Bisikletimi ilk kez denedim dengem bozuldu ve düştüm.The first time I tried out my new bike I overbalanced and fell off.
Dan bir boz ayı keşfetti.Dan made a grizzly discovery.
Belki Tom'un arabası bozuldu.Maybe Tom's car broke down.
Belki Tom'un arabası bozulmuştur.Maybe Tom's car broke down.
Tom bile kapıyı çalmak için rahatını bozmadı.Tom didn't even bother knocking on the door.
Tom bozuk paraları topladı.Tom picked up the coins.
Tom çok sinir bozucudur.Tom's very annoying.
Arabası bozulmamış olsaydı Tom şimdiye kadar burada olurdu.Tom would've been here by now if his car hadn't broken down.
Davranışın tamamen bozuk.Your behaviour was totally out of order.
Onların gerçekten araları çok bozuk.They really are at loggerheads.
Bu ifade yanlıştır: araba bozuk olduğu için pazara gidiyorum.This statement is false: I go to the market because the car is broken.
İnsanlar çok bozuldu!People have become so rotten!
Hiç istifini bozmadı.She didn't bat an eyelid.
Günaydın. 600 ABD doları bozdurmak istiyorum. Bugünkü kur nedir?Good morning. I would like to exchange US$ 600. What is the rate today?
Çocuğun oynadığı oyuncak bozuk.The toy the boy was playing with is broken.
O, sessizliği bozdu.She broke the silence.
Yağmurölçer bozuk.The pluviometer is broken.
Plüvyograf bozuk.The pluviograph is broken.
Çocuk tüm bozuk paralarını bir kumbarada tuttu.The kid kept all of his coins in a piggy bank.
Benim uyku döngüm bozuldu?My sleep cycle has been disrupted.
Bisikletim bozuldu, bu yüzden yürümek zorunda kaldım.My bicycle broke, so I had to walk.
Tom kafayı komplo teorileriyle bozmuş biri.Tom is a conspiracy nut.
Endişelenme. Şakan beni gerçekten bozmadı.Don't worry. Your joke did not really discomfit me.
Tom'un akli dengesi bozuktur.Tom is mentally unstable.
Her şey bozuk.Everything is broken.
Hiç bozuk param kalmadı.I don't have any small change left.
Tom'a bipolar bozukluk tanısı konuldu.Tom has been diagnosed with bipolar disorder.
O kesinlikle sinir bozucuydu.It was definitely frustrating.
Bu sinir bozucunun ötesinde.This is beyond frustrating.
O bölüm sinir bozucu.That part is frustrating.
O çok sinir bozucuydu.It was very frustrating.
O sinir bozucuydu.That was frustrating.
Bu sinir bozucuydu.It was frustrating.
Sinir bozucu oldu.It got frustrating.
Tom, Meri'nin sinirini bozmayı seviyor.Tom loves to annoy Mary.
Geceleyin artık müzik dinleyemiyorum çünkü kulaklığım bozuldu.I can't listen to music at night anymore because my headphones broke.
Tom'un ağzı çok bozuktu.Tom had a very foul mouth.
Tom çocuklarına karşı çok ağzı bozuktu.Tom was very abusive towards his children.
Bu çevrede çek bozdurabileceğim herhangi bir yer var mı?Is there any place around here where I can cash a check?
Tom sinirimi bozmaya başlıyor.Tom is starting to get on my nerves.
Tom sözleşmesini bozmadı.Tom hasn't violated his contract.
Herhangi bir şeyin bozuk olduğunu sanmıyorum.I don't think anything's broken.
Pencere hala bozuk.The window is still broken.
Tom'un inatçılığı çok sinir bozucudur.Tom's intransigence is so frustrating.
Bir telefon görüşmesi yapmak istiyorum ama şu anda hiç bozuk param yok.I want to make a call, but I don't have change at the moment.
Kapı menteşesinin gıcırtısı sinir bozucu!The door hinge's creaking is annoying!
Tom yine bir şeyleri bozmuş.Tom has broken something again.
Sanırım o biraz moral bozucu.I think he's a bit depressing.
Tom sözünü bozmadı.Tom didn't break his promise.
Kol saatim bozuk.My watch is off.
Yeni yıl bahanesiyle ocakta alınan kararlar genellikle şubatta bozulmuş olur.New Year's resolutions made in January are often broken by February.
Tom uzun süre sessizliğini bozmadı.Tom remained silent for a long time.
O onlarla akrabalığını bozdu.He broke relations with them.
Benim kameranın görüntüsü bozuk.My camera's display is defective.
Bunun arkadaşlığını bozmasına izin verme.Don't let this ruin your friendship.
Bu çok sinir bozucuydu.It's been very frustrating.
Bu inanılmaz derecede sinir bozucu.It's incredibly frustrating.
Bu biraz sinir bozucu oluyor.It gets a little frustrating.
Bu biraz sinir bozucu olacak.It's going to be frustrating.
Bu sinir bozucu olmalı.That must've been frustrating.