 보고 놀랐거니와
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;Miképen eliszonyodtak tõled sokan, oly rút, nem emberi volt ábrázatja, és alakja sem ember fiaié volt:
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;Som mange blev målløse over ham, så umenneskelig ussel så han ud, han ligned ej Menneskenes Børn
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;כאשר שממו עליך רבים כן משחת מאיש מראהו ותארו מבני אדם׃
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;كما اندهش منك كثيرون. كان منظره كذا مفسدا اكثر من الرجل وصورته اكثر من بني آدم.
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;許 多 人 因 他 〔 原 文 作 你 〕 驚 奇 、 ( 他 的 面 貌 比 別 人 憔 悴 、 他 的 形 容 比 世 人 枯 槁 。
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;許 多 人 因 他 〔 原文 作 你 〕 驚奇 、 ( 他 的 面貌 比 別人 憔悴 、 他 的 形容 比 世人 枯槁 。
Bir şeyler bozuldu. "Algo se ha quebrado."
Bir şeyler bozuldu. "Ceva s-a rupt."
Bir şeyler bozuldu. "Coś jest nie tak".
Bir şeyler bozuldu. "Er is iets gebroken."
Bir şeyler bozuldu. "Etwas ist zerbrochen."
Bir şeyler bozuldu. "Foi o que eu senti.
Bir şeyler bozuldu. "Něco je špatně."
Bir şeyler bozuldu. "Qualcosa si è rotto."
Bir şeyler bozuldu. "Quelque chose est cassé"
Bir şeyler bozuldu. ""Tôi không thể làm việc này nữa. Chấm dứt."
Bir şeyler bozuldu. "Valami eltört bennem."
Bir şeyler bozuldu. "Κάτι έχει σπάσει".
Bir şeyler bozuldu. "Нещо е сбъркано".
Bir şeyler bozuldu. "Что-то сломалось".
Bir şeyler bozuldu. "Щось зламалося в мені."
Bir traktör aldım ve bozuldu.Am cumpărat un tractor -- apoi s-a stricat.
Bir traktör aldım ve bozuldu.Comprei um tractor... que quebrou.
Bir traktör aldım ve bozuldu.Ho comprato un trattore... poi si è rotto.
Bir traktör aldım ve bozuldu.Ich kaufte einen Traktor - dann ging er kaputt.
Bir traktör aldım ve bozuldu.Ik kocht een tractor -- die kapotging.