Ana içeriğe geç
Sözlük

borç ile cümle

borç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
"Gönül borcuyla değil ama anne sevgisiyle yazdım.^ 誤記ではなく表記ママ。
Artık borcunu ödemiştir.現在は有料。
Genel hükümler (herkes gibi borç altına girebilir) b.^ 届け出当日中に全部を交換できない場合もある ^ a b (普通銀行など。
Kitaplara borçlu olduğu yüksek bir zekası vardır.その出自から書物に造詣が深い。
Teşekkürü bir borç biliyorum.感謝状を出したいほどである。
Oğlunun baskıları sonucu 800,000 Doları oğluna %4 faizle borç verdi.残りの金額は4%の利子で息子に貸し付けた。
Borcun tamamıyla ödenmesi 2009 senesini buldu.2009年 借金完済。
Cehennemde günah borcu ödeninceye kadar kalınıp sonra tekrar cennete gidilebilir.ここで罪を償えば天国に行くことができる。
Kuleler borç ve kredi (Soll und Haben) olarak aslandırılmaktadırlar.金銭や蓄財に対しても禁欲的であった。
Devlet borçlarını ödeyemez hale gelmiştir.これは、政府が起債を認めなかったためである。
Büyükbabası, arkasında birçok borçla fakirliğin kıyısında bir aile bıraktı.しかし、彼の両親は死後、多額の借金を残した。
Borç geçen işlemler için valör, işlemin yapıldığı gündür.あらかじめ定められた期日(満期日)に特定の資産(原資産。
Ancak İspanya hala borçlarını ödemektedir.対照的にスペインはその負債を容易に支払うことができた。
Efes, antik çağdaki önemini yalnızca buna borçlu değildir.修道院はその年代の古さのみで評価されているわけではない。
Her öğrenci ortalama 21.110 dolarlık bir borçla mezun olmaktadır.奨学金の平均額は$11541。
Ölen kimse herhangi bir borç altına giremez ve hak sahibi olamaz.いずれの場合も参加しない者には支払いも生じないし財も得られない。
Genel uygulamada dönemsel borç tutarının belirli bir oranı asgari ödeme tutarı olarak belirlenir.債務削減措置 一定の条件のもと、債務の総額を削減する。
Öncelikle Teoman olmak üzere bütün borçlarını öder.全ての負債は額面価値で支払われるべきこと。
Adını kırmızımsı rengine borçuludur.名前の通り腹が赤い。
II. Beyazıd cenaze namazını kıldırdı ve kalan borçlarını ödedi.友人の劉之遴が葬儀を取りしきり、友人たちがかれの死を惜しんだ。
Bu olaydan dolayı altına girdiği borçları Disraeli'nin bütün hayatı boyunca onun aklından çıkmayacaktı.この悲しみは一生トゥーリンの中から消えることはなかった。
Alkolik babası, çoğunlukla şiddet uyguluyordu ve şimdi çok ağır borçluydu.義父は強度のアルコール中毒であり、自宅内で頻繁に暴力を振るった。
Sorun yaygın borçlanmadan kaynaklanıyormuş gibi görünüyordu.開銀は恒常的に外債を発行した。
Fakat ödemek zorunda olduğu bir borç vardır.借りた金を返す義務など。
Toplam 98 bin firmaya da borçlu olduğu açıklandı.SCEは98万台を出荷したと発表。
Gelirimiz bu borcun faizine bile yetmez.これも通行料には充当されない。
Amerika’ya borçlu olduklarını düşünüyorlar.欧米への配慮によるものとされる。
Çarlık hükümetinin bütün dış borçları reddedildi.金州総管の位を追贈された。
Bu müddet geçince Hristiyanların Yahudilere hiçbir borcu olmadığı kabul edilecekti.従ってこの立場ではユダヤ人に対してキリスト教の伝道がされない。
Borçlar Hukuku Özel Bölüm, 2006, 247 s.^ 真鍋2006、p.247。
Ani nakit kıtlığı, şirketi borçlarını yeniden finanse etmeye zorladı.遺産によって、会社の負債を返済しようとした。
Ergin olmayanlar yasal temsilcilerinin rızası olmadan borç altına giremezler.不合格の者は、法曹資格を得られない。
Borçlanma şartlarına uymama ihtimali yüksektir.当該債務を履行する債務者の能力は高い。
Nisan 2005'te borcundan dolayı iflas etti.2005年 1月 対IMF債務を完済。
Bu arada borçlarını da ödeyemediği için borçlular hapisanesine de atıldığı bilinmektedir.負債を払えない場合にはしばしば債務者刑務所に収監されることになった。
Kendilerini tebrik etmeyi borç biliriz..独自のあいさつがある。
Genelde borçlu ve alıcı arasında borcun yeniden yapılandırılması ile sonuçlanır.これらは通常、故人やその家族から借りた負債の返済とされるためである。
Yakın zamanda da hiçbir büyük deprem olmamasını kendi çabasına borçlu olduklarını savunmasına eklemiştir.そして彼は、我々が自分自身の手で死ぬ必要に迫られる時まで、さほど時間は無いとも警告していました。
Halk kütüphanelerinin aksine, milli kütüphaneler nadiren vatandaşların kitap borçlanmasına izin verir.与公共图书馆不同,国家图书馆一般不允许公民借阅书籍。
Şirketin finansmanı kurucuların ailelerinden alınan 150.000 dolarlık borçlarla sağlanmıştır.公司最初的创业基金是来自于创业者家族贷款的15万美金。
Ehliyet (hukuk), Hukukta hak ve borç sahibi olabilme yeterliliği.那裡的君主乃至普通平民百姓都跟隨漢的禮儀和法律。
Başarılı olunca, ailenin her üyesine hediye, Homer'a titreşimli sandalye alır ve borç parasını öder.最后,他向辛普森一家的每位成员都赠送了礼物,并给霍默买了一台震动椅。
Bunu kitabınıza, bunu size borçluyum.'” 傳曰: “此不可拘於律文也。
Ama parası günden güne azalır, borçları artar.宅钱都未还,债利日日厚。
Her şey varoluşunu o öze borçludur.一切義由此歸盡。
Borç altına giren kişi de onu kayda geçirtsin ve Rabb'inden korksun da borcundan hiçbir şey eksiltmesin.時大璫任留臺者,恃勢侵擾,縣官不敢違,雄皆裁之以法,其勢少沮。
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım.當行籌知何眾多。
Borçlar hukuku ve ticaret hukuku da aslında medeni hukukun uzantısıdır.普遍认为,知识产权法、商法也属于民法范畴。
Gelirimiz bu borcun faizine bile yetmez.力作所得,不足以給貢稅。
"20 milyon doların üzerinde borcumuz var.捐款赈灾逾2000万元。
Adam Jano'ya hayat borcu olarak para verdi.胡从简“编屦得钱为活。
Seyid ona olan hayat borcunu ödemek için Sukhov'u takip etmeye başlar.吉西恩在最後臨死時將之託付給杉森。
Hak ehliyeti, hak sahibi olabilme ve borç altına girebilme ehliyetidir.及權統事,數陳便宜,以為應納貢聘,權即從之。
Borçlu olana zekât farz değildir.不動產不屬於個人財產。
Sana olan borcumuzu nasıl ödeyebiliriz?我的問題在於是誰會替妳的決定付出代價。
Cehennemde günah borcu ödeninceye kadar kalınıp sonra tekrar cennete gidilebilir.成帝乃下詔,依「謀大逆」一罪,將淳于長處死於獄中。
Bunu biz bir insanlık borcu ve tarihi bir borç olarak görüyoruz." demiştir.格言 我們有這指望如同靈魂的錨,又堅固,又牢靠。
Medium (Normal) seviyede ise 20.000$'la başlayıp borçsuz olarak devam edersiniz.今户部岁进二十万,初非旧额,积成常供。
Babası Avni ise bir kişiye borcu vardır.動機是替父親償還債務。
Borçlu olmamak asıldır.違約是沒有償還貸款。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod