Tom Mary'ye bir şans borçlu.Tom owes Mary a chance.
Tom Mary'ye otuz dolar borçlu.Tom owes Mary thirty dollars.
Hiç kimse kimseye bir şey borçlu değildir.No one owes anybody anything.
İşte sana borçlu olduğum para.Here's the money I owe you.
Bana ne kadar borçlusun?How much do you owe me?
Tom sana ne kadar borçlu olduğunu bilmek istiyor.Tom wants to know how much he owes you.
Sanırım Tom'a bir özür borçluyuz.I think we owe Tom an apology.
Ben özel ilgilere borçlu olmayacağım.I won't be beholden to special interests.
O özel ilgilere borçlu olmayacak.He won't be beholden to special interests.
Onlar özel ilgilere borçlu olmayacak.They won't be beholden to special interests.
Biz özel ilgilere borçlu olmayacağız.We won't be beholden to special interests.
O özel ilgilere borçlu olmayacakShe will not be beholden to special interests.
Ne kadar borçlusun?How much do you owe?
Ben zaten Tom'a borçlu olduğum tüm parayı geri ödedim.I've already paid back all the money that I owed Tom.
Biz Tom'a bir şey borçlu değiliz.We don't owe Tom anything.
Tom'a borçluyum.I'm indebted to Tom.
Hâlâ bir şey borçlu olabilirsin.You may still owe something.
Tom Mary'ye çok borçlu.Tom owes Mary big time.
Bize o kadar çok borçlusun.You owe us that much.
Ben de sana bir özür borçluyum.I owe you an apology, too.
Tom pazartesi gününden önce bana borçlu olduğu tüm parayı geri ödeyeceğini söylüyor.Tom says he'll pay back all the money he owes me before Monday.
Birçok kişiye bir özür borçluyum.I owe a lot of people an apology.
Tom sana ne kadar borçlu?How much does Tom owe you?
Bana hâlâ üç yüz dolar borçlusun.You still owe me about three hundred dollars.
Tom'a gerçek bir minnet borcu borçluyum.I owe Tom a real debt of gratitude.
Tom, Mary'den kendisine borçlu olduğu parayı vermesini istedi.Tom demanded that Mary give him the money she owed him.
Fadıl sana ne kadar borçlu?How much does Fadil owe you?
Hâlâ bana çok para borçlusun.You still owe me a lot of money.
Hâlâ sana para borçluyum.I still owe you money.
Tom ne kadar para borçlu olduğunu anlamaya çalışıyor.Tom is trying to figure out how much money he owes.
Bu zevki neye borçluyuz?To what do we owe the pleasure?
Bu zevki neye borçluyum?To what do I owe this pleasure?
Tom hayatını Mary'ye borçludur.Tom owes his life to Mary.
Sana sonsuza dek borçluyum.I am forever indebted to you.
Tom borçlu.Tom is in debt.
Tom, ona borçlu olduğum paranın geri kalanına ihtiyacı olduğunu söyledi.Tom said he needed the rest of the money that I owe him.
Sami kendini Leyla'ya derinden borçlu hissetti.Sami felt deeply indebted to Layla.
Sizi evimde burada bulmanın beklenmedik onurunu neye borçluyum?To what do I owe the unexpected honour of finding you here in my house?
Tom'a çok para borçluyum.I owe Tom a lot of money.
Tom başarısını anne-babasına borçlu.Tom owes his success to his parents.
Tom, Mary'ye bir şey borçlu olmadığını söyledi.Tom said he didn't owe Mary anything.
Tom bana Mary'ye para borçlu olduğunu söyledi.Tom told me he owed Mary money.
Tom bana Mary'ye 300 dolar borçlu olduğunu söyledi.Tom told me he owed Mary $300.
Tom, ona borçlu olduğunuz paranın kalan kısmını istiyor.Tom wants the rest of the money you owe him.
Sana bir açıklama borçlu olduğumu hissediyorum.I feel I owe you an explanation.
Kendimi Tom'a bir açıklama borçlu hissediyorum.I feel that I owe Tom an explanation.
Tom'a bir açıklama borçlu olduğumu hissediyorum.I feel that I owe Tom an explanation.
Sami ona borçlu olduğumuz şeyi yemek olarak geri aldı.Sami took back what we owed him in food.
Tom'a çok şey borçluyuz.We owe Tom a lot.
Tom'a çok borçluyuz.We owe Tom a lot.
Sanırım sana biraz para borçluyum.I think I owe you some money.
Tom'a bir açıklama borçlusun.You owe Tom an explanation.
Bize bir açıklama borçlusun.You owe us an explanation.
Hâlâ Tom'a para borçlu musun?Do you still owe Tom money?
Hâlâ Tom'a para borçlu değil misin?Don't you still owe Tom money?
Tom bana zaten üç yüz dolar borçlu.Tom already owes me three hundred dollars.
Tom zaten bana 300 dolar borçlu.Tom already owes me $300.
Kimse sana bir şey borçlu değil.Nobody owes you anything.
Tom hâlâ bana para borçlu.Tom still owes me money.
Ona yaşamımı borçluyum.I owe her my life.