Ana içeriğe geç
Sözlük

bozdu ile cümle

bozdu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ocak 1908'de birkaç kişi para bozdurmaya çalışırken tutuklandı.В январе 1908 ряд лиц были арестованы при попытке обмена.
1907'nin sonuna doğru Lenin 500 rublelik banknotları ülke dışında bozdurmaya karar verdi.К концу 1907 года, Ленин решил обменять оставшиеся 500-рублевые купюры за рубежом.
Her halükarda, bu son olay tüm planı bozdu.Разразившаяся война нарушила все планы.
64. bölümde Kendal arabasının frenini bozduğu için uçurumdan suya uçar.Сошел на 64-м круге из-за поломки маслопровода.
Fakat Paris Mahkemesi kararı bozdu.В Венесуэле решение Парижского арбитражного суда вызвало недовольство.
Önce başarısız uçuşuyla uçağı bozdu ama sonra uçmaya başarıdı.При посадке он попал в авиакатастрофу, но сумел выжить.
Mescitlerini ve medreselerini yaktı,yıktı ve bozdu.Как она пиналась ногами, кусалась и рвалась!
Poe nişanlılıkları boyunca içmeyeceğine söz verdi; ancak, bu sözünü yalnızca birkaç gün içinde bozdu.По пообещал сохранять до свадьбы трезвость, однако через несколько дней клятву нарушил.
Danıştay ise iptal kararını bozdu.По его совету поединок остановили.
Ancak aynı yılın Ekim ayında Askerî Yargıtay mahkûmiyet kararlarını esastan bozdu.Но уже в следующем году князь эту присягу нарушил.
"Cezaevi kimyamı bozdu".«Революция сломала эту тюрьму».
Ocak 1908'de birkaç kişi para bozdurmaya çalışırken tutuklandı.في يناير 1908، تم القبض على عدد من الأفراد عندما كانوا يحاولون صرف العملات الورقية.
Poe nişanlılıkları boyunca içmeyeceğine söz verdi; ancak, bu sözünü yalnızca birkaç gün içinde bozdu.وافق بو على البقاء رزينًا أثناء الإرتباط - وهو تعهد انتهكه خلال بضعة أيام فقط.
"Dehşet planını mont bozdu".كان يدخر انتحار فاشلة التنفيذ ".
Ocak 1908'de birkaç kişi para bozdurmaya çalışırken tutuklandı.Em janeiro de 1908, várias pessoas foram presas enquanto tentavam trocar as notas.
Bu olay IX. Mihail'ın sağlığını bozdu ve 12 Ekim 1320 tarihinde öldü.O caso afetou seriamente a saúde de Miguel IX e ele morreu em 12 de outubro de 1320.
Doktor ve Bill günümüze döndüklerinde Nardole, Doktor'u dünyada kalma yeminini bozduğu için azarlar.Eles retornam ao presente, onde Nardole repreende o Doutor por quebrar seu juramento de permanecer na Terra.
4 Mayıs tarihinde güneş tutulması Bizans askerlerini korkutup, morallerini bozdu.Em 4 de maio um eclipse solar provocou receio e reduziu a moral bizantina.
Kirito, Nobuyuki'nin planlarını bozduktan sonra Asuna ile gerçek hayatta da tanışır ve birlikte olur.Nadat Kirito Nobuyuki's plan ontmaskert, wordt hij eindelijk weer herenigd met Asuna terug in de echte wereld.
Her halükarda, bu son olay tüm planı bozdu.Iedere afwijking zou het plan in de war schoppen.
Bunun sonucu olarak Claudius nişan akdini bozdu ve Silanus'u kamu görevlerinden ayrılmaya zorladı.Daarop brak Claudius de verloving af en dwong hij Silanus om af te treden als praetor.
2005 yılında Yargıtay, dosyada evrak eksiklikleri olduğu gerekçesiyle kararı usul yönünden bozdu.In het hoger beroep in 2005 werd deze uitspraak verworpen wegens onvoldoende bewijs.
Bunu sen mi bozdun?Heb je dit stukgemaakt?
En sonunda bu seriyi Khali ile takım olup Curt Hawkins ve Tyler Reks'i NXT'de yenerek bozdu.Jak tylko team zaistniał na NXT, został zaatakowany przez Curta Hawkinsa i Tylera Reksa.
Önce başarısız uçuşuyla uçağı bozdu ama sonra uçmaya başarıdı.Podczas pierwszego lotu jego samolot zapalił się, udało mu się jednak wylądować.
Ocak 1908'de birkaç kişi para bozdurmaya çalışırken tutuklandı.I januari 1908 blev ett flertal personer arresterade när de försökte växla in sedlarna.
Jordan'a Fall of Man yapsalar da gelen tuşu Gable bozdu.När som helst, oavsett vems tur det är, kan Gabong utföras.
Araştırmacılar soğuk algınlığının kobayların virüse karşı bağışıklık yanıtını bozduğunu bulamadılar.I den studien fann forskarna ingen negativ påverkan på honungsbinas samhällstillväxt.
Damaksız emzikler damağa baskı yaparak damak yapısını bozdukları için dişlerin yamuk çıkmasına neden olurlar.Tandpressning innebär att man pressar tänderna genom att bita ihop käkarna.
Ocak 1908'de birkaç kişi para bozdurmaya çalışırken tutuklandı.У 1908 році заарештований у Відні за спробу пограбувати банк.
Her halükarda, bu son olay tüm planı bozdu.Проте Друга світова війна зруйнувала всі плани.
Tom sahte çek bozdurduğunu itiraf etti.Том визнав, що він підробив чек.
Ancak aynı yılın Ekim ayında Askerî Yargıtay mahkûmiyet kararlarını esastan bozdu.V červenci téhož roku však hrabě všechny odsouzené podmínečně omilostnil.
İsko: Sarı saçlarından sen suçlusun. (mikrofonunu bozduğum için özür dilerim.)Jason: (otevře dveře náklaďáku s Rakyaty) Vaas: Ahoj Jasone, chyběl jsem ti?
Melodia hırsızlıktan tutuklanınca, Viola babasının isteği üzerine nişanı bozdu.Ale po Melodiově zatčení za krádež Violiin otec trval na tom, aby zrušila svoje zasnoubení, což udělala.
Bu uyuşmazlık anlaşmayı bozdu.Toto soudní rozhodnutí však dohodu narušilo.
Anayasa Mahkemesi, önceki kararını bozdu.Curtea Constituțională a anulat decizia anterioară.
Biliyorum bu biraz moralimizi bozdu fakat bazen doğru şey müzikten daha önemlidir."Tudom, hogy kissé elszomorító, de néha a helyes dolog fontosabb mint a zene.”
Fakat Paris Mahkemesi kararı bozdu.A párizsi parlament halálra ítélte.
Her halükarda, bu son olay tüm planı bozdu.Azonban az események menete megzavarta e terv kivitelezést.
Her halükarda, bu son olay tüm planı bozdu.Sota kuitenkin katkaisi kaikki suunnitelmat.
Bu uyuşmazlık anlaşmayı bozdu.Tämä vei sopimuksen raukeamiseen.
Herkes memnundu da ben mi bozdum memnuniyetinizi?Onko niin, että kaikki olivat tyytyväisiä ja minä tulin pilaamaan ilonne?
Başka bir dava açarak kararı bozdu.Men nu blev sagen optaget fra en anden side.
Bu durumun adaleti bozduğunu, güçlüyü daha güçlü yaptığını savunur.Det som ikke ødelegger meg gjør meg sterkere.
Ocak 1908'de birkaç kişi para bozdurmaya çalışırken tutuklandı.Pada Januari 1908, sejumlah orang ditangkap saat mencoba menukarkan uang-uang kertas tersebut.
Proguanil gibi ilaçların retinoid homeostazı bozduğunu öne sürmektedir.Diusulkan bahwa obat-obatan seperti proguanil tindakan untuk mengganggu homeostasis retinoid.
1907'nin sonuna doğru Lenin 500 rublelik banknotları ülke dışında bozdurmaya karar verdi.Pada akhir tahun 1907, Lenin memutuskan untuk menukarkan uang kertas 500 rubel yang tersisa di luar negeri.
Nişanını bozduktan sonra, Laurence'la sevgili olur.Setelah putus hubungan dengan Rangga, kini ia bertunangan dengan Trian.
Bora doğrudan Eugenius'un kuvvetlerinin üzerine gitti ve hattı bozdu.Bora thổi trực tiếp nhằm vào lực lượng của Eugenius và phá vỡ hàng ngũ.
Her halükarda, bu son olay tüm planı bozdu.Hành động liều lĩnh đó đã phá hủy toàn bộ kế hoạch.
Kirito, Nobuyuki'nin planlarını bozduktan sonra Asuna ile gerçek hayatta da tanışır ve birlikte olur.Sau khi Kirito ngăn cản kế hoạch của Nobuyuki, cậu cuối cùng cũng hội ngộ với Asuna ở thế giới thực.
Bunun sonucu olarak Claudius nişan akdini bozdu ve Silanus'u kamu görevlerinden ayrılmaya zorladı.Claudius hủy hôn ước và buộc Silanus phải từ chức.
Tuğ-Tegin 1113 yılında onun bu çekingen davranışına kızarak, aralarındaki anlaşmayı bozdu.Năm 1113 Huy Tông cùng quần thần nghị định rồi phế truất bà ta.
1907'nin sonuna doğru Lenin 500 rublelik banknotları ülke dışında bozdurmaya karar verdi.1907年の末までに、レーニンは換金できずにいた500ルーブリ札を国外で換金することにした。
Ancak Federal Anayasa Mahkemesi 1970'lerde meydana gelen barış hareketleri ile ilgili kararları bozdu.連邦憲法裁判所は、1970年代の平和運動を受け上記に関連する判決を覆しはしなかった。
Verilen bu ikinci kararı da Askerî Yargıtay eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle bozdu.残りの2人については、医師の診断書を提出した正当な欠席であるため処分はされなかった。
Her halükarda, bu son olay tüm planı bozdu.しかしこれらの案は全て計画どまりに終わっている。
Ocak 1908'de birkaç kişi para bozdurmaya çalışırken tutuklandı.1908年1月,一些试图兑换纸币的人士被捕。
Biliyorum bu biraz moralimizi bozdu fakat bazen doğru şey müzikten daha önemlidir."这首歌不那么high,但是有时候做正确的事情比音乐更加重要。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod