Ana içeriğe geç
Sözlük

bozuldu ile cümle

bozuldu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yarı iletken maddenin sahip olduğu ısı dengesi bozulduğunda da oyukların ve elektronların sayıları değişir.Bất cứ khi nào cân bằng nhiệt bị xáo trộn trong vật liệu bán dẫn, số lượng lỗ trống và điện tử sẽ thay đổi.
İki yıllık mahkûmiyeti sırasında sağlığı oldukça bozuldu.Trong hai năm bị giam giữ, sức khỏe ông đã bị yếu đi.
1960'lı yıllar sonunda sağlığı gittikçe bozuldu.1960年代後半からは次第に健康を損なっていく。
Şimdi ise bağlar bozuldu.現在はリンクが切れている。
1960'larda fizikçiler QED son derece yüksek enerjilerde bozulduğunu fark etti.20世纪60年代,物理学家们意识到量子电动力学在高能状态将彻底失效。
Bir puan nedeniyle moralimiz bozuldu.至正中期,因逆亂伏誅。
Zamanla sağlığı bozuldu ve görme yeteneğini kaybetmeye başladı.她的健康最終被摧毀,開始失明失聰。
Fakat Yargıtay'ca karar bozuldu ve serbest bırakıldı.裁判官裁定吳罪名不成立,無罪釋放。
Şimdi ise bağlar bozuldu.项羽已破。
Anlaşma iç savaşla bozulduğundan evlilik asla gerçekleşmedi.因为正值朝鲜战争,所以没举行正式婚礼。
Filipinlilerle Amerikalılar arasında zaten dostça olmayan ilişkiler giderek daha da bozuldu.그러나 필리핀과 미국의 관계는 계속 악화되었다.
Sondadaki telemetri fırlatmadan 7 gün sonra bozuldu.탐사선의 통신 장비가 발사 7일 후 작동하지 않았다.
Daha sonra, kumar borçları ve Poe'nun eğitim masrafları nedeniyle John Allan ve Edgar'ın arası bozuldu.어른이 된 포는 도박 빚 및 교육비 문제로 존 앨런과 사이가 악화하였다.
Dulkadiroğulları Beyliği yüzünden Osmanlı-Memlük ilişkileri bozuldu.장택상을 납치한 청년들은 그를 이상설(李相卨)에게 인도하였다.
2 kişi hakkındaki karar bozuldu.이 일로 두 사람의 관계가 틀어지게 되었다.
Bu sefer sırasında sağlığı bozuldu.이 때 병이 도졌다.
Çiftin ekonomik durumu gittikçe bozuldu.מצבו הכלכלי של הזוג הולך ומשתפר.
Evlilik 1322 yılında bozuldu.הנישואין נסתיימו ב־1322.
1841'den sonra sağlığı bozuldu.אחרי שנת 1817 הידרדרה בריאותו.
Beraat kararı Yargıtay tarafından "eksik soruşturma" gerekçesi ile bozuldu.לדעתו "מעמד המשפט העברי מידרדר בשל בורות השופטים".
2 kişi hakkındaki karar bozuldu.דרכיהם של שני האנשים הצטלבו.
Çok geçmeden bu anlaşmanın bozuldu.עם זאת, ההסכם הופר עד מהרה.
Daha sonraki yıllarda alkol bağımlılığı yüzünden sağlıği giderek bozuldu.בשנותיו האחרונות הידרדרה בריאותו עקב אלכוהוליזם.
Savaşın başlangıcında, bu prosedür tamamen bozuldu.אלא שבתחילת המלחמה נהרס בית זה.
Şimdi cüceyi bulunca büyü bozuldu.כאשר כישוף ההיפוך בוטל, הקבוצה פורקה.
Norman düzeni bozuldu ve Normanlar sahile doğu geri çekilmeye başladılar.Норманската формация се разпада и норманите се разбягват към плажа.
11 Nisan'da istasyonun dört güneş hücresi bozuldu ve elektrik kesildi.На 11 октомври електрическата система на станцията отказва.
Maç sırasında yanlış anlaşılma üzerine yine Owens ve Jericho'nun arası bozuldu.По време на мача приятелството между Оуенс и Джерики отново се разваля.
Savaşın son gününde Alman savunması bastırıldı ve savunmanın düzeni de bozuldu.През последният ден от битката, обсадените немски защитници биват преодолени и защитата почти се е разпаднала.
Son yıllarda Freud'la bazı görüş ayrılıkları nedeniyle arası bozuldu.Двамата със Самуел се разделят на няколко пъти поради невярността му.
Bu denge bozulduğunda hastalıklar ortaya çıkar.Веднъж донесена, болестта се разпространява бързо.
5 Eylül 2015 ise sözleşmesi sakatlığından dolayı bozuldu.На 5 август 2009 г. разтрогва договора си с Реал.
Ancak morfin bağımlılığı nedeniyle sanatçının sağlığı bozuldu ve tiyatroyu bırakmak zorunda kaldı.Нейното пристрастяване към морфина влошава здравето ѝ и води до пенсионирането от театъра.
Kızlık zarının hasara uğramış olması kadında bekâretin bozulduğuna kanıt olarak görülür.Разбойникът излъгва девойката, че на съпруга ѝ му е станало лошо.
Richard gelmiştir ve iki adamını öldürdükleri için anlaşmanın bozulduğunu söyler.David je čuo što mora učiniti te je pobio dvjesto ljudi.
Fakat yeni yılda sıhhati gayet bozuldu.Međutim, sljedeće godine se teško razbolio.
Safevi Devleti'nin idaresindeki birlik beraberlik bozuldu.DEMOS-ova koalicija i formalno raspala.
Bu denge bozulduğunda hastalıklar ortaya çıkar.Nakon što je zabranjen taj običaj, bolest je vrlo brzo nestala.
28 Şubat sürecinin ardından işleri bozuldu.Konačno, Senat je 28. srpnja raskinuo ugovor.
1960'larda fizikçiler QED son derece yüksek enerjilerde bozulduğunu fark etti.V priebehu 60tych rokov fyzici objavili, že pri extrémne vysokých energiách sa QED rozpadá a neplatí.
11 Nisan'da istasyonun dört güneş hücresi bozuldu ve elektrik kesildi.11. apríla stanica stratila 4 solárne panely a všetku energiu.
Bir puan nedeniyle moralimiz bozuldu.Toto je jedným z dôvodov prečo sa po čase vzťah rozpadá.
Daha sonra da bu saha bozuldu ve doğu-batı yönlerinde yeni bir saha yapıldı.Tento most sa neskôr zrútil a v troskách sa našla ďalšia kostra.
1861'ın ilkbaharında padisahın sağlığı büsbütün bozuldu.Vo februári 1821 sa Napoleonovo zdravie rapídne zhoršilo.
Yaşamının son yıllarında sağlığı bozuldu, birkaç kalp krizi geçirdi.V posledných rokoch života trpel na ochorenie srdca.
Sonunda Arne ve Brent'in arası bozuldu.Medzi Joeom a Violet sa nakoniec všetko urovnalo.
Evlilik 1322 yılında bozuldu.Rozviedli ich v roku 1322.
Ağır çalışma ve yaşam koşulları yüzünden sağlığı bozuldu.Nedostatok liekov a ťažká práca zhoršovali jeho zdravotný stav.
Sonraki yıllarda bu gelenek bozuldu.Po niekoľkých rokoch však táto tradícia zanikla.
Norman düzeni bozuldu ve Normanlar sahile doğu geri çekilmeye başladılar.Normanske vrste so razpadle in Normani so se umaknili proti obali.
5 Eylül 2015 ise sözleşmesi sakatlığından dolayı bozuldu.Petega septembra 2010 se je porušila zaradi domnevno podtaknjenega požara.
Kocası imparator Theofilos'un sağlığı bozuldu ve 20 Ocak 842 tarihinde öldü.Teofilovo zdravje se je postopoma slabšalo in 20. januarja 842 je umrl.
Zamanla sağlığı bozuldu ve görme yeteneğini kaybetmeye başladı.Darbas ilgam pakenkė jo sveikatai ir negrįžtamai pažeidė regėjimą.
1861'ın ilkbaharında padisahın sağlığı büsbütün bozuldu.1896. aasta suvel halvenes Munkácsy tervis järsult.
Sağlığı bozuldu.See rikkus ta tervise.
Akılsız içinden, ‹‹Tanrı yok!›› der. İnsanlar bozuldu, iğrençlik aldı yürüdü, İyilik eden yok.Al maestro del coro. Di Davide. Sono corrotti, fanno cose abominevoli: nessuno più agisce bene
Akılsız içinden, ‹‹Tanrı yok!›› der. İnsanlar bozuldu, iğrençlik aldı yürüdü, İyilik eden yok.Dårerne siger i Hjertet: "Der er ingen Gud!" Slet og afskyeligt handler de, ingen gør godt.
Akılsız içinden, ‹‹Tanrı yok!›› der. İnsanlar bozuldu, iğrençlik aldı yürüdü, İyilik eden yok.어리석은 자는 그 마음에 이르기를 하나님이 없다 하도다 저희는 부패하고 소행이 가증하여 선을 행하는 자가 없도다
Akılsız içinden, ‹‹Tanrı yok!›› der. İnsanlar bozuldu, iğrençlik aldı yürüdü, İyilik eden yok. sazlar››.Al maestro del coro. Su «Macalat». Maskil. Di Davide
Akılsız içinden, ‹‹Tanrı yok!›› der. İnsanlar bozuldu, iğrençlik aldı yürüdü, İyilik eden yok. sazlar››.Az éneklõmesternek a mahalathra, Dávid tanítása.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod