Ana içeriğe geç
Sözlük

boz ile cümle

boz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Sami mahkumiyetini bozmak için bir kampanya başlattı.Sami launched a campaign to overturn his conviction.
Sami her şeyi bozuyordu.Sami was messing up everything.
Sami'nin görüşü ciddi şekilde bozulmuştu.Sami's vision was severely impaired.
Sami bozuk parayı cebine koydu.Sami put the coin in his pocket.
Onun sağlığı bozuluyor.His health is failing.
Hiç yeme bozukluğu yaşadın mı?Have you ever had an eating disorder?
Sırt çantamı tren istasyonunda bozuk para dolabına bıraktım.I left my pack in a coin locker at the train station.
Şu yirmiliği bozabilir misin?Can you break this twenty?
Süt bozuldu.This milk has gone bad.
Tom sırayı bozdu.Tom jumped the queue.
Moralini bozma Tom.Tom, don't feel down.
Eski karım yeni ilişkimi bozmak istiyor.My ex-wife wants to ruin my new relationship.
Yağmur planlarımızı bozdu.The rain spoiled our plans.
Sakız çiğnemek orucu bozar mı?Does chewing gum break the fast?
Şu çeki bozdurmak istiyorum.I'd like to cash this check.
Atmosferimiz teleskop görüntülerini bozuyor.Our atmosphere distorts telescopic images.
Süt sıcakta çabuk bozulur.Milk spoils quickly when it's hot.
Bilgisayarını bozdu.He ruined his computer.
Eski sevgilim yeni ilişkimi bozmak istiyor.My ex wants to ruin my new relationship.
Kafamı bozma.Don't piss me off.
Sinirimi bozma.Don't piss me off.
Tanrı'nın gözünde yeryüzü bozulmuş, zorbalıkla dolmuştu.And the earth was corrupted before God, and was filled with iniquity.
Televizyonumuz bozuk.Our TV is broken.
Dilimizi bozmaya uğraşıyorlar.They are trying to destroy our language.
Bu yağ bozulmuş.This oil is rancid.
Benim asabımı bozma.Don't get on my nerves.
Bu bozuk radyoyu tamir edebilir misin?Can you fix this broken radio?
Konuşma tarzı sinirimi bozdu.His way of speaking got on my nerves.
Partiden bahsederek sürprizi bozdu.She ruined the surprise by talking about the party.
Yedikleri midesini bozmuştu.What she ate gave her an upset stomach.
Süt sıcakta bozulur.Milk goes sour in heat.
Konuşma tarzı sinirimi bozuyor.His way of talking gets on my nerves.
Bu gece canının boza içmek istemediğini söylüyor.He says that he doesn't feel like drinking boza tonight.
Ben odada değilken Tom bilgisayarımı kurcalayıp bozmuş.Tom messed up my computer while I wasn't in the room.
Kanepenin arkasına düşen bozuk paraları aldı.He picked up the coins that had fallen behind the sofa.
Suud, Orta Doğu'nun istikrarını bozuyor.Saudi Arabia is destabilizing the Middle East.
Tom bozuk paraları saydı.Tom counted the coins.
Tom bozuklukları saydı.Tom counted the coins.
Şarj aletim bozuldu.My charger stopped working.
Şimdi eğlencemizi bozmayın!Don't spoil our fun now!
Gerçekten kafası çok bozulmuştu ve bir daha da benimle konuşmadı.He was really pissed off and didn't talk to me again.
Tom eski ve akordu bozuk bir piyano buldu.Tom has tracked down an old, out-of-tune piano.
Bu eski araba sık sık bozuluyor.That old car often breaks down.
Daha pahalı olanı alsaydım belki bu kadar çabuk bozulmazdı.If I'd bought the more expensive one, maybe it wouldn't have broken so quickly.
Çok fazla incir tüketmek motoru bozmaya neden olabilir.Consuming figs in excess could cause loose stools.
Son 24 saatte cinsel işlev bozukluğu için ilaç kullandınız mı?Have you taken a medication for erectile dysfunction within the last 24 hours?
Akıllı telefonlar bozulunca tamir edilemezler.If a smartphone breaks, it cannot be repaired.
Havamı bozdun.You stole my thunder.
Yan dikiz aynamın ayarı bozuk.My side mirror is misaligned.
Yan aynamın ayarı bozuk.My side mirror is misaligned.
Ampul bozulmamıştı, yalnızca düzgün takılı değildi.The bulb wasn't burnt out. It was just not screwed in properly.
İki güç arasındaki barışı bozulmadan devam ettiren tek şey dehşet dengesi.The peace between the two powers is maintained only by the balance of terror.
Deminki durum için özür dilerim. Açlıktan sinirim bozulmuştu.I'm sorry for earlier. I was hangry.
Bozulursa sıkıntı olmaz.If it breaks, that's alright.
Hava gitgide bozuyor.The weather's getting worse and worse.
Sağlığı bozulmaya devam etti.His health continued to deteriorate.
Biletmatik bozuk.The ticket machine is out of order.
Skandalın ardından Tom'un façası fena bozuldu.Tom went from hero to zero after the scandal broke.
Tom'un sinir bozucu bir sesi var.Tom has an irritating voice.
Tom sinir bozucu olduğumu düşünüyor.Tom thinks I'm annoying.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod