bodrum ile cümle

bodrum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Böylece bodrumda bir hücreye kapatılan Yeremya uzun süre orada kaldı.След като Еремия беше влязъл в подземната тъмница и в избите, и Еремия беше седял там много дни,
Böylece bodrumda bir hücreye kapatılan Yeremya uzun süre orada kaldı.כי בא ירמיהו אל בית הבור ואל החניות וישב שם ירמיהו ימים רבים׃
Böylece bodrumda bir hücreye kapatılan Yeremya uzun süre orada kaldı.فلما دخل ارميا الى بيت الجب والى المقببات اقام ارميا هناك اياما كثيرة.
Böylece bodrumda bir hücreye kapatılan Yeremya uzun süre orada kaldı.耶 利 米 來 到 獄 中 、 進 入 牢 房 、 在 那 著 囚 了 多 日
Böylece bodrumda bir hücreye kapatılan Yeremya uzun süre orada kaldı.耶利米 來到 獄中 、 進入 牢房 、 在 那 著囚 了 多日
Bu bodrumdaki bilgisayarlardan yaptığım objelerin başka bir dizisi.Aceasta este altă serie de obiecte făcute din computere vechi din beciul meu.
Bu bodrumdaki bilgisayarlardan yaptığım objelerin başka bir dizisi.C'était une autre série d'objets faits de vieux ordinateurs de ma cave.
Bu bodrumdaki bilgisayarlardan yaptığım objelerin başka bir dizisi.Dies ist eine andere Serie von Objekten, hergestellt aus alten Computern aus meinem Keller.
Bu bodrumdaki bilgisayarlardan yaptığım objelerin başka bir dizisi.Dit is nog een serie objecten gemaakt van mijn oude computers uit de kelder.
Bu bodrumdaki bilgisayarlardan yaptığım objelerin başka bir dizisi.Esta es otra serie de objetos hechos con computadoras viejas de mi sótano.
Bu bodrumdaki bilgisayarlardan yaptığım objelerin başka bir dizisi.I tutaj widzicie inną serię przedmiotów zrobionych ze starych komputerów z mojej piwnicy.
Bu bodrumdaki bilgisayarlardan yaptığım objelerin başka bir dizisi.제 지하실의 오래된 컴퓨터로 만들어진 것이죠.
Bu bodrumdaki bilgisayarlardan yaptığım objelerin başka bir dizisi.làm từ máy tính cũ ở tầng hầm nhà tôi.
Bu bodrumdaki bilgisayarlardan yaptığım objelerin başka bir dizisi.Questa è un'altra serie di oggetti realizzati con vecchi computer dal mio scantinato.
Bu bodrumdaki bilgisayarlardan yaptığım objelerin başka bir dizisi.Това е друга серия обекти, направени от стари компютри от мазето ми.
Bu bodrumdaki bilgisayarlardan yaptığım objelerin başka bir dizisi.Это ещё одна серия предметов, сделанных из старых компьютеров из моего подвала.
Bu bodrumdaki bilgisayarlardan yaptığım objelerin başka bir dizisi.שנוצרו ממחשבים ישנים במרתף שלי.
Bu bodrumdaki bilgisayarlardan yaptığım objelerin başka bir dizisi.مصنوعة من كمبيوترات قديمة من قبو منزلي.
Bu bodrumdaki bilgisayarlardan yaptığım objelerin başka bir dizisi.古いマッキントッシュを集め
Bu insanlar bana kendilerinin yeraltı mezarlığına benzeyen bodrum katına ulaşmamı sağladı.그분들이 저를 지하에 있는 납골당 같은 곳으로 안내해 주시더군요.
Bu insanlar bana kendilerinin yeraltı mezarlığına benzeyen bodrum katına ulaşmamı sağladı.שנתנו לי גישה למרתף שלהם, הנראה כמו אולם קבורה,
Bu insanlar bana kendilerinin yeraltı mezarlığına benzeyen bodrum katına ulaşmamı sağladı.الذين أدخلوني الي بدرومهم الذي يشبه المدفن،
Bu insanlar bana kendilerinin yeraltı mezarlığına benzeyen bodrum katına ulaşmamı sağladı.そこは戦時中に弾薬倉庫として使われていた場所で
Bunu bodruma koyduk ve yemek hakkında gerçekten ciddileştik, ciddi deneyler falan yaptık.Am pus tot în pivniţă și am început să experimentăm serios cu mâncarea.
Bunu bodruma koyduk ve yemek hakkında gerçekten ciddileştik, ciddi deneyler falan yaptık.Dali sme ho do suterénu a jedlo sme začali brať naozaj vážne, ako vážne experimentovanie.
Bunu bodruma koyduk ve yemek hakkında gerçekten ciddileştik, ciddi deneyler falan yaptık.Jadi kami membuatnya di ruangan bawah tanah dan kami sangat serius tentang makanan, percobaan yang serius.
Bunu bodruma koyduk ve yemek hakkında gerçekten ciddileştik, ciddi deneyler falan yaptık.그래서 우리는 지하실에 이런 시설을 설치하고 본격적으로 요리실험을 하기 시작했지요.
Bunu bodruma koyduk ve yemek hakkında gerçekten ciddileştik, ciddi deneyler falan yaptık.L'abbiamo messo nel seminterrato e ora siamo molto seri riguardo al cibo, facciamo esperimenti seri.
Bunu bodruma koyduk ve yemek hakkında gerçekten ciddileştik, ciddi deneyler falan yaptık.Na poważnie zajęliśmy się eksperymentowaniem z jedzeniem.
Bunu bodruma koyduk ve yemek hakkında gerçekten ciddileştik, ciddi deneyler falan yaptık.Postavili jsme ji v suterénu, a úplně jsme se ponořili do jídla, do opravdového experimentování.
Bunu bodruma koyduk ve yemek hakkında gerçekten ciddileştik, ciddi deneyler falan yaptık.Pusimos esto en el sótano, nos tomamos muy en serio la comida, experimentamos en serio.
Bunu bodruma koyduk ve yemek hakkında gerçekten ciddileştik, ciddi deneyler falan yaptık.Szóval ez az alagsorba került, és kezdtünk nagyon komolyan hozzáállni az ételekhez, mint komoly kísérletekhez.
Bunu bodruma koyduk ve yemek hakkında gerçekten ciddileştik, ciddi deneyler falan yaptık.We plaatsten dit in de kelder en we werden heel serieus over voedsel, echt serieus experimenteren.
Bunu bodruma koyduk ve yemek hakkında gerçekten ciddileştik, ciddi deneyler falan yaptık.Το εγκαταστήσαμε στο υπόγειο, και πήραμε το φαγητό πολύ στα σοβαρά, ξεκινήσαμε τον σοβαρό πειραματισμό.
Bunu bodruma koyduk ve yemek hakkında gerçekten ciddileştik, ciddi deneyler falan yaptık.Ми розташували її в підвалі, ми серйозно ставимось до їжі, проводимо серйозні експерименти.
Bunu bodruma koyduk ve yemek hakkında gerçekten ciddileştik, ciddi deneyler falan yaptık.Мы установили её в подвале и всерьёз занялись приготовлением, начиная с серьёзных экспериментов.
Bunu bodruma koyduk ve yemek hakkında gerçekten ciddileştik, ciddi deneyler falan yaptık.Така че ние поставихме тази лаборатория в мазето и взехме нещата на сериозно, като сериозна експериментация.
Bunu bodruma koyduk ve yemek hakkında gerçekten ciddileştik, ciddi deneyler falan yaptık.ונהיינו מאוד רציניים בקשר לאוכל, כמו ניסויים רציניים. ב.ר: אחד הדברים הממש מגניבים
Bunu bodruma koyduk ve yemek hakkında gerçekten ciddileştik, ciddi deneyler falan yaptık.فوضعنا هذا في القبو وأخذنا نأخذ الامر بجدية فيما يخص القيام بالتجارب
Bunu bodruma koyduk ve yemek hakkında gerçekten ciddileştik, ciddi deneyler falan yaptık.食べ物の研究にまじめに 取り組みました ベン:私達の研究室がスゴイのは
"Dedi ve gözleri onun eldivenli parmak yönünü takip ve bodrum kapı sabit Saparna bir şişe gördüm."저기 좀 봐!"고 그는 말했다, 그들의 눈은 그의 장갑 낀 손가락의 방향을 따라 그리고 저장고 문 하드 인삼차의 병을 보았다.
"Dedi ve gözleri onun eldivenli parmak yönünü takip ve bodrum kapı sabit Saparna bir şişe gördüm."انظر هناك!" قال ، وعيونهم اتبعت اتجاه إصبعه القفاز ورأى زجاجة فشاغ بشدة من باب القبو.
"Dedi ve gözleri onun eldivenli parmak yönünü takip ve bodrum kapı sabit Saparna bir şişe gördüm.とセラーのドアでハードサルサパリラの瓶を見た。 それから彼はパーラーに入って、そして突然、迅速に、悪意を持って、ドアをバタン
Dün bodrumda biri dedi ki,Alguien dijo en el sótano ayer:
Dün bodrumda biri dedi ki, "Hayat adldir.Вчера в убежище кто-то сказал, что жизнь - странная штука.
Evet. Bodrumda mı yaşıyordun?Mieszkałaś w piwnicy?
Evet, bodrum.Da, subsol!
Evet, bodrum.Tak, w piwnicy!
Evet, bodrum.Ya, ruang bawah tanah?
Evet, bodrum.Ναι, υπόγειο!
Evet, bodrum.Да, в подвале!
Evet! Bodrum!نعم , في القبو؟
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.Escucho cosas como una habitación extra en la casa, el sótano, la cafetería, la biblioteca.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.Ich höre Sachen wie in ein zusätzliches Zimmer im Haus, in den Keller, ins Café, in die Bücherei.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.I husets ekstrarum, i kælderen, på caféen, på biblioteket.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.Ik hoor dan dingen als de extra kamer in het huis, de kelder, een koffiehuis, de bibliotheek.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.J'entends des choses comme une pièce supplémentaire dans la maison, la cave, le café, la bibliothèque.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.집에 있는 여분의 방, 지하실, 커피샵 도서관 같은 답을 듣습니다.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane."La stanza in più che abbiamo a casa, il seminterrato,
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.Nebo taky do pokoje pro hosty, do přízemí, do kavárny, do knihovny.

İlgili Sayfalar