Biz bu müzakereyi bozmak istiyoruz.We want to break off this negotiation.
Tom'un tatilini bozmak istemiyorum.I don't want to ruin Tom's holiday.
Sürprizi bozmak istemiyorum.I wouldn't want to spoil the surprise.
Tom Mary'ye nişanı bozmak istediğini söyledi.Tom told Mary that he wanted to break off the engagement.
Hayatımdaki en iyi anı bozmak mı istiyorsun?Do you want to spoil the best moment in my life?
Sana daha önce söylerdim ama akşam yemeğini bozmak istemedim.I would've told you earlier, but I didn't want to ruin dinner.
Sami mahkumiyetini bozmak için bir kampanya başlattı.Sami launched a campaign to overturn his conviction.
Eski karım yeni ilişkimi bozmak istiyor.My ex-wife wants to ruin my new relationship.
Eski sevgilim yeni ilişkimi bozmak istiyor.My ex wants to ruin my new relationship.
Aurelian bu düzeni bozmak istemiş ve Felicissimus'u mahkemeye çıkartmıştı.Aurelian wanted to eliminate this, and put Felicissimus on trial.
Her iki takım da eşitliği bozmak için fırsatlar yakaladı.Both teams missed scoring opportunities.
Filtrenin aşırı temizlenmesi bazen akvaryumdaki biyolojik dengeyi bozmak için yeterli gelebilir.Sometimes, simply cleaning the filter is enough to seriously disturb the aquarium's balance.
Dört lise öğrencisi mezuniyet gecesine kadar bakirliklerini bozmak için çalışmalara başlıyorlar.The four friends make a pact to lose their virginity before they graduate from high school.
Yalnızlar otelin işleyişini bozmak için ufak bir baskın düzenler.The loners launch a mini-raid to sabotage the hotel's work.
İki taraf da birbirini saldırı gerçekleştirerek ateşkes antlaşmasını bozmakla suçlamaktadır.Both sides accused the other of violating the ceasefire regime.
Orucu bozmak için yenen yemek bir şölen yemeği olarak görülür.It is recommended as a compliment to grilled food.
Bu büyüyü bozmak istiyorumThat you've created
Ben işte bu tılsımı bozmak istiyorum.And that is the spell that I want to break.
Bunun kuralı var, hatırlaması çok kolay, ayrıca kuralı şurada veya burada bozmak da serbest.It's structured, so it ends up being simple to remember, and it's okay to break it here and there.
Ama bu durumu bitirmek, pes etmek ve sessizliğini bozmak istemiyordu.But he didn't want to break and give in, and break his silence.
Bu endüstriler bizim internetimizi bozmakla yetinmeyecekler.These industries will not be content with breaking our Internet.
Fakat sanatçıların tercihi simetriye dair bir beklenti yaratıp sonra onları bozmaktır.But what artists like to do is to set up expectations of symmetry and then break them.
İshal olmak, motoru bozmak...It's the runs, the Hershey squirts, the squits.
Bunu bozmaktan nefret ediyorum ama davranışımızı kontrol eden başka bir parça yok.Well, I hate to break it to you, those aren't other body parts controlling your behavior.
Ey inananlar, kendinizden başkasını kendinize dost edinmeyin; onlar sizi bozmaktan geri durmazlar.O believers, do not make others except your own people your confidants.
Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.Verily Satan sows dissensions: Satan is indeed the acknowledged enemy of mankind.
Doğrusu şeytan aralarını bozmak ister. Şeytan şüphesiz insanın apaçık düşmanıdır.Verily Satan sows dissensions: Satan is indeed the acknowledged enemy of mankind.
Allah, Kendisine karşı gelmekten, özellikle ahdi bozmaktan sakınanları sever.God loves those who take heed for themselves.
Allah, sözleşmelerini bozmaktan sakınanları sever.Verily Allah loveth the God-fearing.
Çünkü Allah (ahdi bozmaktan)sakınanları sever.Verily Allah loveth the God-fearing.
Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır.(Because) Shaitan (Satan) verily, sows disagreements among them.
Doğrusu şeytan aralarını bozmak ister.(Because) Shaitan (Satan) verily, sows disagreements among them.
Düzeni bozmak için değil, yaratmak için bize bakıyor.He looks at us to establish order, not destroy it.
İki ruhani lider ayrılığı bozmak amacıyla bir araya gelecek.The two spiritual heads will meet in an attempt to breach the divide.
Bozmak imkansız değilse de çok zor," dedi."It's still too early to say that negotiations will fail.
Roma'nın Latium'da yükselen salahiyeti, bölgedeki güç dengelerini peyderpey bozmaktaydı.The growing might of Rome in Latium had begun to upset the balance of power in Latium.
Yarışmacılar yine berabere kalırsa, beraberliği bozmak için Hedef çifti problemleri kullanılır.If contestants are still tied, pairs of Target problems are used to break ties.
Oregon, New Mexico ve Utah'ın yakında kabul edilmesi de dengeyi bozmakla tehdit etti.The imminent admission of Oregon, New Mexico, and Utah also threatened to upset the balance.
Can Manay, ikilinin arasını bozmak için her türlü yönteme başvuracaktır artık.Schu erhebt nun Nut in die Höhe, um beide zu trennen.
İki taraf da birbirini saldırı gerçekleştirerek ateşkes antlaşmasını bozmakla suçlamaktadır.Beide Seiten beschuldigten sich gegenseitig, eine Waffenruhevereinbarung zu brechen.
Fakat bu mutluluğu bozmak isteyenler vardır.Und so muss es auch noch einen Bösen geben, der das Glück stört.
Alışkanlıkları bozmak zordur.Les habitudes sont difficiles à rompre.
Wendy Winkle: Wendy, Walter Winkle'ın kızıdır, Onun küçükleri yapıp bozmaklı bir yaşam stili vardır.Wendy Winkle : Wendy est la fille de Walter Winkle, pourrie gâtée et égocentrique.
Bu, orucu "bozmak" için uygun sayıldığından ilkdoğanlar günün geri kalanında da yiyebilirler.Si ceux-ci furent repêchés avant le matin, pour d'autres il fallut attendre onze jours de plus.
Fakat bu mutluluğu bozmak isteyenler vardır.Laissez cette malheureuse place à ceux qui repoussent le bonheur.
Her iki takım da eşitliği bozmak için fırsatlar yakaladı.Les deux équipes ont eu des occasions pour gagner le match.
Abruzzi bu durumu bozmak için dışarıdaki arkadaşına T-Bag'in kuzenini ortadan kaldırmasını söyler.Abruzzi prend l'affaire en main en éliminant le cousin et en mettant au point l'élimination de T-Bag.
Askerlik biliminde, düşmanın tedarik hatlarını bozmak en önemli askerî stratejilerden biridir.Le débauchage des troupes de l'adversaire constitue l'un des buts principaux des stratégies propagandistes.
Ben sözümü bozmak istemem.Yo no quiero romper mi promesa.
Aurelian bu düzeni bozmak istemiş ve Felicissimus'u mahkemeye çıkartmıştı.Aureliano quería eliminar esta práctica, y sometió a juicio a Felicísimo.
Tacitus, Nero'nun Britannicus'un halkın gözündeki imajını bozmak için yaptığı sayısız denemeden bahseder.Tácito escribe que Nerón intentó en numerosas ocasiones socavar la imagen pública de Británico.
Yalnızlar otelin işleyişini bozmak için ufak bir baskın düzenler.Los Solitarios lanzan una redada en el Hotel.
Kamu düzenini bozmak isteyenler çapulcudur.Los que lo hacen se curan de la picadura.
Fakat bu yorum termodinamiğin ikinci kanununu bozmaktadır.Esta es la base de la segunda ley de la termodinámica.
Sürprizi bozmak istemiyorum.Non voglio rovinare la sorpresa.
Ancak son dönemlerde balık avlamada patlayıcı kullanımı bu geleneği bozmaktadır.Solo con il tempo si riesce a portare a termine un'azione di pesca efficace.
Siz SSCB kurma fikrini bozmak yolundasınız, Yoldaş Stalin.Я считаю, что все правильно сделано с вами, товарищ Козлов.
Fakat bu yorum termodinamiğin ikinci kanununu bozmaktadır.Это фундаментальное ограничение, вытекающее из второго закона термодинамики.
Fakat bu yorum termodinamiğin ikinci kanununu bozmaktadır.يدعي الكتاب أنه قد دحض القانون الثاني للديناميكا الحرارية.
Bu varlığın rahatını bozmak tehlikelidir.A identificação de sua presença no agregado é difícil.