bolluk ile cümle
bolluk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Mr. Marvel görünümünü kontrast tarafından vuruldu bolluk.Ker se je približal gospod Marvel je slišal zvok, kot je spuščanje kovancev v žep.
Mr. Marvel görünümünü kontrast tarafından vuruldu bolluk.그가 씨 마블 접근했듯이 그는 동전의 낙하와 같은 소리를 들었다고했다
Mr. Marvel görünümünü kontrast tarafından vuruldu bolluk.Như ông đã tiếp cận ông Marvel, ông đã nghe thấy một âm thanh như giảm của đồng tiền vào một túi.
Mr. Marvel görünümünü kontrast tarafından vuruldu bolluk.Zoals hij had benaderd Mr Marvel had hij hoorde een geluid als het laten vallen van de munten in een zak.
Mr. Marvel görünümünü kontrast tarafından vuruldu bolluk.Както той подхожда г-н Marvel, че е чул звук като отпадането на монети в джоб.
Mr. Marvel görünümünü kontrast tarafından vuruldu bolluk.Коли він звернувся до пана Marvel він почув звук, схожий на падіння монет в кишені.
Mr. Marvel görünümünü kontrast tarafından vuruldu bolluk.كما كان قد اقترب السيد مارفل وقال انه سمع صوت مثل إسقاط القطع النقدية
Mr. Marvel görünümünü kontrast tarafından vuruldu bolluk.ポケットに。
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Bukan tentang keperawanan, Namun tentang kesuburan, kelimpahan, Sebuah taman yang dialiri air.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Det er ikke jomfruelighed; det er frugtbarhed. Det er overflod. Det er haver vandet af løbende strømme.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Geen maagdelijkheid, maar vruchtbaarheid, overvloed, tuinen bevloeid door stromende wateren.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Não é virgindade, é fecundidade, é abundância, são jardins regados por riachos correntes.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Nem szüzesség, hanem termékenység, bőség, kertek, melyeket folyó patakok öntöznek.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Není to panenskost, je to plodnost, hojnost, jsou to zahrady, zavlažované prameny vod.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Nie je to panenstvo, je to plodnosť, je to hojnosť, sú to záhrady zavlažované prúdiacimi tokmi.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.No es virginidad, es fecundidad, es plenitud, son jardines regados por arroyos en constante flujo.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Non è verginità, è fertilità, è abbondanza, sono giardini in cui scorrono ruscelli.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Nu este virginitate, este fecunditate, este abundenţă, este grădini udate de curente curgătoare.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Se ei ole neitseellisyyttä vaan hedelmällisyyttä, runsautta, puutarhoja, joita kastelevat virtaavat vedet.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.To nie dziewictwo. To urodzaj, to mnogość, to ogrody nawadniane przez płynące strumienie.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Δεν είναι παρθενία, είναι γονιμότητα, είναι αφθονία, είναι κήποι που ποτίζονται από τρεχούμενα ποτάμια.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Той не е девственост, той е плодовитост, изобилие, това са градини, напоени от течащи потоци.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Це не невинність, а плодючість, це багатство, це сади, омиті ріками.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Это не девственность, а плодородие, изобилие, сады, реками омовены.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.הוא לא בתוליות, הוא פוריות, הוא שפע,
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.أنها ليست العذرية، أنها الخصوبة. أنها الكثرة.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.生殖能力であり 活力あふれる 流れる水に潤う
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.그건 동정(童貞)이 아닌, 비옥함입니다. 천국은 넉넉하고,
O kıtlığa karşılık bolluk.C'est l'abondance, opposée à la rareté.
O kıtlığa karşılık bolluk.É abundância, em oposição à escassez.
O kıtlığa karşılık bolluk.E abundenţă, în opoziţie cu raritatea.
O kıtlığa karşılık bolluk.E' l'abbondanza in opposizione alla scarsità.
O kıtlığa karşılık bolluk.Es la abundancia, en oposición a la escasez.
O kıtlığa karşılık bolluk.Ez a bőség, szemben a hiánnyal.
O kıtlığa karşılık bolluk.Het is overvloed in plaats van schaarste.
O kıtlığa karşılık bolluk.Ini adalah keadaan berkelimpahan dimana kebalikan dari kelangkaan.
O kıtlığa karşılık bolluk.희소하지 않고 풍부합니다.
O kıtlığa karşılık bolluk.Nó phổ biến, trái ngược với sự khan hiếm.
O kıtlığa karşılık bolluk.Sie ist Überfluss im Gegensatz zu Mangel.
O kıtlığa karşılık bolluk.To obfitość, w przeciwieństwie do rzadkości.
O kıtlığa karşılık bolluk.Това е охолство, противопоставено на оскъдица.
O kıtlığa karşılık bolluk.Це достаток, як протиставлення нестачі.
O kıtlığa karşılık bolluk.Это изобилие по сравнению с дефицитом.
O kıtlığa karşılık bolluk.זהו שפע, להבדיל ממחסור
O kıtlığa karşılık bolluk.هي الوفرة على عكس الندرة.
O kıtlığa karşılık bolluk.フリーはおそらく最も興味がひかれるものです
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.Chúng nó may mắn trải qua các ngày đời mình, Rồi bỗng chốc sa xuống âm phủ.
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.Chúng_nó may_mắn trải qua các ngày đời mình , Rồi bỗng_chốc sa xuống âm_phủ .
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.De förnöta sina dagar i lust, och ned till dödsriket fara de i frid.
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.de lever deres Dage i Lykke og synker med Fred i Dødsriget,
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.De lever sine dager i lykke, og i et øieblikk farer de ned til dødsriket.
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.Finiscono nel benessere i loro giorni e scendono tranquilli negli inferi
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.Hari-harinya dihabiskan dalam kebahagiaan, dan mereka meninggal penuh kedamaian
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.He viettävät päivänsä onnessa, mutta äkkiä heidät säikähytetään alas tuonelaan.
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.Ils passent leurs jours dans le bonheur, Et ils descendent en un instant au séjour des morts.
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.Îşi petrec zilele în fericire, şi se pogoară într'o clipă în locuinţa morţilor.
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.Jóllétben töltik el napjaikat, és egy pillanat alatt szállnak alá a sírba;
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.그날을 형통하게 지내다가 경각간에 음부에 내려가느니라
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.Na prosperidade passam os seus dias, e num momento descem ao Seol.
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.Pasan sus días en la prosperidad, y con tranquilidad descienden al Seol