Ana içeriğe geç
Sözlük

borcun ile cümle

borcun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.I rozhněvav se pán jeho, dal jej katům, dokudž by nezaplatil všeho, což mu byl dlužen.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.주인이 노하여 그 빚을 다 갚도록 저를 옥졸들에게 붙이니라
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.Näin myös minun taivaallinen Isäni tekee teille, ellette anna kukin veljellenne sydämestänne anteeksi."
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.Og hans Herre blev vred og overgav ham til Bødlerne, indtil han kunde få betalt alt det, han var ham skyldig.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.Og hans herre blev vred, og overgav ham til dem som piner, inntil han betalte alt det han var ham skyldig.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.Raja itu sangat marah. Hamba yang jahat itu dimasukkannya ke dalam penjara sampai ia melunasi semua utangnya.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.Şi stăpînul s'a mîniat şi l -a dat pe mîna chinuitorilor, pînă va plăti tot ce datora.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.Y su señor, enojado, le entregó a los verdugos hasta que le pagara todo lo que le debía
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.Και οργισθεις ο κυριος αυτου παρεδωκεν αυτον εις τους βασανιστας, εωσου αποδωση παν το οφειλομενον εις αυτον.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.И господарят му се разгневи и го предаде на мъчителите да го изтезават докле изплати целия дълг.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.И, разгневавшись, государь его отдал его истязателям,пока не отдаст ему всего долга.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.І, розгнівившись пан його; передав його мучителям, аж поки віддасть увесь довг йому.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.ויקצף אדניו ויסגר אותו למיסרים עד כי ישלם את כל חובו׃
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.وغضب سيده وسلمه الى المعذبين حتى يوفي كل ما كان له عليه.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.主 人 就 大 怒 、 把 他 交 給 掌 刑 的 、 等 他 還 清 了 所 欠 的 債
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.主人 就 大怒 、 把 他 交給 掌刑 的 、 等 他 還清 了 所 欠的債
Bu verilen borçlar aslında güvenilebilir, borcunu ödeyebilen şirketlere verildi. -Portanto estas são como empréstimos feitos a empresas muito solventes ou credíveis. "Obrigações privadas AAA"
Bu verilen borçlar aslında güvenilebilir, borcunu ödeyebilen şirketlere verildi. -Tohle jsou úvěry opravdu solventním nebo velmi úvěruschopným společnostem. Podnikové dluhopisy s ratingem AAA.
Bu verilen borçlar aslında güvenilebilir, borcunu ödeyebilen şirketlere verildi. -تعرفون بالتالي -- أن هذه عبارة عن قروض موجودة في شركات جديرة ائتمانياً. عقود شركة AAA.
Bu verilen borçlar aslında güvenilebilir, borcunu ödeyebilen şirketlere verildi. -それが、AAAの社債です。 その会社は本当に良いキャッシュフローを持っている。
Bu yüzden yükümlülük tarafına 10 milyar türk lirası değerindeki A borcunu yazabiliriz.Então no Passivo temos o empréstimo A, que é uma dívida de $10 biliões.
Bu yüzden yükümlülük tarafına 10 milyar türk lirası değerindeki A borcunu yazabiliriz.Strana závazků má úvěr A. Dluží někomu 10 miliard dolarů.
Bu yüzden yükümlülük tarafına 10 milyar türk lirası değerindeki A borcunu yazabiliriz.جانب الالتزام القرض A. يدين لأحد ما بـ 10 بليون دولار.
Bu yüzden yükümlülük tarafına 10 milyar türk lirası değerindeki A borcunu yazabiliriz.それは、ローンBを持っています。 それは他の100億ドルです。
Diyelim ki borcun bir kısmını彼らはB社の保険を得ます。
Doçent olduğu zaman borcunu geri ödemeliydi.Ar fi trebuit sã-l înapoieze când a devenit profesor asistent.
Doçent olduğu zaman borcunu geri ödemeliydi.Debería habérselo devuelto a usted cuando fué nombrado profesor asociado.
Doçent olduğu zaman borcunu geri ödemeliydi.Er sollte es dir nach seiner Promotion zurückzahlen.
Doçent olduğu zaman borcunu geri ödemeliydi.Er sollte es dir nach seiner Promotion zurückzahlen.
Doçent olduğu zaman borcunu geri ödemeliydi.Hänen piti maksaa se, kun hänestä tuli dosentti.
Doçent olduğu zaman borcunu geri ödemeliydi.- Je sais.
Doğru, bu fazla para ile, onun babasının borcunu ödedi olabilirDet är sant med detta överskott pengar, kunde han ha betalat av mer av sin fars skuld till sin
Doğru, bu fazla para ile, onun babasının borcunu ödedi olabilirEs stimmt, mit diesem überschüssige Geld könnte er sich mehr von seinem Vater die Schulden seiner bezahlt
Doğru, bu fazla para ile, onun babasının borcunu ödedi olabilir사실,이 초과 돈을 가지고, 그는 그의 아버지의 빚을 더 많은 돈을 지불 할 수
Doğru, bu fazla para ile, onun babasının borcunu ödedi olabilirTotta, tätä ylimääräistä rahaa, hän olisi voinut maksaa pois enemmän isänsä velan hänen
Doğru, bu fazla para ile, onun babasının borcunu ödedi olabilirПравда, при цьому зайві гроші, він міг би окупилися більш боргу свого батька, щоб його
Doğru, bu fazla para ile, onun babasının borcunu ödedi olabilirПравда, при этом лишние деньги, он мог бы окупились более долга своего отца, чтобы его
Doğru, bu fazla para ile, onun babasının borcunu ödedi olabilirאמנם, עם הכסף הזה עודף, הוא יכול היה השתלם יותר החוב של אביו שלו
Doğru, bu fazla para ile, onun babasının borcunu ödedi olabilirصحيح ، مع هذا المال الزائد ، يمكن أن تدفع له أكثر من الديون قبالة والده له
Doğru, bu fazla para ile, onun babasının borcunu ödedi olabilir雇用主と彼はこのポジションを解消することができますする日は多くのことをされていた
"Efendim, bana bir onur borcunu ödemek için sağlayacaktır."Aceasta va permite-mi să plătească o datorie de onoare, domnule.
"Efendim, bana bir onur borcunu ödemek için sağlayacaktır."Det kommer att hjälpa mig att betala en skuld på ära, sir.
"Efendim, bana bir onur borcunu ödemek için sağlayacaktır."Det vil gøre det muligt for mig at betale en æresgæld, sir.
"Efendim, bana bir onur borcunu ödemek için sağlayacaktır."E mi permetterà di pagare un debito d'onore, signore.
"Efendim, bana bir onur borcunu ödemek için sağlayacaktır."Es wird mir zu ermöglichen, eine Ehrenschuld bezahlen, Sir.
"Efendim, bana bir onur borcunu ödemek için sağlayacaktır."Ez lehetővé teszi számomra, hogy fizetni az adósságot a becsület, uram.
"Efendim, bana bir onur borcunu ödemek için sağlayacaktır."Het zal mij in staat stellen om een schuld van eer te betalen, meneer.
"Efendim, bana bir onur borcunu ödemek için sağlayacaktır."Il va me permettre de payer une dette d'honneur, monsieur.
"Efendim, bana bir onur borcunu ödemek için sağlayacaktır."Ini akan memungkinkan saya untuk membayar utang kehormatan, Sir.
"Efendim, bana bir onur borcunu ödemek için sağlayacaktır.그는 "선생님, 제가 영광의 빚을 지불할 수 있도록합니다.
"Efendim, bana bir onur borcunu ödemek için sağlayacaktır."Nó sẽ cho phép tôi để trả một món nợ danh dự, thưa ông.
"Efendim, bana bir onur borcunu ödemek için sağlayacaktır."Pozwoli to mnie do spłaty długu honorowego, sir.
"Efendim, bana bir onur borcunu ödemek için sağlayacaktır."Se antaa minulle maksamaan kunniavelka, sir.
"Efendim, bana bir onur borcunu ödemek için sağlayacaktır."To bo omogočila me plačati dolg čast, gospod.
"Efendim, bana bir onur borcunu ödemek için sağlayacaktır."To mi umožní splatiť dlh cti, pane.
"Efendim, bana bir onur borcunu ödemek için sağlayacaktır."To mi umožní splatit dluh cti, pane.
"Efendim, bana bir onur borcunu ödemek için sağlayacaktır."Θα μου επιτρέψει να πληρώσει ένα χρέος τιμής, κύριε.
"Efendim, bana bir onur borcunu ödemek için sağlayacaktır."Това ще ми даде възможност да плати дълг на чест, сър.
"Efendim, bana bir onur borcunu ödemek için sağlayacaktır."Це дозволить мені заплатити борг честі, сер.
"Efendim, bana bir onur borcunu ödemek için sağlayacaktır."Это позволит мне заплатить долг чести, сэр.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod