Ana içeriğe geç
Sözlük

borç ile cümle

borç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Borsa kurları güçlü bir şekilde çökmüş ve borsanın kapanmasından sonra birçok yatırımcı borçlanmıştır.Talloze dotcoms gingen failliet en vele beleggers waren hun geld kwijt.
Asya bu yükseltisini; dünyanın en yüksek zirvelerini bünyesinde barındıran Himalaya Dağları'na borçludur.Het resultaat van deze 'continentenbotsing' is het Himalaya-gebergte, met de hoogste bergtoppen ter wereld.
Yeniden borçlandı ve kumaranelerde gezmeye başladı.Geleidelijk begon hij weer meer te spelen en op tournee te gaan.
Huo Yuanjia da kendisine bir özür borçlu olduğunu söyledi.Hideyoshi moest zijn verontschuldigingen aanbieden.
Borç ve ihtiyaç komşudurlar.Schuld en nood zijn buren.
Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum.Chcę tylko powiedzieć, że całą radość mojego życia zawdzięczam tobie.
Allan fazladan para ve elbise göndermesine rağmen Poe'nun borçları arttı.Allan przysyłał dodatkowe fundusze i ubrania, lecz długi Poego ciągle rosły.
Halk kütüphanelerinin aksine, milli kütüphaneler nadiren vatandaşların kitap borçlanmasına izin verir.W odróżnieniu od bibliotek publicznych, rzadko zezwalają na pożyczanie książek obywatelom kraju.
Elton John, Jeanne White'a 16.500 $ borç verdi.W tym celu przekazał Jeanne White 16 500 dolarów.
Bunu kitabınıza, bunu size borçluyum.'Adam Ziemianin) Twój List (sł.
Adını ABD'nin eşisimli eyaletinin biçimine olan benzerliğine borçludur.Swoją nazwę zawdzięcza podobieństwu kształtu do Kontynentu Ameryki Północnej.
Bu borcu ödemek için kendisine on sekiz gün süre verildi.Jack miał trzy dni na spłatę długu.
Ekim 2002'de kulüp £30 milyon borçla idarenin yönetimine girdi.W październiku 2002 roku, klub podał do informacji że ma 30 mln funtów długów.
Borçlu olana zekât farz değildir.Żebrak nie posiada się z radości (O morte gradita).
Kitaplara borçlu olduğu yüksek bir zekası vardır.Ma obsesję na punkcie książek.
Borchert savaştan sonra tiyatro ve kabare dünyasında yer edinmeye çalıştı.Po wojnie Borchert próbował swoich sił w teatrze i na scenie kabaretowej.
Bu borcun geri ödenmesi 2006 yılında tamamlandı.Ostatnia rata długu została spłacona w 2006.
Sana olan borcumuzu nasıl ödeyebiliriz?Co za to winnyśmy dać?
Ayrıca alacaklının bunları borcu ödeyen kefile teslim etme yükümlülüğü de vardır (BK. m.Ma się wrażenie iż to on otrzymuje nakaz odebrania długu).
1993'te Maliye Bakanlığı Devlet Hazine ve Borç Bölümü Direktörü oldu.Od 1993 był dyrektorem wydziału ds. skarbu i zadłużenia w ministerstwie finansów.
Borçlarını ödeyememiştir.Nie otrzymał renty.
Ancak İspanya hala borçlarını ödemektedir.Hiszpan pozostawił po sobie mnóstwo długów.
Dış borç tutarı $3,073 milyar (2005)'dır.Łączna kapitalizacja wynosi 357,3 miliardów euro (2006).
Arya'ya üç can borçludur.Na ryjku trzy rowki.
Senet genelde bir mali (borçlanma) veya mülkiyet ilişkisinin (tapu, hissedarlık) kabulü şeklindedir.Są grube i zebrane w parach wyprostowanych względem siebie lub rozwartych.
Tazminatın borçlusunun özelliğine göre farklı yargı mercilerine başvurmak gerekir.W zależności od treści przyrzeczenia, przysługiwały wierzycielowi różne skargi (actiones).
Kamu Borcu Nasıl Oluştu?Jak dokonać płatności?
Borçlu borcunu ifâ etmediği takdirde alacaklı mahkemeye ya da icrâya başvurabilir.Wniosek o ogłoszenie upadłości może zgłosić dłużnik lub każdy z jego wierzycieli.
Bundan dolayıdır ki Havza ve Havzalılara çok borçluyum.Z kolei zagłębienia bagienne zajmują olsy i jedliny.
1876'da borç ödemelerini durdurdu.Przeszedł na emeryturę w 1876 roku.
1980 yılında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Dış Borç Erteleme Bölümünde göreve başladı.W 1980 roku rozpoczął pracę w tureckim banku centralnym w departamencie ds. walutowych.
Amerika’ya borçlu olduklarını düşünüyorlar.Został nazwany na cześć Ameryki.
Örneğin, borçlunun mirasçısı yoksa, mirasçı devlettir.Dług spadkowy – dług spadkodawcy, za który odpowiedzialność ponosi spadkobierca.
Zamanaşımına uğramış bir borç, eksik borç haline gelir.Zaciągany jest w sytuacji chwilowego braku gotówki.
Kısa vadeli borçların uzun vadeli hale getirilmesidir.Obligacje te zostały zamienione na długoterminową książeczkę oszczędnościową.
Borçlu olmamak asıldır.Oto szpital bez długów.
"Esnafın ve çiftçinin borcu erteleniyor"."Głosu Drobnych Rolników i Osadników".
Bu amaçla açılacak kamu borçlanma ihalelerine aracılık yapmaktadır.Na ten cel postanawiają zaciągnąć kredyt.
Başarılarını ise sürekli konser turlarında bulunmaya borçludurlar.Jednym z jego osiągnięć jest uzyskanie dobrej frekwencji podczas koncertów.
IMF, hızlı borç krizlerinin finansal krize yol açabileceği konusunda Çin'i uyardı.Koordynator ostrzegł także przed zbliżającym się kryzysem żywnościowym.
Üye ülke devlet borçlarının GSYİH’sına oranı %60’ı geçmemelidir.Rezerwa obowiązkowa nie może przekraczać 30% wysokości zobowiązań danego banku wobec Banku.
Hala babamın borçlarını ödüyorum ve o mezarda.W grobowcu tym pochowano również jego rodziców oraz brata.
Hüsnü'nün kumar borcu ödemiştir.Wchodziła w skład majątku Łastowice.
Ve bu özelliğime şükran borçluyum.Pracuję nad swoim charakterem.
Avrupa borç krizi, 2009 yılının sonundan bu yana Avrupa Birliği'nde yaşanan bir borç krizidir.UE reaguje na kryzys zadłużenia w strefie euro.
Bu durumda merkez bankalarının ticaret bankalarına borç vermesi söz konusudur.Jest to powszechny sposób udzielania przez banki centralne krótkoterminowych pożyczek dla banków komercyjnych.
Allan fazladan para ve elbise göndermesine rağmen Poe'nun borçları arttı.Allan skickade extra pengar och kläder, men Poes skulder ökade.
Borç geçen işlemler için valör, işlemin yapıldığı gündür.Lån och räntor förföll till betalning denna dag.
Salins, adını tuzlu sularına borçludur, banyo ve içme amacıyla kullanılır.Salins har fått sin namn för sitt salthaltiga vatten, använt för bad och som dryck.
Borçlarını ödeyemeyenler de köle olarak satılabilirdi.De som inte kunde betala såldes som slavar.
Kosinski'ye göre, Oblivion 1970'li yılların bilim kurgu filmlerine saygı borçludur.Enligt Kosinski är Oblivion en hyllning till 70-talets science fiction-filmer.
Buna rağmen FIFA, Belize'yi kendisine olan borçlarından ötürü turnuvaya katılmaktan men etti.Fifa avslog dock Belize på grund av skulder till FIFA..
Teşekkürü bir borç biliyorum.Ge ärlig uppskattning.
Babası Avni ise bir kişiye borcu vardır.En gäldenär är någon som har en skuld till någon annan.
En önemli görevi ise devlete borç para vermek idi.Hans största insats var fonderandet av statsskulden.
Bu olaydan dolayı altına girdiği borçları Disraeli'nin bütün hayatı boyunca onun aklından çıkmayacaktı.De skulder som Disraeli ådrog sig genom denna affär skulle förfölja honom under resten av hans liv.
Bunu kitabınıza, bunu size borçluyum.'Summa summarum vad jag haver skrivit det haver jag skrivit!".
Kitaplara borçlu olduğu yüksek bir zekası vardır.De ger ett papper av hög kvalitet som är vanligt i böcker.
Ocak 1902'de, 2.670£ (günümüzde 210.000£) borcu bulunan kulüp kapanma noktasına gelmiştir.I januari 1902 hade klubben skulder på £2 670 och var på väg mot konkurs.
Fakat ödemek zorunda olduğu bir borç vardır.Han blir skuldsatt och måste betala tillbaka lånet.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod