Ana içeriğe geç
Sözlük

bodrum ile cümle

bodrum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bodrum'daki evinde inzivaya çekildi.Nalazila se u podrumu župne kuće.
Bodrum'a gelmeden önceki ilçedir.Pred vstupom do bazénu je potrebné použitie spŕch.
Bodrumda gizlenen on sivil bulmuşlardı.Množstvu ľudí sa tiež podarilo ukryť v suteréne.
Bodrum önemli bir karayolu kavşağında bulunmaz.Zlín neleží na žiadnom významnom železničnom ťahu.
Buluntular, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.Posode so zdaj v Muzeju podvodne arheologije v Bodrumu.
Kendisi ayrıca Bodrum'da faaliyetlerde bulunmaktadır.Zasliševali so tudi v kleti.
Fransa'nın en geniş kilise bodrumu olan günümüzde yapının bodrumu o dönemden kalmadır.Večina sedanje kripte, ki je največja v Franciji, izvira iz tega obdobja.
Bodrumda gizlenen on sivil bulmuşlardı.Trojica se tako znajde ujeto v kleti.
Kendisi ayrıca Bodrum'da faaliyetlerde bulunmaktadır.Aktyviai dalyvavo pogrindinėje veikloje.
Bodrum kat depo veya ahır olarak kullanılmıştır.Alumist korrust kasutati keldri või aidana.
Ahiköy'ün ilk kaymakamının karısı Bodrumluymuş.Kaljo Aameri abikaasa oli Ülle Aamer.
Binanın bir kısmında bodrum da mevcuttur.Hoonetiiva all paiknesid ka keldrid.
66 yaşında, çok sevdiği Bodrum'da öldü.46-aastaselt suri ta halvatuna voodisse aheldatuna.
17,000 dolarým vardý ve bodrum katýnda baţladým.Měl jsem 17 000 dolarů a začal jsem ve sklepě.
17,000 dolarým vardý ve bodrum katýnda baţladým.Я мав $ 17,000 і розпочав бізнес у своєму підвалі.
Ama bodrum katına bunlardan elli tanesini enerji depolamak için bodruma koymayacağımızı bildiğimiz için우리의 동력을 저장하기 위해 우리의 지하실에 이것의 50개를 놓지는 않을 것이기 때문에,
Ama bodrum katına bunlardan elli tanesini enerji depolamak için bodruma koymayacağımızı bildiğimiz içinWe weten dat we nooit 50 stuks hiervan in onze kelder zullen zetten om energie op te slaan.
Ama bodrum katına bunlardan elli tanesini enerji depolamak için bodruma koymayacağımızı bildiğimiz içinЗнаючи, що ми не вмикатимемо по півсотні таких в наших підвалах, щоб накопичити енергію
Ama bodrum katına bunlardan elli tanesini enerji depolamak için bodruma koymayacağımızı bildiğimiz içinבידיעה שאנחנו לא הולכים לשים חמישים כאלו במרתפים שלנו כדי לאחסן חמשל,
Ama bodrum katına bunlardan elli tanesini enerji depolamak için bodruma koymayacağımızı bildiğimiz içinمع العلم أننا لن نضع خمسين منها في قبونا لتخزين الطاقة،
Ama bodrum katına bunlardan elli tanesini enerji depolamak için bodruma koymayacağımızı bildiğimiz içinこれを50個置くわけないですから テキサス大学ダラス校の科学者を訪ね
Ama üç gün sonra, örtü zarar görmemiş bir halde bulundu. Kilisenin bodrumunda bulunmuştu.En wonderbaarlijk, drie dagen later werd het kleed onbeschadigd teruggevonden in de crypte onder de kerk.
Aşağıya, bodruma indik."Andiamo a vedere in cantina." Andammo in cantina.
Aşağıya, bodruma indik. Dolabı açtım.그리곤 우리가 지하실에 내려갔고, 그리고 찬장을 열었습니다.
Aşağıya, bodruma indik. Dolabı açtım. Topladığım yaklaşık bin kadar elbise askısı orada duruyordu.Lementünk a pincébe, kinyitottam a szekrényt és ott volt vagy ezer vállfa, amit addig összegyűjtöttem.
Aşağıya, bodruma indik. Dolabı açtım. Topladığım yaklaşık bin kadar elbise askısı orada duruyordu.Šli jsme tam a já otevřel skříňku, a v ní bylo asi tak tisíc ramínek, která jsem nasbíral.
Aşağıya, bodruma indik. Dolabı açtım.Und wir gingen in den Keller und ich öffnete einen Schrank.
Aşağıya, bodruma indik. Dolabı açtım.Và chúng tôi xuống tầng hầm và mở chiếc tủ này ra.
Aşağıya, bodruma indik. Dolabı açtım.Y abrí este armario.
Aşağıya, bodruma indik. Dolabı açtım.וירדנו למרתף. ופתחתי את הארון הזה.
Aşağıya, bodruma indik. Dolabı açtım.ومن ثم اخذتها الى القبو وفتحت الخزانة
Aşağıya, bodruma indik. Dolabı açtım.そこには私が集めたハンガーが千本くらいもありました
Aşağıya, bodruma indik.E eu abri um armário.
Aşağıya, bodruma indik.En we gingen naar de kelder.
Aşağıya, bodruma indik.Et nous sommes descendus au sous-sol.
Aşağıya, bodruma indik.Şi am mers în pivniţă. Şi am deschis un dulap.
Aşağıya, bodruma indik.Zeszliśmy do piwnicy.
Aşağıya, bodruma indik.Πήγαμε κάτω στο υπόγειο.
Aşağıya, bodruma indik.Й ми спустилися до підвалу.
Aşağıya, bodruma indik.Мы спустились в подвал.
Aşağıya, bodruma indik.Слязохме долу в мазето. И отворих един шкаф.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.De ledte mig ned af en smal trappe der ledte til denne beskidte, dårligt belyste kælder.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Elles m'ont menée en bas d'escaliers étroits qui menaient à un sous-sol sale faiblement éclairé au néon.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Họ dẫn tôi xuống những bậc cầu thang hẹp xuống tầng hầm bẩn thỉu, trong ánh sáng lờ mờ.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.그녀들은 좁은 층계를 지나 지저분하고 희미한 형광등 불빛이 있는 지하로 저를 안내했어요.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Levezettek egy keskeny lépcsőn, ami abba a koszos, rosszul megvilágított alagsorba vezetett.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.M-au grăbit în jos pe niște scări strâmte care duceau la o pivniță murdară, luminată ușor fluorescent.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Me condujeron por unas escaleras angostas que daban a este sótano sucio, de tenue luz fluorescente.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Peljale so me navzdol po ozkih stopnicah v umazano, šibko fluorescenčno osvetljeno klet.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Wprowadziły mnie wąskimi schodami do brudnej, słabo oświetlonej, fluorescencyjnej piwnicy.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Zavedly mě dolů po úzkých schodech vedoucích do špinavého, mdle osvětleného suterénu.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Ze brachten me langs een smalle trap naar een vuile, vaag verlichte kelder.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Με συνόδευσαν σε μια κατηφορική στενή σκάλα που οδηγούσε σ' ένα βρόμικο, ελάχιστα φωτεινό υπόγειο.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Вони вели мене вузенькими сходами вниз до того брудного, тьмяно освітленого люмінесцентними лампами підвалу.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Они привели меня к узенькой лестнице, ведущей в грязный подвал, тускло освещённый люминесцентными лампами.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Те ме съпровождаха по тесни стълбища, които отвеждаха да това мръсно, слабо осветено мазе.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.הן הובילו אותי במורד גרם מדרגות צר ולתוך מרתף מזוהם ומואר קלושות בנורות ניאון.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.قدنني إلى مجموعة ضيقة من السلالم التي تؤدي إلى هذا القبو القذر المُضاء بشكل خافت بالمصابيح الفلورية.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.薄暗い蛍光灯が照らす汚い地階に続いていました いわゆる売春宿ではなく
Beni karakola götüdüler, Karakolun bodrum katına. Bir hücreye kapattılar.Họ đưa tôi đến sở cảnh sát, tầng hầm của sở cảnh sát, rồi họ đưa tôi vào khám
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod