Ana içeriğe geç
Sözlük

borç ile cümle

borç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Borç senetleri iktisadi mahiyeti itibarı ile kredi vasıtasıdır.Sana joukkolaina on vakiintumassa lainan viralliseksi termiksi.
Birçok kişiye maddi borcu vardır.Velkaorjuus koskee miljoonia ihmisiä.
Devlet iç borçlanma senedi: Devletin bir borcu ödeyeceğine dair bir teminattır.Pääartikkeli: Velkakirja Velkakirjassa velallinen sitoutuu maksamaan velan.
Özellikle yüksek derecede borçlu ülkelerde, borç verenlerin talebiyle uygulanabilir.Vastaavasti lainanottajat kehitysmaissa saavat mahdollisuuden ottaa lainan kohtuullisella korolla.
Borjomi-Haragauli Ulusal Parkı’nın doğu ucunda, Borcomi vadisinde yer alır.Kaupunki sijaitsee Bordžomin rotkon luoteisosassa Bordžomi-Kharagaulin kansallispuiston itäreunalla.
Ona bir şey borçlu değilim.En ole hänelle mitään velkaa.
Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum.Θέλω να πω πως οφείλω όλη την ευτυχία της ζωής μου σε σένα.
Amerika’ya borçlu olduklarını düşünüyorlar.Νομίζουν ότι οφείλουν ευγνωμοσύνη στους Αμερικανούς.
Borçlarını ödeyemeyenler de köle olarak satılabilirdi.Αυτοί που δεν μπορούσαν να πληρώσουν για την ελευθερία τους γινόταν σκλάβοι.
Bu açıdan günümüz arkeolojisi bu yığma dolguya çok şey borçludur.Το σημερινό ποδόσφαιρο οφείλει πολλά σε αυτόν το στοχαστή.
Osmanlı çok yüksek faizlerle borç aldı.Οι οκτάντες παράγονταν σε μεγάλους αριθμούς.
Japonya Merkez Bankası kısa vadeli devlet borçlarını alarak enflasyonu %2'ye yükseltmeyi de hedeflemiştir.Αυτό σημαίνει ότι ο εκδότης θα πληρώνει στον κάτοχο τοκομερίδια 2% πάνω από το εκάστοτε επιτόκιο EURIBOR.
Bu borcu ödemek için kendisine on sekiz gün süre verildi.Έχει μόνο 32 ώρες για να αποπληρώσει τα χρέη του.
Bir borç ilişkisi, tek bir kişinin irade beyanıyla gerçekleşmiştir.Ο υπολογισμός της θεμελιώδους κατάστασης έγινε για ένα μόνο άτομο.
Hak ehliyeti, hak sahibi olabilme, borç altına girebilme yeterliliğine sahip olmaktır.Ο δωρεοδόχος έχει ενοχικό δικαίωμα να αποκτήσει την κυριότητα του δωρουμένου πράγματος ή δικαιώματος.
Ülkenin dış borç tutarı 120 milyon $'dır.Το ΑΕΠ της χώρας ξεπερνάει τα 120 δις. δολάρια.
James ise babasının borç miktarını öder.Αγωνίστηκε να εξοφλήσει τα υπερβολικά χρέη του πατέρα του.
Sendikasyon kredisi bir borçlanma şeklidir.Ο επιθετικός δανεισμός είναι μία μορφή κατάχρησης στη χορήγηση των δανείων.
Fakat Anthony van Dyck asıl başarısını eşsiz portreciliğine borçludur.Ο Άντονι βαν Ντάικ επαίνεσε το έργο του και έφτιαξε την προσωπογραφία του.
Vergileri kaldırdı, tefeciliği ve borç vermeyi yasakladı.Έκλεισε ναούς, απαγόρευσε την πρόσβαση σε αυτούς και τους αφαίρεσε φοροελαφρύνσεις.
Birçok kişiye maddi borcu vardır.Έχει πολλές ανθρώπινες ιδιότητες.
Yerleşim Knights von Bork (von Borcke) aitti.Ήταν μέλος της οικογένειας καλλιτεχνών τερ Μπορχ.
Ama parası günden güne azalır, borçları artar.Για λίγο διαρκεί η ζωή, ο χρόνος απαιτεί την πληρωμή του.
"İflas borçtan kurtaracak mı?".«Χαρίζω Οικόπεδα, Χαρίζω Χρέη»».
Gelirimiz bu borcun faizine bile yetmez.Το όφελός μου δεν συνεπάγεται την δική σου ζημιά.
Borçlar kısa sürede arttı ve borç verenler paralarını geri istemeye başladılar.Τα κτήματά του σύντομα σταμάτησαν να παράγουν κέρδος και άρχισε να αποκτά χρέη..
Ayrıca sözleşmenin meydana gelmesi için borçlunun izin ya da onayı da gerekli değildir.Δεν είναι όμως αναγκαία και ικανή συνθήκη αυτή για την εμφάνιση της υπεραγωγιμότητας.
Kabul etmedikçe keşideci asıl borçludur.Έστω και χωρίς την απαιτούμενη αναγνώριση.
Bu mitingle ona olan borcumuzu ödüyoruz." dedi.Στον Κωστή Παλαμά τη Συμφωνία αυτή αφιερώνω.»
Toplam Borç 239 Milyon Lira olmuştur.Όταν ανέλαβε, το δημόσιο χρέος ήταν 296 εκατομμύρια λίβρες.
Öncelikle Teoman olmak üzere bütün borçlarını öder.Ως επί το πλείστον, αναλαμβάνει χρέη μπασίστα.
Artan borçları yüzünden Maelzel Avrupa'yı terk ederek Amerika'ya doğru yola çıktı.Μετά από αυτή την επίθεση ο Μακουέγκε έφυγε με την οικογένειά του στην Ευρώπη.
Bu bölge ismini büyük sayıda bulunan Flamingo nüfusuna borçludur.Η ονομασία του πρώτου οφείλεται στην πληθώρα των κατοίκων που φέρουν το επώνυμο Τσουνης.
Sorun yaygın borçlanmadan kaynaklanıyormuş gibi görünüyordu.Ως προς την οικονομική του κατάσταση, όμως, φαίνεται πως συχνά ήταν σε κατάσταση χρέους.
Pizzacıya her zaman borcu vardır.Το Κόζι παίρνει την μπάζα πάντα.
Borçka'da okyanusal iklim (Köppen: Cfb) görülmektedir.Η Κοπεγχάγη βρίσκεται στη ζώνη ωκεάνιου κλίματος (Κέππεν: Cfb ).
Bu durumda merkez bankalarının ticaret bankalarına borç vermesi söz konusudur.Εφόσον φυσικά κάποιος πληροί τις προϋποθέσεις για τραπεζικό δανεισμό.
Böyle mi ödeyeceksiniz borcunuzu bu insanlara?Έτσι θα πληρώσετε τον λογαριασμό στους ανθρώπους αυτούς;
Kişilerin hak ve borçlara sahip olabilme yeterliliğidir.Fond kan have rettigheder og forpligtelser.
Üye ülke devlet borçlarının GSYİH’sına oranı %60’ı geçmemelidir.Landets offentlige gæld må ikke overstige 60% af landets BNP.
Teşekkürü bir borç biliyorum.En hyldest til livet!
Kitaplara borçlu olduğu yüksek bir zekası vardır.Han er dog mager i alle bøgerne.
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım."Jeg herser meget med folk.
Sana olan borcumuzu nasıl ödeyebiliriz?Og hvilken pris betalte han for sit engagement?
Okul için gereken para İngiliz İdaresinden borç alınarak karşılanmıştır.Opstart af skolen blev finansieret, med lån fra byens borgere.
"20 milyon doların üzerinde borcumuz var.Prisen var på 20 millioner USD.
Borçlarını ödeyememiştir.Undgå gæld.
Sözcük, "Genel Borçlar" anlamına gelir.Heraf udtrykket "penge er gæld".
Başarılarını ise sürekli konser turlarında bulunmaya borçludurlar.De optræder stadig sammen i koncertsammenhænge.
Hala babamın borçlarını ödüyorum ve o mezarda.Han døde og blev begravet i sin fars grav."
Bazı ödemeler hammadde yoluyla yapıldı, ancak Almanya ekonomisi bu borçları ödemeye yetmedi.Tilgangen på amerikansk lånekapital stoppede, og Tyskland kunne ikke betale erstatningerne.
Borç ilişkilerinde sorumlulukGæld Obligation Pant Kviklån
Pizzacıya her zaman borcu vardır.Man må altid betale sin gæld.
Hobbes asıl olarak ününü siyaset felsefesindeki düşüncelerine borçludur.Hobbes har i sin filosofi især fokuseret på den politiske statslære.
Babası Avni ise bir kişiye borcu vardır.Afdødes ægtefælle overtager også dennes gæld.
Birçok kişiye maddi borcu vardır.Mange af dem var skattepenge.
"Borçka Baraj Gölünde Balıkçılık".Det er godt ørredfiskeri i søen.
Borçlu ve alacaklı ilişkisinde bunun güzel bir örneğini sunmaktadır.Men hendes behov for smukke antræk og ejendele medfører, at hun sætter sig i bundløs gæld.
Babası ona yüklü miktarda elmasları borç olarak bırakmıştır.Peter Christian indskød større summer af sin egen formue.
24:10 Teminatı, ihtiyacı varsa borçluya iade et Deut.00:10:34 Slagsmål i forbindelse med KU-møder.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod