Daha sonraki yıllarda alkol bağımlılığı yüzünden sağlıği giderek bozuldu.Allí su salud acabó de degradarse por su alcoholismo.
"Kod birliği bozuldu".'La Junta ya está rota'.
Sonraki yıllarda bu gelenek bozuldu.En los últimos años la tradición se ha perdido.
Şimdi cüceyi bulunca büyü bozuldu.Al romperse, el hechizo desaparece.
Hikayedeki gibi, filmde de bu tepe kardeşliğin bozulduğu yerdir.Como otros teatros de la época, La Scala fue también un casino.
Nakarat kısmı "Belki birazcık bozuldun, ruhun belki can çekişiyor."How Can You Mend a Broken Heart, pero su éxito comenzó a menguar.
11 Nisan'da istasyonun dört güneş hücresi bozuldu ve elektrik kesildi.El 11 de abril la estación perdió los paneles solares y todos los sistemas de corriente interna.
Gösteri öncesinde ayrıca Rusev ve Jinder Mahal'ın arası bozuldu.En dicho entrenamiento, Amore terminó siendo atacado por Rusev y Jinder Mahal.
Saatim bozuldu, bu yüzden yeni bir tane istiyorum.Il mio orologio si è rotto, per cui ne vorrei uno nuovo.
Çamaşır makinesi bozuldu.Si è rotta la lavatrice.
Barış bozuldu ve Simeon Hıristiyanlara karşı bir ordu hazırladı."La pace fu rotta e Simeone decise di prendere le armi contro i Cristiani ."
Dokular, daha büyük ve karmaşık simetri grupları bozulduğunda oluşur.Un difetto di trama si forma in caso di completa rottura di gruppi di simmetria larghi e complessi.
Daha sonraki yıllarda alkol bağımlılığı yüzünden sağlıği giderek bozuldu.Durante gli ultimi anni della sua vita la sua salute fu rovinata dall'abuso di alcol.
Çiftin ekonomik durumu gittikçe bozuldu.A quel punto, il rapporto di coppia si deteriorò ulteriormente.
5 Eylül 2015 ise sözleşmesi sakatlığından dolayı bozuldu.Tuttavia, il 5 febbraio 2014 viene svincolato dal contratto a causa di un infortunio.
Irakeyn Seferi sırasında aralarındaki ilişki bozuldu.Anche le relazioni con l'Unione Europea si sono raffreddate per un periodo.
Sondadaki telemetri fırlatmadan 7 gün sonra bozuldu.Sette giorni più tardi, la sessione telemetrica fallì.
1960'lı yıllar sonunda sağlığı gittikçe bozuldu.Negli ultimi mesi del 1940 la sua salute andò sempre più peggiorando.
Şimdi cüceyi bulunca büyü bozuldu.Una volta scoperchiato la stregá riuscì a morire.
Hayatının son 2,5 yılında sağlığı bozuldu.La sua vita dura 2,5 anni.
Hangisi bozuldu?Какой из них сломан?
Osmanlı donanması bozuldu.Корейский флот разбит.
Ancak bu evlilikten kısa bir süre sonra ilişkiler bozuldu.Вскоре после этого брак распался.
1960'lı yıllar sonunda sağlığı gittikçe bozuldu.В 1960-е годы здоровье его ухудшается.
Yaşamının son yıllarında sağlığı bozuldu, birkaç kalp krizi geçirdi.В последние годы жизни испытывал проблемы со здоровьем, перенес два инфаркта.
Ancak morfin bağımlılığı nedeniyle sanatçının sağlığı bozuldu ve tiyatroyu bırakmak zorunda kaldı.Из-за расстроенного здоровья инженер был вынужден оставить завод и уйти в отставку.
Şimdi ise bağlar bozuldu.В настоящее время ветка разобрана.
Geçirgenlikleri bozulduğu zaman, doku aralığındaki kanın sıvı kısmına doluşarak ödem oluştururlar.Пока они так выясняют отношения, капля крови падает с чердака.
Ocak 1928'de nişan bozuldu.وتاسست في 28يناير فجرا .
Altuntaş'ın oğlu Harun zamanında Gaznelilerle ilişkiler bozuldu.وفي تلك الأثناء كان يجري مفاوضات مع ابن سعود في نجد.
Bir süre sonra koalisyon bozulduğunda birinci MC hükümeti geride kalmıştı.مباشرة بعد أول اتفاقية روزفلت، وجد الحزب الديموقراطى نفسه يتفكك.
1861'ın ilkbaharında padisahın sağlığı büsbütün bozuldu.تدهورت صحة بيل في أواخر سنة 1867 بشكل رئيسي بسبب الإجهاد.
Bu yol da önemini kaybedince ekonomi bozuldu.بعد أن حدث كل هذا فقدت الفسطاط أهميتها الاقتصادية.
Osmanlı Ordusu, Urmiye'de bozuldu.كان الجيش الروسي يهرب من الجُنديّة.
Bu olumsuz tepkiler şairde büyük bir moral çöküntüsüne sebep oldu ve sağlığı bozuldu.وأصبح ذلك التأثير السلبي سببا كبيرا في إنهيار حالته النفسيه وإفساد صحته.
Barış bozuldu ve Simeon Hıristiyanlara karşı bir ordu hazırladı."A paz foi quebrada e Simeão decidiu erguer armas contra os cristãos ."
Fakat yeni yılda sıhhati gayet bozuldu.Passa o novo ano já muito doente.
1955`te şeker hastası olduğunu öğrendi, giderek sağlığı bozuldu, kör oldu ve iki bacağı kesildi.Ele morreu em 1955, cego e com ambas as pernas amputadas.
1960'lı yıllar sonunda sağlığı gittikçe bozuldu.Na metade da década de 1960, entretanto, sua saúde começou a deteriorar-se.
Ancak beklenenin aksine et bir süre sonra bozuldu ve D. radiodurans keşfedildi.No entanto, mesmo assim a carne estragou, o que possibilitou aos cientistas isolar a D. radiodurans.
11 Nisan'da istasyonun dört güneş hücresi bozuldu ve elektrik kesildi.Em 11 de Abril, a estação perdeu quatro painéis solares e toda sua alimentação.
Anlaşma iç savaşla bozulduğundan evlilik asla gerçekleşmedi.Porém, este contrato eventualmente seria rompido e o casamento jamais se realizou.
Ağır çalışma ve yaşam koşulları yüzünden sağlığı bozuldu.As difíceis condições de vida e o trabalho constante enfraqueceram a sua saúde.
Ancak, Doktor'un TARDIS'inde bu devre bozulduğu için son şeklini aldığı polis kulübesi olarak kalmıştır.O Doctor se questiona a respeito de porque a TARDIS manteve a forma de uma Cabine de Polícia.
Hikayedeki gibi, filmde de bu tepe kardeşliğin bozulduğu yerdir.Assim como o filme, o episódio proeminentemente tem queda de braço.
5 Eylül 2015 ise sözleşmesi sakatlığından dolayı bozuldu.Ele rompeu o contrato em 15 de setembro de 2004, por infecções.
Ancak bu ortaklık bir süre sonra bozuldu.Algum tempo depois a parceria foi desfeita.
Ağır çalışma ve yaşam koşulları yüzünden sağlığı bozuldu.Door het hard labeur en het ruw klimaat ging zijn gezondheid achteruit.
Şimdi cüceyi bulunca büyü bozuldu.Als die wordt opgetild, is de betovering verbroken.
1960'lı yıllar sonunda sağlığı gittikçe bozuldu.Eind jaren zestig ging haar gezondheid achteruit.
5 Eylül 2015 ise sözleşmesi sakatlığından dolayı bozuldu.Op 6 december 2015 werd het contract per direct ontbonden vanwege een vertrouwensbreuk.
Şimdi ise bağlar bozuldu.Tegenwoordig is de lijn opgebroken.
2003. ^ "Yüzük Kardeşliği Nasıl Bozuldu?".1993 - ‘De verdwenen Marrons van Krabbeholle.’
Evlilik 1322 yılında bozuldu.Het huwelijk werd in 1392 geannuleerd.
Fakat bu baris anlaşması da hemen bozuldu.Hun linie werd vrijwel onmiddellijk doorbroken.
Anlaşma iç savaşla bozulduğundan evlilik asla gerçekleşmedi.Door het uitbreken van de oorlog ging hun huwelijk niet door.
Ancak bu evlilikten kısa bir süre sonra ilişkiler bozuldu.Wkrótce po tym wydarzeniu ich małżeństwo rozpadło się.
Savaşın başlangıcında, bu prosedür tamamen bozuldu.Z chwilą wybuchu wojny doszło do całkowitego załamania powyższej procedury.
Orduları bir daha toparlanamayacak şekilde bozuldu.Rozproszonych oddziałów nie udało się już ponownie zebrać.
Bir puan nedeniyle moralimiz bozuldu.O podstawie moralności, przeł.