Bozanın mevsimi 15 Eylül - 15 Mayıs arasıdır.Lohkovaihe pelattiin 15. syyskuuta – 15. joulukuuta 2011.
(İrfan Bozan ile birlikte), 2005.2005) kanssa.
Kurkarananazyum: Düzenbazlık Yasasını bozan büyücüler bu büyü tarafından lanetlenir.Troldmænd, der har brudt loven i den magiske verden, bliver sendt herhen.
Forumlarda dini, siyasi, erotik ve huzuru bozan konulara izin verilmemektedir.I logerne må desuden ikke diskuteres forretning, politik eller religion.
Bozan da kenti alamadı ve geri çekildi.De klarte ikke å ta byen og ble sendt tilbake.
(İrfan Bozan ile birlikte), 2005.(Inggris) 2005.
Tımardan ayrılmak isteyen bir köylünün sipahiye tazminat (çift bozan akçesi) ödemesi gerekirdi.共に遺産を継いで欲しいと言いつつ借金を背負わせようとするなど、腹黒い所がある(暗の機転により阻止された)。
Bu darı aynı zamanda bozanın da hammaddesidir.これは、同時に臭み予防にもなる。
Müfsid, Akide veya ibadeti bozan şeylere denir.主人公の呼び名は「先輩」もしくは「洋先輩」。
Yani müfsid İslam'da meşru olan bir akideyi veya başlanmış olan bir ibadeti bozan şeylerdir.上頷後端超過之後緣以後,眼徑短於吻長或僅其一半。
Tımardan ayrılmak isteyen bir köylünün sipahiye tazminat (çift bozan akçesi) ödemesi gerekirdi.钱牧斋欲引延陵赢博之义,欲窆之虞山。
Oyun Bozan ve hayvan orduları insanlara kötü davranır ve onları evlerinden tahrik ederler.도둑들은 집을 포기하고 동물들은 그곳에서 여생을 행복하게 보냈다.
Bozan da kenti alamadı ve geri çekildi.Пир не успява да превземе града и се оттегля.
Hayatlarındaki monotonluğu bozan tek şey; birbirlerine söyledikleri yalanlardır.Една от загадките на минойските градове е свързана с отношенията им един към друг.
Bozan da kenti alamadı ve geri çekildi.Gradić nisu uspjeli osvojiti i povukli su se.
Bozanın mevsimi 15 Eylül - 15 Mayıs arasıdır.Jahihooaeg kestab 15. septembrist 15. detsembrini.
-- ama amacım, bunun kendini bozan ses olduğu.- aber mein Punkt ist, dass dies das Geräusch der Selbstzerstörung ist.
-- ama amacım, bunun kendini bozan ses olduğu.-- ale idea jest taka, że jest to dźwięk autodestrukcji.
-- ama amacım, bunun kendini bozan ses olduğu.-- dar vreau să subliniez că este sunetul autodistrugerii.
-- ama amacım, bunun kendini bozan ses olduğu.-- De azt akarom mondani, hogy ez az önpusztítás hangja.
-- ama amacım, bunun kendini bozan ses olduğu.제 요점은 자기파괴적인 소리라는 것과
-- ama amacım, bunun kendini bozan ses olduğu.-- maar ik wilde het geluid van zelfvernietiging laten horen.
-- ama amacım, bunun kendini bozan ses olduğu.-- ma ciò che voglio dire è che questo è il suono dell'autodistruzione.
-- ama amacım, bunun kendini bozan ses olduğu.-- mais mon idée c'est qu'on entend cette auto-destruction.
-- ama amacım, bunun kendini bozan ses olduğu.-- maksud saya inilah suara yang menghancurkan diri sendiri.
-- ama amacım, bunun kendini bozan ses olduğu.Não sei se era necessário demonstrar (Risos) — mas o meu ponto é que...
-- ama amacım, bunun kendini bozan ses olduğu.-- nhưng ý tôi rằng đó là thứ âm thanh tự phá huỷ.
-- ama amacım, bunun kendini bozan ses olduğu.- но мисълта ми е, че това е звукът на саморазрушение.
-- ama amacım, bunun kendini bozan ses olduğu.-- אבל הנקודה היא שזהו הצליל של הרס עצמי.
-- ama amacım, bunun kendini bozan ses olduğu.--لكن فكرتي هي صوت التدمير الذاتي.
-- ama amacım, bunun kendini bozan ses olduğu.そして、僕が考えてるのは
Ama genel anlamda, bu gürültü sinyali bozan bir şeydir.Ale bardziej ogólnie: ten hałas zakłóca sygnał.
Ama genel anlamda, bu gürültü sinyali bozan bir şeydir.De általánosabb értelemben ez a zaj valami olyan, ami lerontja a jelet.
Ama genel anlamda, bu gürültü sinyali bozan bir şeydir.Ganz allgemein stört so ein Rauschen das Signal.
Ama genel anlamda, bu gürültü sinyali bozan bir şeydir.În general, zgomotul e ceva ce modifică semnalul.
Ama genel anlamda, bu gürültü sinyali bozan bir şeydir.일반적으로, 잡음은 신호 감지를 방해합니다.
Ama genel anlamda, bu gürültü sinyali bozan bir şeydir.Maar meer in het algemeen, deze ruis is iets dat het signaal stoort.
Ama genel anlamda, bu gürültü sinyali bozan bir şeydir.Ma in linea generale, questo rumore è qualcosa che altera il segnale.
Ama genel anlamda, bu gürültü sinyali bozan bir şeydir.Mais plus généralement, le bruit est quelque chose qui corrompt le signal.
Ama genel anlamda, bu gürültü sinyali bozan bir şeydir.Mas, mais genericamente, este ruído é algo que corrompe um sinal.
Ama genel anlamda, bu gürültü sinyali bozan bir şeydir.Nhưng xét trên diện rộng hơn, tiếng nhiễu này là cái gì đó có thể gây gián đoạn tín hiệu.
Ama genel anlamda, bu gürültü sinyali bozan bir şeydir.Obecněji vzato je ale šum něco, co ruší signál.
Ama genel anlamda, bu gürültü sinyali bozan bir şeydir.Pero en un sentido mas amplio, este sonido es algo que corrompe la señal.
Ama genel anlamda, bu gürültü sinyali bozan bir şeydir.Všeobecne je ale šum niečo, čo ruší signál.
Ama genel anlamda, bu gürültü sinyali bozan bir şeydir.Αλλά γενικότερα, αυτός ο θόρυβος είναι κάτι που αλλοιώνει το σήμα.
Ama genel anlamda, bu gürültü sinyali bozan bir şeydir.Але в цілому, цей шум є те, що псує сигнал.
Ama genel anlamda, bu gürültü sinyali bozan bir şeydir.Но в целом, этот шум искажает сигнал.
Ama genel anlamda, bu gürültü sinyali bozan bir şeydir.Но общо казано, този шум е нещо, което заглушава сигнала.
Ama genel anlamda, bu gürültü sinyali bozan bir şeydir.באופן יותר כללי, רעש כזה הורס את האות.
Ama genel anlamda, bu gürültü sinyali bozan bir şeydir.ولكن بشكل عام، هذا الضجيج هو شيء يفسد الإشارة.
Ama genel anlamda, bu gürültü sinyali bozan bir şeydir.例を挙げると 机の下に手を置いて
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.Talvez tenhamos sido nós quem pegou nesta vantagem natural que tínhamos e a desperdiçou.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.Chúng ta có thể là những người lấy đi ưu điểm này của mình và phá hỏng nó.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.Forse siamo quelli che hanno preso questo vantaggio naturale e l'abbiamo rovinato.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.Kanske vi är dom som har tagit den naturliga fördelen vi hade och förstörde den.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.아마도 우리가 가진 이런 선천적인 이점을 망치고 있는 존재들입니다.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.Misschien zijn wij degenen die het natuurlijk voordeel dat we hadden verspild hebben.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.Może wzięliśmy tę naturalną przewagę i ją popsuliśmy.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.Možná, že jsme sebrali tuto přírodní výhodu, kterou jsme měli, a zničili jsme ji.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.Možno, že sme sme zobrali túto prírodnú výhodu, ktorú sme mali a zničili sme ju.