Ana içeriğe geç
Sözlük

boz ile cümle

boz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bu otomat bozuk.That vending machine is out of order.
Tom deneyimi sinir bozucu buldu.Tom found the experience frustrating.
Tom öne doğru eğildi ve bozuk parayı aldı.Tom stooped and picked up the coin.
Tom biraz morali bozuk hissediyor.Tom is feeling a little low.
Tom'un giderek sinirleri bozuluyor.Tom is growing frustrated.
Tom çok sinir bozucu.Tom is so annoying.
Benim bisikletim bozuk.My bike is broken.
Tayfun nedeniyle, tren tarifesi bozuldu ve tüm trenler tıka basa doluydu.Due to the typhoon, the train schedule was disturbed and all the trains were jam-packed.
Bu sinir bozucu deneyimdi.It was a nerve-wracking experience.
Saat akrebi bozuk.The hour hand is broken.
Maria arabası bozulduğu için metroya bindi.Maria took the metro, since her car broke down.
Tom yanlışlıkla bozuk para yuttu.Tom accidentally swallowed a coin.
Tom bir sinir bozukluğu çekiyor.Tom is suffering from a nervous disorder.
Benim cep telefonum bozuldu.My mobile phone is broken.
Turistler hayvanları korkuturlar ve onların doğal aktivite yapılarını bozarlar.The tourists scare away the animals and disrupt their natural activity patterns.
Gürültüler sinirimi bozuyor.The noises are getting on my nerves.
Et sıcaklık nedeniyle bozuldu.The meat spoiled because of the heat.
Tom'un morali bozuktu çünkü Mary onun saç sitiliyle dalga geçti.Tom was feeling down because Mary made fun of his hair style.
Sinirimi bozma!Don't get on my nerves!
O bir bozuk para yuttu.She swallowed a coin.
Bu sinirlerimi bozuyor.This is getting on my nerves.
Aniden, sessizlik gürültülü bir patlamayla bozuldu.Suddenly, the silence was broken by a loud explosion.
Bozkurt, beni yeme, senin için bir şarkı söylerim.Don't eat me, gray wolf, I'll sing a song for you.
Tom cebine uzandı ve bir avuç dolusu bozuk para çıkardı.Tom reached into his pocket and pulled out a handful of coins.
Hey, ne yapıyorsun? Ona dokunma, yoksa dengeyi bozarsın!Hey, what are you doing? Don't touch it, or you'll break the balance!
Döküm içindeki kolumla bunu yapmaya çalışmak gerçekten çok sinir bozucu.It's just so frustrating to try to do this with my arm in a cast.
Bu gerçekten çok sinir bozucu.It's just so frustrating.
Tom ve ben birbirimizin sinirini bozmaya başladık.Tom and I have started to get on each other's nerves.
Tom cebine uzandı ve biraz bozuk para çıkardı.Tom reached in his pocket and pulled out some change.
Bozuk bir saat bile günde iki defa doğruyu gösterir.Even a stopped clock is right twice a day.
Hiç bozuk param yok.I don't have any small change.
Tom bütün planlarımı bozdu.Tom spoiled all my plans.
Ateşkes Ukrayna'da açılan ateş sonucu bozuldu.The truce was broken by gunfire in the Ukraine.
Tom, Mary'de bir yeme bozukluğu olabileceğini düşünüyor.Tom thinks Mary may have an eating disorder.
Bazı alevlenmeyi geciktiriciler kanser ve hormonal bozulmalara neden olabilir.Some flame retardants can cause cancer and hormonal disruptions.
Onlar huzuru bozduğu için Tom'u tutukladı.They arrested Tom for disturbing the peace.
Bunun senin için ne kadar sinir bozucu olduğunu biliyorum.I know how frustrating this is for you.
Tom patronunun korkutucu davranışından morali bozulmuş hissetti.Tom felt demoralised by his boss's intimidating behaviour.
Uzun süreli işsizlik çok sinir bozucu ve moral bozucu olabilir.Long-term unemployment can be very frustrating and demoralising.
Mary'nin çamaşır makinesi, garantinin bitmesinden bir hafta sonra bozuldu.Mary's washing machine broke down a week after the warranty had run out.
Yediğim çilekler benim midemi bozdu.The berries I ate gave me an upset stomach.
Moralim yemek yiyemeyecek kadar çok bozuk.I'm too depressed to eat.
Tom'un sinir bozucu olduğunu düşünüyorum.I think Tom is annoying.
Tom'un yatağı bozulmamıştı.Tom's bed hasn't been slept in.
Benim cep telefonu şarj cihazım bozuldu.My cellphone charger broke down.
Sırayı bozmayın lütfen.Please stay in line.
Tom konsantrasyonunu bozmamaya çalıştı.Tom tried to stay focused.
Lütfen Tom'a bunun bozuk olduğunu söyle.Please tell Tom that it's broken.
Sana şimdi anlatmam sürprizi bozardı.Telling you now would ruin the surprise.
Planlarını bozdun mu?Did I ruin your plans?
Bütün planımı bozuyorsun.You're ruining my whole plan.
Tom yarışı kazanamayarak mükemmel sicilini bozdu.Tom didn't win the race, ruining his perfect record.
Tom'a söylemediğine sevindim. Sürpriz bozulurdu.I'm glad you didn't tell Tom. That would've ruined the surprise.
Sadece ben gelinceye kadar pozisyonunu bozma.Just hold your position till I arrive.
Biz biraz para bozdurmak için bankaya gitmeliyiz.We must go to the bank to exchange some money.
Affedersiniz ama hiç bozuğum yok.Excuse me, but I have no change.
Hayatımdaki en iyi anı bozmak mı istiyorsun?Do you want to spoil the best moment in my life?
İyi şeyler kolayca bozulur.Good things are easily spoiled.
Bodrum kapısı bozuktu.The basement door was broken.
O benim moralimi bozuyor.That depresses me.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod