Ana içeriğe geç
Sözlük

bo ile cümle

bo kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Boğulan bir insan saman çöpünü tutmaya çalışır.A drowning man will catch at a straw.
Kutuyu açtığımda kutu boştu.The box was empty when I opened it.
Arabam bozuk.My car is broken.
Yağışlı hava, on gün boyunca sürdü.The rainy weather lasted for ten days straight.
Mart boyunca hava soğuktu burada.It was cold here through March.
Radyo bozuktur.The radio is broken.
Siz ve Mısır halkına konukseverliğiniz için teşekkür borçluyum.I am grateful for your hospitality, and the hospitality of the people of Egypt.
Kuzey Almanya'da, Güney Almanya'dan daha fazla bozkır vardır.There is more moorland in Northern Germany than in Southern Germany.
Boş kutuyu buldum.I found the empty box.
Bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor.It's raining cats and dogs.
Bisikletini kırmızıya boyadı.He painted his bicycle red.
Boş zamanımda hep klasik müzik dinlemenin tadını çıkarıyorum.I always enjoy listening to classical music in my free time.
Bu bomba bir sürü kişiyi öldürebilir.This bomb can kill a lot of people.
Söylenti Mary'nin boşanmak istemesi.The story is that Mary wants a divorce.
Mary'nin boşanmak istediğini duydum.I've heard that Mary wants a divorce.
O, hikaye yüzünden gözyaşlarına boğuldu.She was moved to tears by the story.
Bu hikaye tarafından gözyaşlarına boğuldum.I was moved to tears by the story.
Haberi duyduğunda, gözyaşlarına boğuldu.Upon hearing the news, she burst out crying.
Haberi duyunca gözyaşlarına boğuldu.When she heard the news, she broke down crying.
Süt çabuk bozulur mu?Does milk spoil quickly?
Zürafaların çok uzun boyunları var.Giraffes have very long necks.
O adamın çok borçları var.That man has many debts.
Onun hastalığı onun tüm umutlarını boşa çıkardı.His illness defeated all his hopes.
Onların boşanıp boşanmayacaklarını merak ediyorum.I wonder if they'll get divorced.
Borca girmeden Tokyo gibi büyük bir şehirde ayakta kalmak zor.It's really difficult to survive in a big city like Tokyo without endebting oneself.
Bir iş bulmadan önce, Jeff üç ay boyunca aradı.Jeff searched for three months before he found a job.
Hiç vücut boyama denedin mi?Have you ever tried body painting?
O ve ben yaklaşık aynı boydayız.She and I are about the same height.
Moral'in ne demek olduğunu, futbola borçluyum.What I know about morals, I owe to soccer.
Bogdan, yarın orada olacağını söylemişti.Bogdan said he would be there tomorrow.
Boston'un güvercinleri şişman ve gururludur.The pigeons of Boston are fat and proud.
İnsanlar ekosistemin bozulmasını önleyebilecek mi?Will humanity be able to prevent the degradation of ecosystems?
Bu bok ne?What is this shit?
Bu dağ tüm yıl boyunca karla kaplıdır.This mountain is covered in snow all-year-round.
Boğazında sıkışmış bir diken gibi.Like a thorn stuck in your throat.
Boğazım ağrıyor.I have a sore throat.
Küçük bir balık boş bir tabaktan daha iyidir.Better a small fish than an empty dish.
Kim daha uzun boylu, Ken'mi yoksa Taro mu?Who is taller, Ken or Taro?
Zürih'ten Boston'a uçmak sekiz saat sürer, ancak dönüş için sadece altı.It takes eight hours to fly from Zurich to Boston, but only six for the return trip.
Pazar günleri her zaman boş olmayabilirim.I may not always be free on Sundays.
O kadar erken boşalmak zorunda değildin.You didn't have to cum so early.
Ben saatimi tamir ettirdim ama tekrar bozuldu.I had had my watch repaired, but it broke again.
Savaş sırasında Bob birçok tehlikeli maceralar yaşadı.Bob had had many dangerous adventures during the war.
Buzdolabı gıdanın bozulmasını engeller.The refrigerator prevents food from going bad.
Domuzun hiçbir parçası boşa gitmedi.No part of the pig is wasted.
Boş musun?Are you free?
Ne bok kafalı!What an asshole!
Boş odanız var mı?Do you have a vacancy?
Ateşin var mı ve boğazın ağrıyor mu?Do you have temperature and your throat hurts?
Kusura bakmayın ama bozuk param yok.Forgive me, but I have no change.
Ben borç para alırım.I borrow money.
Borsada çok para kazanıyor.He's making a lot of money in the stock market.
Otoyo, güzel ilkbahar gününün tadını çıkardı ve sahil boyunca yürüdü.Otoyo enjoyed the beautiful spring day and walked along the beach.
Ben, uzun boyluyum.I am tall.
Ben boşandım.I am divorced.
Boş ümit beslemek istemiyorum.I don't want to raise false hopes.
Sana 1.000 $ borçluyum.I owe you $1,000.
Bir çek bozdurmak istiyorum.I want to cash a check.
O uzun boylu değil.She is not tall.
Ben borsayı takmıyorum.I don't give a damn about the stock market!
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod