Çünkü 1990'larda Kongre'nin kendisinin yaptığı ve kutuplaşmalara neden olan fonksiyon bozukluklarının çoğunu왜냐하면 우리의 많은 문제가, 1990년대의 국회에서 그 자신들을 더 심하게 양극화시키고
Çünkü 1990'larda Kongre'nin kendisinin yaptığı ve kutuplaşmalara neden olan fonksiyon bozukluklarının çoğunuVeel van onze dysfunctie komt direct voort uit dingen die het Congres zichzelf aandeed in de jaren 90.
Çünkü 1990'larda Kongre'nin kendisinin yaptığı ve kutuplaşmalara neden olan fonksiyon bozukluklarının çoğunuלעולם לא נחזור, לדעתי, לרמות הקיטוב הנמוכות הללו. אבל יש הרבה שאפשר לעשות. יש עשרות רבות
Çünkü 1990'larda Kongre'nin kendisinin yaptığı ve kutuplaşmalara neden olan fonksiyon bozukluklarının çoğunuلأن الكثير من اسباب خمولنا يمكن ان تعرف و تدرس مباشرة و توصل بأشياء فعلها الكونجرس لنفسه في التسعينات
Çünkü 1990'larda Kongre'nin kendisinin yaptığı ve kutuplaşmalara neden olan fonksiyon bozukluklarının çoğunu元をたどれば1990年代に 議会自身がもたらしたもので 内部にさらなる分裂と機能不全を創りだすに至ったからです
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.(37:8) ибо чресла мои полны воспалениями, и нет целого места в плоти моей.
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.(38:8) Car un mal brûlant dévore mes entrailles, Et il n`y a rien de sain dans ma chair.
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.Căci o durere arzătoare îmi mistuie măruntaiele, şi n'a mai rămas nimic sănătos în carnea mea.
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.Demam membakar tubuhku, tak ada yang sehat pada badanku
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.Denn meine Lenden verdorren ganz, und ist nichts Gesundes an meinem Leibe.
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.Ik ben een gebroken man en ga gebukt onder mijn lasten. Ik draag alleen nog zwarte kleding.
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.Jag går krokig och mycket lutande; hela dagen går jag sörjande.
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.Jeg er kroket, aldeles nedbøiet; hele dagen går jeg i sørgeklær.
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.Kajti ledja moja so polna prisada in nič ni zdravega na mesu mojem.
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.내 허리에 열기가 가득하고 내 살에 성한 곳이 없나이다
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.Lehorgadtam, meggörbedtem nagyon; naponta szomorúan járok.
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.Minä käyn kumarassa, aivan kyyryssä, kuljen murheellisena kaiken päivää.
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.Pohrbený a sklíčený jsem náramně, každého dne v smutku chodím.
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.Pois os meus lombos estão cheios de ardor, e não há coisa sã na minha carne.
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.Porque mis espaldas están inflamadas, y no hay parte sana en mi cuerpo
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.Skurczyłem się, i skrzywiłem się bardzo, na każdy dzień w żałobie chodzę.
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.Sono curvo e accasciato, triste mi aggiro tutto il giorno
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.Thi Lænderne er fulde af Brand, intet er karskt på min Krop,
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.Vì có lửa hừng thiêu đốt cật tôi, Và thịt tôi chẳng nơi nào lành.
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.Vì có lửa hừng thiêu_đốt cật tôi , Và thịt tôi chẳng nơi nào lành .
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.Zohnutý som a zronený až veľmi; smutný chodím deň ako deň.
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.Διοτι τα εντοσθια μου γεμουσι φλογωσεως, και δεν υπαρχει υγεια εν τη σαρκι μου.
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.Защото всичките ми вътрешности са запалени, И няма здраве в месата ми.
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.כי כסלי מלאו נקלה ואין מתם בבשרי׃
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.لان خاصرتي قد امتلأتا احتراقا وليست في جسدي صحة.
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.我 滿 腰 是 火 . 我 的 肉 無 一 完 全
Çünkü belim ateş içinde, Sağlığım bozuk.我 滿腰 是 火 . 我 的 肉無 一 完全
Çünkü maalesef, erkekler için uyku bozukluğu bir güç sembolüne dönüştü.Bởi vì đáng buồn thay, đối với đàn ông, việc thiếu ngủ đã trở thành một biểu tượng.
Çünkü maalesef, erkekler için uyku bozukluğu bir güç sembolüne dönüştü.Denn leider ist Schlafmangel für die Männer ein Zeichen von Männlichkeit geworden.
Çünkü maalesef, erkekler için uyku bozukluğu bir güç sembolüne dönüştü.Deoarece, din nefericire pentru bărbaţi, lipsa de somn a devenit un simbol de virilitate.
Çünkü maalesef, erkekler için uyku bozukluğu bir güç sembolüne dönüştü.Desværre for mændene, er søvnmangel nemlig blevet et symbol på virilitet.
Çünkü maalesef, erkekler için uyku bozukluğu bir güç sembolüne dönüştü.För tyvärr så har sömnbrist blivit en virilitetssymbol bland män.
Çünkü maalesef, erkekler için uyku bozukluğu bir güç sembolüne dönüştü.Karena sayangnya, bagi pria, kurang tidur sudah menjadi simbol kejantanan.
Çünkü maalesef, erkekler için uyku bozukluğu bir güç sembolüne dönüştü.왜냐하면 불행하게도 남성들에게 수면 부족은 왕성한 정력의 상징이 되었습니다
Çünkü maalesef, erkekler için uyku bozukluğu bir güç sembolüne dönüştü.Mert sajnos a férfiak számára az alvásmegvonás a férfiasság szimbólumává vált.
Çünkü maalesef, erkekler için uyku bozukluğu bir güç sembolüne dönüştü.Na žalost je moškim pomanjkanje spanja postalo simbol možatosti.
Çünkü maalesef, erkekler için uyku bozukluğu bir güç sembolüne dönüştü.Parce que malheureusement, chez les hommes la privation de sommeil est devenue un symbole de virilité.
Çünkü maalesef, erkekler için uyku bozukluğu bir güç sembolüne dönüştü.Perché sfortunatamente, per gli uomini la mancanza di sonno è diventata un simbolo di virilità.
Çünkü maalesef, erkekler için uyku bozukluğu bir güç sembolüne dönüştü.Ponieważ niestety dla mężczyzn niedobór snu jest symbolem męskości.
Çünkü maalesef, erkekler için uyku bozukluğu bir güç sembolüne dönüştü.Porque infelizmente, para os homens a privação do sono tornou-se um símbolo de virilidade.
Çünkü maalesef, erkekler için uyku bozukluğu bir güç sembolüne dönüştü.Porque, por desgracia, para los hombres dormir poco se ha vuelto un símbolo de virilidad.
Çünkü maalesef, erkekler için uyku bozukluğu bir güç sembolüne dönüştü.Pretože nanešťastie pre mužov je deficit spánku niečo ako symbol mužnosti.
Çünkü maalesef, erkekler için uyku bozukluğu bir güç sembolüne dönüştü.Protože, naneštěstí pro muže, se spánková deprivace stala symbolem mužnosti.
Çünkü maalesef, erkekler için uyku bozukluğu bir güç sembolüne dönüştü.Valitettavasti miehille univajeesta on tullut miehekkyyden symboli.
Çünkü maalesef, erkekler için uyku bozukluğu bir güç sembolüne dönüştü.Want helaas is voor mannen slaaptekort een symbool van mannelijkheid geworden.
Çünkü maalesef, erkekler için uyku bozukluğu bir güç sembolüne dönüştü.Γιατί δυστυχώς, για τους άνδρες η στέρηση του ύπνου έχει γίνει σύμβολο ανδρισμού.
Çünkü maalesef, erkekler için uyku bozukluğu bir güç sembolüne dönüştü.Потому что к несчастью для мужчин недосып стал символом мужественности.
Çünkü maalesef, erkekler için uyku bozukluğu bir güç sembolüne dönüştü.Тому що, нажаль, для чоловіків нестача сну стала символом змужнілості.
Çünkü maalesef, erkekler için uyku bozukluğu bir güç sembolüne dönüştü.Тъй като за съжаление, за мъжете, лишаването от сън се е превърнало в символ на мъжественост.
Çünkü maalesef, erkekler için uyku bozukluğu bir güç sembolüne dönüştü.מפני שלצערנו, לגברים מחסור בשינה הפך לסמל הגבריות.
Çünkü maalesef, erkekler için uyku bozukluğu bir güç sembolüne dönüştü.لانه ولسوء الحظ بالنسبة للرجال فان قلة النوم هي رمز الفحولة
Çünkü maalesef, erkekler için uyku bozukluğu bir güç sembolüne dönüştü.睡眠不足が 男らしさの象徴になっています 先日ある男性と食事をしたのですが
Dai Manju'yu takip ettiğimiz yıllarda şunu görme şansımız oldu, bozuk bir döngüden, düzgün bir döngüye geçti.그리고 몇 년에 걸쳐, 우리가 다이 만주를 지켜보면서, 우리는 그녀가 악 순환에서 나와서 선순환으로 들어갈 수 있었다는 것을 볼 수 있었습니다.
Dai Manju'yu takip ettiğimiz yıllarda şunu görme şansımız oldu, bozuk bir döngüden, düzgün bir döngüye geçti.Ob večletnem spremljanju Dai Manju smo videli, da se je uspela premakniti iz začaranega kroga v uspešen krog.
Dai Manju'yu takip ettiğimiz yıllarda şunu görme şansımız oldu, bozuk bir döngüden, düzgün bir döngüye geçti.Śledząc przypadek Dai Manju zobaczyliśmy, że udało jej się wyrwać z błędnego koła na drogę powodzenia.