Kádár'ın bulunduğu hapishane boşaltılarak tüm tutuklular Nazi toplama kamplarına gönderildi.Po odkryciu kryjówki cała grupa została wysłana do nazistowskich obozów koncentracyjnych.
Gün boyu süren müdahale sonucunda Fabrika boşaltıldı, 1500 işçi gözaltına alındı.Przez trzy dni w fabryce, bez pożywienia, uwięzionych było 1600 osób.
Rahim vakum küretaj ile boşaltılır.Szablon usuwa się za pomocą odwarstwiacza.
Aniden boşaltılmış kova Tommy'nin başına düşer ve onu öldürür.Na szczęście spada na niego gigantyczne jabłko i go zabija.
Bu noktada tuzağın alıcı şişeye boşaltılması gerekir.W miejscu zwężania się butelki umieszczona jest etykieta.
Bayıldıktan sonra askerlerden bir tanesi, kafasından aşağı buzlu su boşaltıyordu.Po podcięciu gardła jeden z terrorystów odciął mu głowę.
Boşaltıldıktan sonra işgale uğramıştır.Po wycofaniu został zezłomowany.
Ardından herkes şehre çekilir, Pelennor'daki bütün tarlalar boşaltılır.Wszyscy walczyli i polegli w bitwie na polach Pelennoru.
Havaalanı, ağır ateş altında boşaltıldı.Samolot znalazł się pod ciężkim ostrzałem.
Sindirim sistemi ve boşaltım sistemini temizler.Demontaż maszyn i urządzeń.
Boşaltılan tesis binaları 20 yıl boyunca atıl vaziyette kaldı.Większość kolektorów próżniowych może być stosowana ponad 20 lat.
Hapisler boşaltılır.Więzienia zniszczono.
P370+P380 Yangın durumunda: Alanı boşaltın.S43A W przypadku pożaru używać piasek.
Böylece, nefes tamamen boşaltılıp, kan temizlenmiş olur.Rengör från all smuts, blod och liknande.
İçi boşaltılıp başka bir yere kolaylıkla taşınabilir.De kunde lätt tas isär och sättas samman på annan plats.
1960'larda, kışlalar park olmak üzere boşaltıldılar.Omkring 1930 gjordes torget om till parkeringsplats.
Nehir sonra 290 kilometre (180 mil) çölün içinden kuzeye doğru akar ve Tarım Nehrine sularını boşaltır.Floden rinner därefter 290 km norrut genom öknen och rinner ut i Tarimfloden.
Bayıldıktan sonra askerlerden bir tanesi, kafasından aşağı buzlu su boşaltıyordu.Hon svarade genom att hälla ut ett glas isvatten i hans ansikte.
Sabah saat 4:00'e gelince sokaklar neredeyse boşaltılmışlardı.Vid 4-tiden morgonen därpå hade lugnet återställts.
Rahim vakum küretaj ile boşaltılır.Friherrliga grenen slocknar med honom.
Magma Dünya'nın yüzeyine yaklaştığında, magmanın boşaltılmasıyla hızlı bir şekilde patlama meydana gelir.Avkylningen går så snabbt att magman stelnar i luften.
Bütün kamplar boşaltıldı.Alla broar förstördes.
Tarihte 7 kez boşaltılıp yeniden inşa edilmiştir.Staden raserades och återuppbyggdes minst sju gånger.
1986 yılında Çernobil reaktör kazasının meydana gelmesi sonucu şehir boşaltılmıştır.Staden drabbades av radioaktivt nedfall vid Tjernobylolyckan år 1986 och påverkas fortfarande.
Mezar bulunduğunda hırsızlarca boşaltılmış durumdaydı.Vid kyrkogården i Åmsele mötte de tjuvarna.
Hapishane 30 Aralık 1988 tarihinde kapatıldı 1989 yılında tamamen boşaltıldı.В'язницю було закрито 30 грудня 1988, а повністю покинуто 1989 року.
Kasaba boşaltıldı.Місто порожніх.
Kadın bunu bir şarap şişesine boşaltır.Пляшку вкидає в болото.
WiFi pili hızlı bir şekilde boşaltır.Піч швидко прогріває приміщення.
Dolaşım, solunum ve boşaltım sistemleri bulunmaz.Антиблокувальної системи гальм і систем курсової стійкості немає.
Boşaltım organları çifttir.Коловертки — роздільностатеві організми.
Hatta Avusturyalı rahipler, boşaltılan binalara yerleşmişlerdir.Єдиний в Австрії, який досі виготовляють у монастирі.
Tarihte 7 kez boşaltılıp yeniden inşa edilmiştir.Річа було сім раз вщент розбите і заново збудоване.
15 bin nüfuslu ilçe boşaltıldı.Усього евакуйовано близько 15 тисяч. місцевих мешканців.
Batı Şeria'dan askerlerin boşaltılması ise 10 gün sonra tamamlandı.Evakuace a demontáž čtyř osad v severní části Západního břehu byla dokončena o deset dní později.
Birçok getto tamamıyla boşaltılmıştı.Ghetto bylo záhy přeplněno lidmi.
Evlerini boşaltıp bıraktık.Ta poničila některé domy.
Boşaltılan tesis binaları 20 yıl boyunca atıl vaziyette kaldı.Jeho traťový rekord zůstal nepřekonán dvacet let.
Boşaltım organları metanefridium tipindedir.Vylučovací soustavu tvoří metanefridie.
1994 yılında boşaltılmış ve tahrip edilmiştir.Asi v roce 2013 však byla poškozena a odstraněna.
Şehir boşaltıldı ve yerle bir edildi.Město bylo v té době obsazeno a vypleněno.
Tarihte 7 kez boşaltılıp yeniden inşa edilmiştir.Ve své historii byla třikrát vypleněna a postavena.
Filtrelerin altında toplama kaplarında biriken kül periyodik olarak boşaltılır.Odlétající částice jsou potom ve formě popela odloučeny ve filtrech.
Kovada Gölü'nün sularını da düdenler boşaltır.Problémy vysušuje Aralské jezero.
1992 yılında köy boşaltılmıştır.Úbytek obyvatel byl zastaven v roce 1992.
İşlem bittikten sonra heykel geri gönderilerek yerleşke boşaltılır.Areál bude po vyklizení navrácen Ministerstvu spravedlnosti.
Yeni imparatorun karşılaştığı ilk büyük sorun devlet hazinesinin boşaltılmış olmasıdır.Cea mai urgentă problemă cu care s-a confruntat noul împărat a fost lipsa de resurse în trezoreria imperiului.
Bunun bir sonucu olarak 118 yılında Trajan'ın üç eyaleti, Hadrianus tarafından boşaltıldı.Ca urmare, în anul 118 Hadrian a evacuat cele trei provinci cucerite de Traian.
Boşaltım organları metanefridium tipindedir.Sistemul excretor este format din metanefridii.
Rahim vakum küretaj ile boşaltılır.Dezastrul va umple lumea de vaiete ...
Ölümlerin gerçekleştiği karakollar boşaltıldı ve operasyonlar esnasında yok edildi.Nu este clar care victime au murit în lupte și care au fost executate imediat după acestea.
Birincil olarak, plazma dolu aşırı yoğun döngüler direkt olarak kromosfer tarafından boşaltılır.În primul rând, plasma utilizată la umplerea buclelor foarte dense este drenată din cromosferă.
Azak Kalesi yıkılarak etrafı boşaltılacaktı.Ar trebui să fie închisă publicului larg această peșteră.
Boşaltım organları Malpighi tüpleri ve koksa bezleridir.Organismele unicelulare prezintă vacuole digestive și vacuole pulsatile.
Dolaşım, solunum ve boşaltım sistemleri bulunmaz.Sistemul circulator și respirator este absent.
Rıhtım eksikliği, ordunun ve askeri ekipmanlarının boşaltılmasını zorlaştırdı.A mólók hiánya megnehezítette a csapatok partraszállását és a katonai felszerelés kipakolását.
Michael onun diş macununu tuvalete boşaltır.Armstrong a WC-ben bontja ki a csomagot.
Hapishane 30 Aralık 1988 tarihinde kapatıldı 1989 yılında tamamen boşaltıldı.A börtönt 1988-ban zárták be, de véglegesen csak 1989-ben hagyták el.
Evlerini boşaltıp bıraktık.A házukat üresen találták.
Şehir 1541 yılında boşaltıldı.A telepet 1541-ben kiürítették.