Genelde borçlu ve alıcı arasında borcun yeniden yapılandırılması ile sonuçlanır.Der sker altså en arbitrær omfordeling mellem kreditorer og debitorer.
James ise babasının borç miktarını öder.Josephs venner betalte gælden for ham.
Devlet iç borçlanma senedi: Devletin bir borcu ödeyeceğine dair bir teminattır.Nettogælden tager altså højde for, at den amerikanske regering så at sige skylder nogle penge til sig selv.
Yerleşim Knights von Bork (von Borcke) aitti.Oppgjøret tilhørte Knights von Bork (von Borcke).
Kitaplara borçlu olduğu yüksek bir zekası vardır.Han er en intelligent mann som er opptatt av bøker.
Allan fazladan para ve elbise göndermesine rağmen Poe'nun borçları arttı.Allan sendte mer penger, men likevel økte Poes gjeld.
Aynı zamanda Romalı bankerler de verdikleri borçları geri istediler.Samtidig innkrevde romerske finansmenn sine lån.
Ehliyet (hukuk), Hukukta hak ve borç sahibi olabilme yeterliliği.Utlån kunne skje mot pant i obligasjoner, fast eiendom og varer.
Bu olaydan dolayı altına girdiği borçları Disraeli'nin bütün hayatı boyunca onun aklından çıkmayacaktı.Den gjeld som Disraeli pådro seg ved disse forretninger skulle forfølge ham resten av hans liv.
Alacak hakkı, hak sahibi lehine başkasına sorumluluk, görev ya da borç yükleyen haktır.Både den som gir og den som mottar en slik fordel eller belønning, er korrupt.
Ayrıca gelişim düzeyi kavramını Jean Piaget'e borçluyuz.Dette var også den kjente utviklingspsykologen Jean Piagets interesse.
Kişilerin hak ve borçlara sahip olabilme yeterliliğidir.Rettsevne er evnen til å ha rettigheter og forpliktelser.
Ölen kimse herhangi bir borç altına giremez ve hak sahibi olamaz.En umyndig person kan eie verdier, men har ikke rett til å disponere dem.
50.000 Euro ödemesi gereken borçları vardır.Med prisen følger prispenger på 50 000 euro.
Her zaman öğrenci olarak kalırsa insan, öğretmenine borcunu ödememiş olur.”I min alder kan en mann ikke lenger våge å lytte til sin hjerte.»
Bu borcu ödemek için kendisine on sekiz gün süre verildi.I løpet av tjue år skulle gjelden være nedbetalt.
Borç Birleşik Krallık'tan alınmıştır.De lånte ham fra Imperial Bank of India.
Babası Avni ise bir kişiye borcu vardır.En kausjonist er en person som har stilt kausjon for tredjemanns gjeld.
Hala babamın borçlarını ödüyorum ve o mezarda.Tittelen hadde han tatt fra gravskriften på farens grav.
Şirketin finansmanı kurucuların ailelerinden alınan 150.000 dolarlık borçlarla sağlanmıştır.400 millioner pund fra pensjonsfondene i selskapene manglet.
Borcomi (Gürcüce: ბორჯომი), bir Gürcü doğal maden suyu markasıdır.Perrier (fransk uttale: ) er et varemerke for mineralvann.
Okul için gereken para İngiliz İdaresinden borç alınarak karşılanmıştır.Skolen er godkjent for lån hos Statens lånekasse for utdanning.
Pek çok kişi hayatını bu cinsin üyelerine borçludur.Flere av disse har inneholdt komposjoner av bandets medlemmer.
Doğrudan kamu borcu 2007'de yüzde 32'ye düşürülmüştür.42% av søkerne slapp inn i 2007.
Kamu Borcu Nasıl Oluştu?Hvordan utvikle din tjeneste ?
Her öğrenci ortalama 21.110 dolarlık bir borçla mezun olmaktadır.Samme år var skolepengene US$ 21 120 for alle studenter som er folkeregistrert i USA.
Borchert'in mezarı Hamburg'da Ohlsdorf Mezarlığı'ndadır.Runge er gravlagt i Ohlsdorf gravlund i Hamburg.
Bu müddet geçince Hristiyanların Yahudilere hiçbir borcu olmadığı kabul edilecekti.Fra da av måtte praktiserende jøder betale skatt – kristne gjorde det ikke.
Ama parası günden güne azalır, borçları artar.Etter hvert som lånet nedbetales opphører kreditten, og pengemengden minker igjen.
Adam Jano'ya hayat borcu olarak para verdi.Anna Janssen betalte for hans utdannelse.
Babası ona yüklü miktarda elmasları borç olarak bırakmıştır.Hun fikk blant annet diamanter for store beløp.
Fakat Anthony van Dyck asıl başarısını eşsiz portreciliğine borçludur.En annen flamsk kunstner, Anthonis van Dyck, malte også et stående portrett av Warwick.
Gelirimiz bu borcun faizine bile yetmez.Det er for liten produksjon til å betjene gjelden.
Borç birkaç gün içinde ödenmezse çiftlik tahliye edilecektir.Jika utang tidak dibayar dalam beberapa hari, peternakan akan disita.
Borçlar kısa sürede arttı ve borç verenler paralarını geri istemeye başladılar.Utang yang semakin menumpuk, dan peminjam uang mulai meminta pembayaran.
Kosinski'ye göre, Oblivion 1970'li yılların bilim kurgu filmlerine saygı borçludur.Menurut Kosinski, Oblivion adalah reka ulang film-film fiksi ilmiah tahun 1970-an.
Borç 1989 yazında, Ceauşescu devrilmeden az önce tamamen ödendi.Utang ini berhasil dibayar sepenuhnya pada musim panas tahun 1989 sebelum jatuhnya Ceaușescu.
31 Aralık 2015'te Ukrayna'nın kamu borcu GSYİH'sının %79'u idi.Pada 31 Desember 2015, Ukraina memiliki utang publik sebesar 79% dari PDB-nya.
Kabul ederse borcu silinecektir.Kalau perlu, utang pun dilakukan.
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım.Masih harus banyak belajar ke banyak orang".
Ancak Bizanslılar, hayatını Gavril'e borçlu olan İvan Vladislav'ın yardımını sağlamıştır.Namun, Bizantium mengamankan bantuan Ivan Vladislav, yang berutang hidupnya kepada Radomir.
Teşekkürü bir borç biliyorum.Membaca salam yang pertama.
Halk kütüphanelerinin aksine, milli kütüphaneler nadiren vatandaşların kitap borçlanmasına izin verir.Berbeda dengan perpustakaan umum, sangatlah jarang khalayak ramai diperbolehkan meminjam buku.
Birçok kişiye maddi borcu vardır.Sehingga banyak orang terjerat hutang.
Sana olan borcumuzu nasıl ödeyebiliriz?Upah apa yang akan engkau dapatkan atas pekerjaanmu?"
Değişik amaçlarla yapılan temlik, genellikle tediyenin sağlanması (borcun ödenmesi) için yapılmaktadır.Seringkali jenis hiasan yang berbeda dikerjakan oleh seniman yang berbeda pula.
Ventidius'un borcunu ödemek için para gönderir ve Ventidius hemen Timon'un davetine gelir.Dia mengirimkan uang untuk membayar utang Ventidius, dan Ventidius dilepaskan dan bergabung perjamuan.
Devlet borçlarını ödeyemez hale gelmiştir.Dapat menambah hutang negara.
Bilanço Eşitliği Varlıklar = Sermaye+ Borçlar 'dır.Prinsip utama yang dipakai dalam akuntansi keuangan adalah persamaan akuntansi (Aset = Liabilitas + Ekuitas).
Irak iki ülkeden de borçlarının silinmesini istedi, ancak iki ülke de bunu reddetti.Irak berusaha meyakinkan kedua negara tersebut untuk menghapuskan utangnya, namun ditolak.
Bu gelişme Güney Kore'nin dış borç seviyesini azaltmaya başlamasına imkan tanımıştır.Kemajuan ini membuat Korea Selatan dapat membayar utang kepada pihak asing.
Hala babamın borçlarını ödüyorum ve o mezarda.Ia dimakamkan di sebelah makam ayahnya dan Sayyidah Khadijah.
Borçlu olmamak asıldır.Jangan suka tidak membayar hutang.
Pek çok kişi hayatını bu cinsin üyelerine borçludur.Banyak yang mengakui bahwa mereka berutang kepada teladannya.
Savaş esirleri, borçlular, suçluları erkek köle yapabilirler.Pengkhianat, pembunuh, dan penjahat akan diekstradisi.
Borçlanma şartlarına uymama ihtimali yüksektir.Sehingga risiko utang bisa diminimalkan.
Bu borcu ödemek için kendisine on sekiz gün süre verildi.Butuh waktu 8 tahun untuk mendapatkan pengakuan itu.
Ve bu özelliğime şükran borçluyum.Saya sangat bersyukur atas nikmat tersebut.
Mali politika 1998 borç krizinden bu yana oldukça disipline edilmiştir.Kondisi tersebut diperparah krisis moneter yang terajdi pada tahun 1998.
Bu, ülkenin toplam dış borcunun 13 katı kadardır.Jumlah ini setara dengan 30% total lahan di dunia.