Borçlanma, sermaye akınına yol açmış, bu da ülke kaynaklarının kurutulmasına neden olmuştur.Nende mahasurumiseks oli ta sunnitud võtma laene, mis viisid riigi võlgadesse.
1919'dan 2009'a kadar olan borçlanmayı gösteriyor.부채가 1919년부터 2009년까지의 추세를 벗어나고 있음을 보여주고 있습니다.
1919'dan 2009'a kadar olan borçlanmayı gösteriyor.Es zeigt den Verschuldungsgrad, von 1919 bis 2009.
1919'dan 2009'a kadar olan borçlanmayı gösteriyor.Il montre les tendances d'endettement de 1919 à 2009.
1919'dan 2009'a kadar olan borçlanmayı gösteriyor.Je ziet de hefboom, van 1919 tot 2009.
1919'dan 2009'a kadar olan borçlanmayı gösteriyor.Mostra l'indebitamento, il suo andamento dal 1919 al 2009.
1919'dan 2009'a kadar olan borçlanmayı gösteriyor.Muestra la tendencia de apalancamiento desde 1919 a 2009.
1919'dan 2009'a kadar olan borçlanmayı gösteriyor.Ne arata indatorarea, din 1919 pana in 2009.
1919'dan 2009'a kadar olan borçlanmayı gösteriyor.Δείχνει τον δανεισμό, χρονολογώντας από το 1919 έως το 2009.
1919'dan 2009'a kadar olan borçlanmayı gösteriyor.Он показывает платежеспособность в период с 1919 по 2009 год.
1919'dan 2009'a kadar olan borçlanmayı gösteriyor.Тя показва тенденцията на влиянието от 1919 до 2009 г.
1919'dan 2009'a kadar olan borçlanmayı gösteriyor.הוא מראה את מגמות המינוף מ-1919 ועד 2009.
1919'dan 2009'a kadar olan borçlanmayı gösteriyor.فهو يوضح الفعالية والاتجاه منذ عام 1919 إالي 2009.
1919'dan 2009'a kadar olan borçlanmayı gösteriyor.驚くべき現状を 目の当たりに出来ます
Ama bu durumda yeni mal varlığına sahip olmak için borçlanmadıklarını farz ediyoruz.Máte akcii za 0,05 dolarů, může se změnit jen o cent jedním směrem. Předtím to byla vlastně osmina.
Ama bu durumda yeni mal varlığına sahip olmak için borçlanmadıklarını farz ediyoruz.つまり、$1000000の価値があると同意するなら、
Belki bunu borçlanma senedi yani tahvil çıkartarak yaptılar, ancak bu konuda detaya girmeyeceğiz. -A možná si půjčili tak, že vydali dluhopisy, které nebudu detailně rozebírat.
Belki bunu borçlanma senedi yani tahvil çıkartarak yaptılar, ancak bu konuda detaya girmeyeceğiz. -Być może pozyskała ona fundusze na drodze emisji obligacji, ale nie będziemy się w to zagłębiać.
Belki bunu borçlanma senedi yani tahvil çıkartarak yaptılar, ancak bu konuda detaya girmeyeceğiz. -E forse forse lo ha preso in prestito con l'emissione di obbligazioni, di cui non andremo nel dettaglio.
Belki bunu borçlanma senedi yani tahvil çıkartarak yaptılar, ancak bu konuda detaya girmeyeceğiz. -No siis oletamme, että he lainasivat rahaa.
Belki bunu borçlanma senedi yani tahvil çıkartarak yaptılar, ancak bu konuda detaya girmeyeceğiz. -Y quizás ellos pidieron prestado mediante la emisión de bonos, a lo que no voy a entrar en detalles.
Belki bunu borçlanma senedi yani tahvil çıkartarak yaptılar, ancak bu konuda detaya girmeyeceğiz. -وأنها ربما اقترضته بإصدار سندات والتي لن أدخل في تفاصيلها
Belki bunu borçlanma senedi yani tahvil çıkartarak yaptılar, ancak bu konuda detaya girmeyeceğiz. -詳しくはやりませんが。 それでは、幾つかのお金を借りたとしましょう。
Bir diğer yöntem ise borçlanmak.A jiný způsob je, že si můžete půjčit peníze.
Bir diğer yöntem ise borçlanmak.I inny sposób - pożyczka.
Bir diğer yöntem ise borçlanmak.それを書いてみましょう。
Borçlanma konusuna geldiğimizde durum biraz farklılaşıyor.Dluh je trochu jiný.
Borçlanma konusuna geldiğimizde durum biraz farklılaşıyor.La dette, c'est un peu différent.
Borçlanma konusuna geldiğimizde durum biraz farklılaşıyor.Velka on kuitenkin hieman erilaista.
Borçlanma konusuna geldiğimizde durum biraz farklılaşıyor.Борг - це дещо інше.
Borçlanma konusuna geldiğimizde durum biraz farklılaşıyor.借金はただ、銀行融資の可能性があります。
Borçlanma maliyetlerimiz aldı başını gitti ve görevi yerine getirememekle yüz yüzeydik.A hitelkamatok az égbe szöktek, és egy lehetséges csőddel álltunk szembe.
Borçlanma maliyetlerimiz aldı başını gitti ve görevi yerine getirememekle yüz yüzeydik.Biaya peminjaman kita meningkat tajam, dan kami dihadapkan pada kemungkinan kebangkrutan.
Borçlanma maliyetlerimiz aldı başını gitti ve görevi yerine getirememekle yüz yüzeydik.Các khoản chi phí vay mượn luôn cao ngất, và chúng tôi khó mà tránh khỏi một khoản nợ lớn.
Borçlanma maliyetlerimiz aldı başını gitti ve görevi yerine getirememekle yüz yüzeydik.Costurile de împrumut erau colosale şi ne confruntam cu posibilitatea de a nu plăti la timp împrumuturile.
Borçlanma maliyetlerimiz aldı başını gitti ve görevi yerine getirememekle yüz yüzeydik.우리의 차용 비용은 하늘을 치솟았고, 채무 불이행(default)의 가능성에 직면하고 있었습니다.
Borçlanma maliyetlerimiz aldı başını gitti ve görevi yerine getirememekle yüz yüzeydik.Koszty kredytów rosły w zawrotnym tempie i mogliśmy nie dotrzymać zobowiązań.
Borçlanma maliyetlerimiz aldı başını gitti ve görevi yerine getirememekle yüz yüzeydik.Náklady štátneho dlhu rástli raketovou rýchlosťou, a čelili sme možnému bankrotu.
Borçlanma maliyetlerimiz aldı başını gitti ve görevi yerine getirememekle yüz yüzeydik.Nos coûts d'emprunt montaient en flèche, et nous faisions face à une possible faillite.
Borçlanma maliyetlerimiz aldı başını gitti ve görevi yerine getirememekle yüz yüzeydik.Nuestros costos de endeudamiento se dispararon, y nos enfrentábamos a un posible incumplimiento.
Borçlanma maliyetlerimiz aldı başını gitti ve görevi yerine getirememekle yüz yüzeydik.Onze leningslasten vlogen omhoog. We zouden onze verplichtingen misschien niet kunnen nakomen.
Borçlanma maliyetlerimiz aldı başını gitti ve görevi yerine getirememekle yüz yüzeydik.Os custos dos nossos empréstimos estavam a disparar e enfrentávamos um possível incumprimento.
Borçlanma maliyetlerimiz aldı başını gitti ve görevi yerine getirememekle yüz yüzeydik.Unsere Kreditkosten explodierten und wir standen vor einem möglichen Zahlungsverzug.
Borçlanma maliyetlerimiz aldı başını gitti ve görevi yerine getirememekle yüz yüzeydik.Våra lånekostnader var skyhöga och vi stod inför ett möjligt uteslutande.
Borçlanma maliyetlerimiz aldı başını gitti ve görevi yerine getirememekle yüz yüzeydik.Το κόστος δανεισμού μας εκτοξεύτηκε, και αντιμετωπίσαμε τη πιθανότητα της χρεοκοπίας.
Borçlanma maliyetlerimiz aldı başını gitti ve görevi yerine getirememekle yüz yüzeydik.Наши расходы по кредитам росли как на дрожжах, и мы оказались перед реальной угрозой дефолта.
Borçlanma maliyetlerimiz aldı başını gitti ve görevi yerine getirememekle yüz yüzeydik.Наші борги стрімко зростали, і ймовірність дефолту була як ніколи близькою.
Borçlanma maliyetlerimiz aldı başını gitti ve görevi yerine getirememekle yüz yüzeydik.Разходите по заемите хвърчаха и бяхме изправени пред възможна несъстоятелност.
Borçlanma maliyetlerimiz aldı başını gitti ve görevi yerine getirememekle yüz yüzeydik.עלויות ההלוואות שלנו נסקו, ועמדנו בפני כישלון אפשרי.
Borçlanma maliyetlerimiz aldı başını gitti ve görevi yerine getirememekle yüz yüzeydik.تكاليف الإقتراض لدينا كانت مرتفعة جداً و كنا نواجه إحتمالية عدم السداد
Borçlanma maliyetlerimiz aldı başını gitti ve görevi yerine getirememekle yüz yüzeydik.債務を返済できなくなる 恐れが出てきました そこで私はブリュッセルに行って
Borçlanma senedi satın almak, piyasaya borç vermek anlamını taşıyor.Kupuje tedy dluh. Kupování dluhů je stejná věc jako půjčování peněz.
Borçlanma senedi satın almak, piyasaya borç vermek anlamını taşıyor.国庫債券を買うと、
Borçlanma senetlerindeki öncelik sıralaması. Bunu öncelikli teminatsız olarak adlandıralım.Znamená to, že jsou stále primární.
Bu borç bir bankadan direkt olarak da alınmış olabilir, borçlanma senedi çıkartılarak alınmış da olabilir. -Dies könnte eine Schuld bei einer Bank sein, oder auch aus Anleihen satammen
Bu borç bir bankadan direkt olarak da alınmış olabilir, borçlanma senedi çıkartılarak alınmış da olabilir. -Esto pudo haber sido una deuda directa con un banco, o pudo haber sido a través de la emisión de bonos.
Bu borç bir bankadan direkt olarak da alınmış olabilir, borçlanma senedi çıkartılarak alınmış da olabilir. -Firma mogła pożyczyć te pieniądze bezpśrednio od banku lub pozyskać je za pomocą emisji obligacji.
Bu borç bir bankadan direkt olarak da alınmış olabilir, borçlanma senedi çıkartılarak alınmış da olabilir. -Mohl by to být přímý dluh u banky nebo by to mohlo být prostřednictvím emise dluhopisů.
Bu borç bir bankadan direkt olarak da alınmış olabilir, borçlanma senedi çıkartılarak alınmış da olabilir. -هذا قد يكون قرض مباشر من البنك أو قد يكون بإصدار سندات
Bu borç bir bankadan direkt olarak da alınmış olabilir, borçlanma senedi çıkartılarak alınmış da olabilir. -債券発行を経由して借りたかもしれません。 多分彼らはそれらの各々が、