boşanmak ile cümle

boşanmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Dagmar sürekli evlenip boşanmakta ve çok renkli bir sosyal hayat sürmekteydi.Кольтгоф никогда не был женат, но вёл активную общественную жизнь.
Miranda'nın kocası ondan boşanmak istemektedir.Муж Бина намерен с ним развестись.
Bu aynı zamanda boşanmak için de geçerlidir.Несомненно, это тоже влияло на практику разводов.
Şevket ise boşanmak istememekte fakat Funda'yı da sevmektedir.Любовь Александровна не может бросить мужа, она любит его, хотя и Бельтова тоже любит.
Bu aynı zamanda boşanmak için de geçerlidir.ثم بعد ذلك اضطررت للطلاق أيضاً.
Miranda'nın kocası ondan boşanmak istemektedir.Rex, o seu marido, quer divorciar-se dela.
Miranda'nın kocası ondan boşanmak istemektedir.Zijn vrouw Henriëtte wil namelijk van hem scheiden.
Fakat Cem boşanmaktan son anda vazgeçer.Steeds meer huwelijken eindigen in echtscheiding.
Ayrıca boşanmak üzere olduğunu da duyurdu.Nu is het zeker dat hij gaat scheiden.
Anne henüz altı aylık kraliçeyken kocasından boşanmak zorunda kalmıştır.Jej rodzice rozwiedli się, gdy dziewczyna miała sześć miesięcy.
Annesi Hildegard, onunla berâber taşınmayı reddederek boşanmak istedi.Ilekroć Ferdynand odmawia, grozi mu rozwodem.
6 Kasım 2006'da kocası Kevin Federline'den boşanmak için mahkemeye başvurdu.7 listopada 2006 roku Britney Spears złożyła wniosek o rozwód z Federline.
Fakat Cem boşanmaktan son anda vazgeçer.Alla fyra äktenskapen har slutat i skilsmässa.
Ayrıca boşanmak üzere olduğunu da duyurdu.Вона вже подумує про розлучення.
Sait Bey'den boşanmak ister.Дзядик подає на розлучення.
Fakat Tiberius Konstantin karısı İno'dan boşanmak istemediğini açıkça bildirdi.Її щовечора навідував Тиберій, що не бажав розлучатися з Іно.
Miranda'nın kocası ondan boşanmak istemektedir.Зла дружина Ворда відмовляється надати йому розлучення.
Dagmar sürekli evlenip boşanmakta ve çok renkli bir sosyal hayat sürmekteydi.În această versiune Wanda a rămas necăsătorit și a avut o viață lungă.
Ayrıca boşanmak üzere olduğunu da duyurdu.Egyúttal kéri a házasság felbontását.
Mary'ye boşanmak istediğimi söyledim.Είπα στη Μαίρη ότι θέλω διαζύγιο.
Miranda'nın kocası ondan boşanmak istemektedir.Eleanor tilbød sin mand skilsmisse.
Bu aynı zamanda boşanmak için de geçerlidir.Det endte da også i skilsmisse.
Tuya'nın engelli kocası Bater ise Tuya’yı kurtarmak adına ondan boşanmak istemektedir.Dan suami-suaminya berhak merujukinya dalam masa menanti itu, jika mereka (para suami) menghendaki ishlah.
Bu aynı zamanda boşanmak için de geçerlidir.同じ頃、離婚を経験する。
Ayrıca boşanmak üzere olduğunu da duyurdu.그녀는 "당장 이혼하려고 왔어요"라고 말한다.
Miranda'nın kocası ondan boşanmak istemektedir.אשתו של מארק מסרבת להתגרש ממנו.
Henry bir süre Katherine'den boşanmak istedi.Ан незабавно иска развод.
Fakat Cem boşanmaktan son anda vazgeçer.Първите два приключват с развод.
Çift 1976 yılında resmi olmayarak ayrıldılar ve 1978 yılında boşanmak için birbirlerine dava açtılar.V júli 1971 sa zobrali a tvorili pár do konca roku 1978, keď sa dohodli na odlúčení.
Ama işte korkutucu bir gerçek: Boşanmak bulaşıcı birşey.Eccone una spaventosa: il divorzio è contagioso.
Ama işte korkutucu bir gerçek: Boşanmak bulaşıcı birşey.Este da miedo: el divorcio es contagioso.
Ama işte korkutucu bir gerçek: Boşanmak bulaşıcı birşey.Maar hier is een akelige: scheiden is besmettelijk.
Ama işte korkutucu bir gerçek: Boşanmak bulaşıcı birşey.Oto przerażający fakt, rozwód jest zakaźny.
Ama işte korkutucu bir gerçek: Boşanmak bulaşıcı birşey.Ето едно плашещо: развода е заразен.
Ama işte korkutucu bir gerçek: Boşanmak bulaşıcı birşey.Ще одна жахачка: розлучення заразне.
Boşanmak bulaşıcı birşey.A válás fertőző.
Boşanmak bulaşıcı birşey.Divorţul este contagios.
Boşanmak bulaşıcı birşey.이혼은 전염성이 있습니다.
Boşanmak bulaşıcı birşey.Le divorce est contagieux.
Boşanmak bulaşıcı birşey.Ly dị có khả năng truyền nhiễm.
Boşanmak bulaşıcı birşey.O divórcio é contagioso.
Boşanmak bulaşıcı birşey.Perceraian itu menular.
Boşanmak bulaşıcı birşey.Rozvod je nakažlivý.
Boşanmak bulaşıcı birşey.Scheidung ist ansteckend.
Boşanmak bulaşıcı birşey.Skilsmässor smittar.
Boşanmak bulaşıcı birşey.Το διαζύγιο είναι μεταδοτικό.
Boşanmak bulaşıcı birşey.Развод заразен.
Boşanmak bulaşıcı birşey.אבל הנה נתון מפחיד: הגירושין מידבקים.
Boşanmak bulaşıcı birşey.الطلاق مُعدي
Boşanmak bulaşıcı birşey.その通り 仲の良い友人が離婚した際には
Boşanmak bulaşıcı birşey.離婚喺會傳染嘅。
Boşanmak istediğimi ona söyledim.Le he pedido el divorcio.
Boşanmak istediğimi ona söyledim.Я сказала ему, что хочу развестись.
- Boşanmak istiyorum.- Aku minta cerai.
- Boşanmak istiyorum.Chcę rozwodu. Dottie, coś widzę.
- Boşanmak istiyorum.Chci rozvod.
- Boşanmak istiyorum. - Dottie, büyük bir şey var.Dottie, descubri algo importante.
- Boşanmak istiyorum. - Dottie, büyük bir şey var.Dottie, ez óriási felfedezés lesz!
- Boşanmak istiyorum. - Dottie, büyük bir şey var.- Dottie, je suis sur un gros coup.
- Boşanmak istiyorum. - Dottie, büyük bir şey var.Ich will die Scheidung!
İlgili Sayfalar