boğulmak ile cümle
boğulmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Küçük kız gölde boğulmaktan neredeyse kıl payı kurtuldu.It was a close call when the little girl almost drowned in the lake.
Çocuk kıl payı boğulmaktan kurtuldu.The boy narrowly escaped drowning.
Babası onu kurtarmaya geldiğinde çocuk boğulmak üzereydi.The boy was on the point of drowning when his father came to his rescue.
Genç adam kızı boğulmaktan kurtardı.The young man saved the girl from drowning.
Genç adam çocuğu boğulmaktan kurtardı.The young man saved the child from drowning.
Çocuk boğulmak üzereydi.The child came near being drowned.
Polis çocuğu boğulmaktan kurtardı.The policeman saved the child from drowning.
Çocuğu boğulmaktan kurtarmak için onun cesareti övgü üstü.His bravery to save the child from drowning is above praise.
Bütün yolcular boğulmaktan kurtarıldılar.All the passengers were saved from drowning.
Bir çocuğu boğulmaktan kurtardı.He rescued a boy from drowning.
O sadece boğulmak için oraya yüzmeye gitti.He went there swimming only to be drowned.
Bir kızı boğulmaktan kurtardığı için ona ödül verildi.He rescued a girl from drowning and was given a reward.
Küçük bir çocuğu boğulmaktan kurtardı.He saved a little boy from drowning.
Bir gölette bir çocuğu boğulmaktan kurtardı.He saved a child from drowning in a pond.
Çocuğu boğulmaktan kurtardılar.They rescued the boy from drowning.
O çocuklarını boğulmaktan kurtardı.She saved her children from drowning.
Tom boğulmaktan kurtarıldı.Tom was saved from drowning.
Tom Mary'nin gözyaşlarına boğulmak üzere olduğunu görebiliyordu.Tom could see that Mary was about to burst into tears.
Az önce kedini boğulmaktan kurtardım.I just saved your cat from drowning.
Boğulmaktan korkuyorum.I'm afraid of drowning.
Boğulmaktan korkarım.I'm afraid of drowning.
Tom her an göz yaşlarına boğulmak üzereymiş gibi görünüyordu.Tom seemed like he was about to burst into tears any minute.
Tom gözyaşlarına boğulmak üzereydi.Tom was about to burst out crying.
Tom her zaman gözyaşlarına boğulmak üzereymiş gibi görünüyor.Tom looked as if he was about to burst out crying at any time.
Geçen gün Tom'u gördüm. Nehirde boğulmakta olan bir kedi yavrusuna yardım ediyordu.I saw Tom the other day. He helped a kitten that was drowning in the river.
Tom bir köpeği boğulmaktan kurtardı.Tom rescued a dog from drowning.
En büyük korkum boğulmaktır.My greatest fear is drowning.
O, çocuğu boğulmaktan kurtardı.He saved the boy from drowning.
Tom, Mary'yi boğulmaktan kurtardı.Tom saved Mary from drowning.
Hangisi daha kötü bilmiyorum: parçalara ayrılmak veya boğulmak.I don't know what's worse: being dismembered or suffocated.
Tom, geçen hafta sonu bir çocuğu boğulmaktan kurtardı.Tom rescued a boy from drowning last weekend.
Dong Woo ve diğerleri boğulmak üzeredir.Prem Nath Dogra and others soon joined in.
Bilinçsiz ve boğulmak üzere olurdu.He'd have been unconscious and close to suffocation.
"boğulmak" diyor, çünkü depresif bir korsan kendini boğabilir."drown", because a depressed pirate might drown himself.
Ve işte bu anı, beni en azından boğulmaktan kıl payı kurtardı.And it was enough to keep me at least up to here, you know.
Veriler içinde boğulmaktan söz ediyoruz.We talk about drowning in data.
Okullar tam anlamiyla kanunlar icinde bogulmaktalar.Well it turns out the schools are literally drowning in law.
"Bir adamı boğulmaktan kurtarın, artık ondan hayatın boyunca sorumlusun.""Save a man from drowning, you are responsible to him for life."
Bilirsiniz, belki de 100 yıl. Karşılaştığım diğer şey de, ve bu "balığı boğulmaktan kurtarmak."So, there was another one that I came across, and it's "saving fish from drowning."
Balıkları Boğulmaktan Kurtarmak."Saving Fish From Drowning."
(Fir'avn'ın sana) yetişme(sin)den korkma, (boğulmaktan) endişe etme." diye vahyetmiştik.Do not fear being overtaken, nor have dread of any thing."
Siyasi yaftalara boğulmak bütün taraflara zarar vermektedir.Getting bogged down in political labels hurts all sides.
Adada, kazadan kurtulanlardan Joanna okyanusta boğulmak üzeredir.Joanna, una de los sobrevivientes del accidente, se ahoga en el océano.
Tam boğulmak üzereyken karşısında kendisine gülümseyen Sedna'yı görür.Считал что Нина должна быть там где будет улыбаться.
Adada, kazadan kurtulanlardan Joanna okyanusta boğulmak üzeredir.Joanna, uma das sobreviventes do acidente, está se afogando no oceano.
Çocuğu boğulmaktan kurtardılar.Eles salvaram o menino que se afogava.
Dong Woo ve diğerleri boğulmak üzeredir.Uiteindelijk vinden Najib en Julia de verdrinkingsdood.
Georg'in babası onu bencil olmakla suçlar ve sonunda oğlunu "boğulmak suretiyle ölümle" cezalandırıyor.Georgs far anklagar honom för att vara självisk och dömer honom slutligen till "död genom drunkning".
Dong Woo ve diğerleri boğulmak üzeredir.Kieft och Bogardus drunknade.
Georg'in babası onu bencil olmakla suçlar ve sonunda oğlunu "boğulmak suretiyle ölümle" cezalandırıyor.Батько звинувачує Ґеорґа в егоїзмі і, нарешті, засуджує його до «смерті від утоплення».
Bu trans ya da rüya halinde iken, babası ve erkek kardeşlerinin denizde boğulmak üzere olduğunu görür.A transzállapotban (illetve álmában) meglátta apját és bátyjait, amint a víz alá merülnek.
İnsanları boğulmaktan kurtarmak için gösterilen cesaret ve becerikliliği tanımak için yaratıltı.Felejthetetlen karaktere és bátorsága mentette meg a kivégzéstől.
Dizide rol gereği boğulmak suretiyle öldürüldü ve 82. bölümde diziden ayrıldı.Tuolloin hän keskeytti pujottelussa ja sijoittui suurpujottelussa 82:ksi.
Her yıl birkaç ziyaretçi dalgalar nedeni ile suya düşmekte ve bazıları boğulmaktadır.Αρκετοί επιβάτες για να γλυτώσουν από τις φλόγες έπεσαν στο νερό και μερικοί πνίγηκαν.
Adada, kazadan kurtulanlardan Joanna okyanusta boğulmak üzeredir.Joanna, en af de overlevende, er ved at drukne i havet.
Dong Woo ve diğerleri boğulmak üzeredir.Donn og Grand Bodø rykket ned.
Balıkları Boğulmaktan Kurtarmak.Cứu rỗi con cá đang đắm chìm
Balıkları Boğulmaktan Kurtarmak.Die Rettung von Fischen vor dem Ertrinken.
Balıkları Boğulmaktan Kurtarmak.Ez a Mentsük ki a fuldokló halat.
Balıkları Boğulmaktan Kurtarmak.Jag såg exempel.
İlgili Sayfalar