Ana içeriğe geç
Sözlük

boykot ile cümle

boykot kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Dini gruplar, reklamları yasaklatmak için çabaladı Pepsi ürünlerini boykot etti.Os grupos religiosos tentaram proibir os produtos comerciais e boicotar a Pepsi.
Bununla birlikte öğrenciler Pekin'deki üniversitelerde boykot çağrısında bulundular.Em consequência, os estudantes iniciaram um chamamento à greve nas universidades de Pequim.
Parti 2006 başbakan seçimlerini boykot etti.As eleições legislativas de 2006 foram boicotadas pelo partido.
Bu nedenle Arjantin ve Uruguay 1938 Dünya Kupası'nı boykot ederek turnuvaya katılmadı.Como resultado, Argentina e Uruguai boicotaram o evento.
1998, 2005 ve 2010 yılında yeniden seçilmiş bir seçimde muhalefet tarafından boykot edildi.Foi reeleito contra a oposição fraca em 1998, 2005 e 2010.
Bu boykot 2009 başında sona erdi.O namoro acabou no início de 2009.
Ayrıca İngiltere'ye karşı Avrupa çapında bir ticaret boykotu getirdi.Tevens werd opgeroepen om de handel met Engeland te boycotten.
22 ülke oyunları boykot etmiştir.Deze Spelen werden door 62 landen geboycot.
Bunun üzerine King, Montgomery Otobüs Boykotunu düzenledi.Dit leidde vervolgens tot de Montgomery-busboycot.
HDP ise oylamayı boykot etti.De HDP reageerde met een boycot van het parlement.
Muhalifler boykot etti.Hij riep op tot een boycot.
MK seçimleri boykot etti.De BNP besloot de verkiezingen te boycotten.
Bu boykot sırasında King tutuklandı.Podczas trwania tej akcji, King został aresztowany.
Boykot 382 gün sürdü ve durum o kadar gerginleşti ki King'in evi bombalandı.Trwał on 382 dni, a przewodził mu King.
"Avrupalı liderlerden Euro 2012'ye boykot"."Buty jeńców na drodze do Euro 2012".
22 ülke oyunları boykot etmiştir.Wystartowało 22 zawodników z 22 krajów.
Tütün malları gibi mallara boykot düzenlediler.Zachwalał medyczne właściwości tytoniu.
1 Nisan 1933’te Yahudi işyerlerine karşı boykot düzenlendi.1 kwietnia 1933 r. zbojkotowano żydowskie sklepy i pracownie.
Bunun sonucunda Hindistan siyasi partileri, komisyonu boykot etmiştir.Följden blev att de indiska politiska partierna bojkottade kommissionen.
Tütün malları gibi mallara boykot düzenlediler.De erhöll privilegium på tobaksimporten.
Turnuvadan notlar, Ukrayna baştan ilk iki yarışmayı boykot etti.Kvalspelet började med två segrar för Irland.
Parti, 2005 ve 2010 parlamento seçimleri için boykot etti.Партія бойкотувала парламентські вибори 2005 року.
İTÜ'de üç günlük boykot kararı alındı.У Чорткові оголошена триденна жалоба.
Ocak 1950 tarihinde Doğu Ortodoks Kilisesi, Kıbrıs Türk toplumunun boykot ettiği bir referandum düzenledi.У 1950 відбувся плебісцит, що бойкотувався турецькою общиною.
Seçim sistemini eleştiren muhalefet 1989 Mayıs seçimlerini boykot etti.Загальні риси виборчої системи були такі самі, як і на виборах 1989 року.
Buna rağmen, boykot iki ay boyunca aralıksız devam etti.Після цього Бові не записувався впродовж двох років.
Boykotlar şirketleri değiştirir.Бойкоти змінюють компанії.
Sünniler seçimi boykot etti.Opozice volby bojkotovala.
Parti 2006 başbakan seçimlerini boykot etti.Prezidentské volby v roce 2006 byly bojkotované většinou hlavních opozičních stran.
Punklar, boykotlar, protestolar ve kimi zaman özel mülke şiddet içeren doğrudan eylemlere katıldılar.Pochody, přehlídky, shromáždění, bojkoty a protestní hlídky přinesly účast tisíců, někdy i milionů příznivců.
Sırp azınlığın 11 temsilcisi ise bağımsızlığı boykot etti.Všech 11 reprezentantů srbské menšiny proces bojkotovalo.
Boykot iki ay boyunca sürdü, daha sonra Sadrcılar kendi pozisyonlarına geri döndüler.Brzy ale dojeli k místu poškozenému únosci, a tak další dvě míle pokračoval Fuller opět po svých.
Bir günlük siteye girmeme boykotu yapılmıştır.Nadace vzniká dnem zápisu do veřejného rejstříku.
Nisan ve Mayıs aylarında da Busan'daki yöneticilerin idaresine karşı boykot uygulanmıştır.V dubnu a květnu rozdrtili vládní armády.
Arap Yüksek Komitesi bu buluşmayı boykot etti.Înaltul Comitet Arab a boicotat întâlnirea.
Papa John Paul II konseri boykota çağırmış, Madonna'nın İtalya konserlerinin iptal edilmesini istemiştir.Papa Ioan Paul al II-lea i-a somat pe italieni să nu asiste la concertele Madonnei.
Sünniler seçimi boykot etti.Ungurii au renunțat la boicot.
Sırp azınlığın 11 temsilcisi ise bağımsızlığı boykot etti.Toți cei 11 reprezentanți ai minorității sârbe au boicotat această acțiune.
Parti, 2005 ve 2010 parlamento seçimleri için boykot etti.A candidat fără succes la alegerile parlamentare din 2005 și 2007.
1 Nisan 1933’te Yahudi işyerlerine karşı boykot düzenlendi.La 1 aprilie 1933, a avut loc un boicot al magazinelor evreiești⁠(d).
Osetler, Gürcistan parlamento seçimlerini boykot ettiler ve kendi seçimlerini düzenlediler.Averescu, care dizolvă Parlamentul și organizează noi alegeri.
Sanatın boykot edilmesi mantıklı değil.Orice acuzație de blat artistic este exclusă.
Kendisini Famiglia Domani olarak adlandıran özel bir Katolik derneği, erotizm nedeniyle turneyi boykot etti.A katolikusok egy magánszervezete és a Famiglia Domani szintén bojkottálta a turnét erotikus tartalma miatt.
1984 Los Angeles Olimpiyatları'na Bulgaristan'ın da Sovyet'lerle boykota katılması nedeniyle katılamadı.Az 1984-es Los Angeles-i nem vehetett részt a szovjet bojkott miatt.
22 ülke oyunları boykot etmiştir.Politikai okokból 22 afrikai ország bojkottálta a játékokat.
Parti 2006 başbakan seçimlerini boykot etti.2006-ban az elnök újra megnyerte a választásokat, melyeket az ellenzék bojkottált.
Bu nedenle Arjantin ve Uruguay 1938 Dünya Kupası'nı boykot ederek turnuvaya katılmadı.Ezért 1938-ban Argentína és Uruguay is bojkottálta a részvételt.
İsveç şarkıcıların yarışmayı boykot etmesi nedeniyle yarışmadan çekilmiş, fakat yarışmayı yayınlamıştır.Svédország nem vett részt, mert az énekeseik bojkottálták a versenyt.
Bunun üzerine King, Montgomery Otobüs Boykotunu düzenledi.Abernathy és Martin Luther King ekkor szervezték meg a Montgomery busz-bojkottot.
Birçok parti örgütü seçim çalışmalarını boykot etti.Sok szerb bojkottálta a referendumot.
Sünniler seçimi boykot etti.Alueen serbit boikotoivat äänestystä.
Bu boykot sırasında King tutuklandı.Vallankaappauksen yhteydessä Kafando pidätettiin.
İTÜ'de üç günlük boykot kararı alındı.Bottakselle tuomittiin lopulta kolmen lähtöruudun rangaistus.
Bir günlük siteye girmeme boykotu yapılmıştır.Kirjan tiedot Päivi Räsäsen kotisivulla.
MBR 200 bu seçimleri boykot etme çağrısı yapmıştır.Kaksi suurinta oppositiopuoluetta oli kehottanut äänestäjiä boikotoimaan vaaleja.
Sovyetler Birliği, Los Angeles'ta yapılacak 1984 Yaz Olimpiyatları'nı boykot edeceğini açıkladı.1984 – Neuvostoliitto ilmoitti, että se boikotoi vuoden 1984 kesäolympialaisia Los Angelesissa.
Sırp azınlığın 11 temsilcisi ise bağımsızlığı boykot etti.Kaikki paikalla olleet 109 albaaniparlamenttiedustajaa kannattivat itsenäisyyttä.
Dini gruplar, reklamları yasaklatmak için çabaladı Pepsi ürünlerini boykot etti.Θρησκευτικές ομάδες προσπάθησαν να απαγορεύσουν το διαφημιστικό και να μποϊκοτάρουν τα προϊόντα της Pepsi.
Montgomery otobüs boykotlarında liderlik etmiştir.Το περιστατικό θα οδηγήσει στο μποϋκοτάζ των λεωφορείων στο Μοντγκόμερυ.
Bir günlük siteye girmeme boykotu yapılmıştır.Το οσόεδρο είναι μια ψηφιδοθέτηση μηνίσκων πάνω σε σφαίρα.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod