Demir taşıdım ama borçtan daha ağır bir şey bulmadım.I carried iron, but didn't find anything heavier than debt.
Bay Morita sermaye olarak borç para kullanarak bir işe başladı.Mr. Morita started a business by using borrowed money as capital.
Başarımı arkadaşlarıma borçluyum.I owe my success to my friends.
Başarımı onların yardımına borçluyum.I owe my success to their help.
Gazinodaki üç saatten sonra, o, 2.000 dolar borçlu.After three hours in the casino, he's $2,000 in the hole.
Endişelenmek olmayan bir borcu ödemek gibidir.Worrying is like paying a debt you don't owe.
Ulusal borç büyüyor.The national debt is growing.
Borcunu azaltmak için ne yapmalısın?What should you do to decrease your debt?
Onun borcu ile nasıl başa çıkardınız?How would you handle her debt?
Mortgage insanların ev satın almak için kullanabileceği bir borç türüdür.A mortgage is a kind of loan that people can use to buy a house.
Kimseye para borçlu olmak istemiyorum.I never want to owe money to anyone.
Tom'un hükümete bir sürü vergi borcu var.Tom owes the government a lot of money in taxes.
Senin borcun nedir?What's your debt?
Bana 1,000 dolar borçlusun.You owe me $1,000.
Bana borçlusun.You owe me.
O her zaman benden borç para alıyor.He always borrows money from me.
Gırtlağıma kadar borca battım.Got into debt right up to my ears.
Nasıl çalışmadan borçlarımı ödeyebilirim ki!How can I pay my bills without work!
İşim olmadan nasıl borçlarımı ödeyeyim ki!How can I pay my bills without work!
İşadamları bankalara borçlu oldukları parayı geri ödeyemedi.Businessmen could not pay back money they owed the banks.
O, çok miktarda para borçluydu.He owed large amounts of money.
O, kendi borçlarını ödemek zorunda kaldı.He had to pay his own debts.
Bankalar Japon-Amerikalılara borç para vermeyi reddetti.Banks refused to lend money to Japanese-Americans.
Devletlerin çoğu, büyük miktarlarda para borçluydu.Many of the states owed large amounts of money.
Hükümet milyonlarca dolar borçlandı.The government owed millions of dollars.
Borca boğulan insanlar var.There are people drowning in debt.
Borca gömülen insanlar var.There are people drowning in debt.
Borç batağında insanlar var.There are people drowning in debt.
O, borçlu olduğu parayı ona uzattı.She handed him the money that she owed him.
O ona bir sürü para borçlu fakat muhtemelen onu geri ödeyemeyecek.She owes him a lot of money, but she probably won't be able to pay it back.
O, ona çok para borçludur.She owes him a lot of money.
Ona onun tarafından arkadaşlarından borç para almaması tavsiye edildi.She was advised by him not to borrow money from his friends.
Yapman gereken tek şey onun borcu ödemesini istemektir.All you need to do is ask him to pay the loan.
Yapmanız gereken tek şey onun borcu ödemesini istemektir.All you have to do is ask him to pay the debt.
Ona biraz para borçluyum.I owe him some money.
Kumar borcunu ödemeden kaçtı.He welshed on his gambling debt.
Tom gırtlağına kadar borçludur.Tom is up to his neck in debt.
Tom'un kira borcu vardır.Tom is behind in his rent.
Tom Mary'ye borç para vermemenin daha iyi olduğunu düşünüyor.Tom thinks it's better not to lend Mary any money.
Tom Mary'den borç istemeyecek kadar akıllı olmalı.Tom should know better than to ask Mary for a loan.
Tom bin doların biraz üstünde Mary'ye borçlu.Tom owes Mary slightly over a thousand dollars.
Tom Mary'ye borçludur.Tom is indebted to Mary.
Tom'un Mary'den borç para istemeye cesareti var.Tom has a lot of guts asking Mary for a loan.
Ben sadece Tom'dan değil aynı zamanda eşinden de borç para aldım.I didn't borrow money only from Tom, but also from his wife.
Ona 1.000 yen borcum var.I owe him 1000 yen.
Tom bir miktar borç para istiyor.Tom wants to borrow some money.
Tom sizden biraz borç para istiyor.Tom wants to borrow some money from you.
Tom Mary'ye üç yüz dolar borçlu.Tom owes Mary three hundred dollars.
Tom kulaklarına kadar borçlu.Tom is up to his ears in debt.
Tom bana hiçbir şey borçlu değildir.Tom doesn't owe me anything.
Tom başkasına borçlu olmayı sevmez.Tom doesn't like to be indebted to anyone.
Tom son derece borçlu olduğunu kimsenin bilmesini istemiyordu.Tom didn't want anyone to know that he was deeply in debt.
Tom kesinlikle Mary'ye bir özür borçlu.Tom certainly owes Mary an apology.
Tom Mary'den borç para istedi.Tom asked Mary for a loan.
Tom'a ne kadar borçlusun?How much money do you owe Tom?
Sana bir tane borçluyum.I owe you one.
Bana bir real borçlusun.You owe me one real.
Tom ne borcu varsa ödemelidir.Tom should pay what he owes.
Tom Mary'ye bir özür borçludur.Tom owes Mary an apology.
Tom Mary'ye çok şey borçludur.Tom owes Mary a lot.