Kimi, dikenler arasına düştü. Dikenler büyüdü, filizleri boğdu ve filizler ürün vermedi.Και αλλο επεσεν εις τας ακανθας, και ανεβησαν αι ακανθαι και συνεπνιξαν αυτο, και καρπον δεν εδωκε
Kimi, dikenler arasına düştü. Dikenler büyüdü, filizleri boğdu ve filizler ürün vermedi.А инше попадало між тернину, й тернина, розвившись, поглушила його, і овощу не дало.
Kimi, dikenler arasına düştü. Dikenler büyüdü, filizleri boğdu ve filizler ürün vermedi.а когато изгря слънцето, пригоряха, и понеже нямаха корен, изсъхнаха.
Kimi, dikenler arasına düştü. Dikenler büyüdü, filizleri boğdu ve filizler ürün vermedi.Иное упало в терние, и терние выросло, и заглушило семя , и оно не дало плода.
Kimi, dikenler arasına düştü. Dikenler büyüdü, filizleri boğdu ve filizler ürün vermedi.ויש אשר נפל בין הקצים ויעלו הקצים וימעכהו ולא נתן פרי׃
Kimi, dikenler arasına düştü. Dikenler büyüdü, filizleri boğdu ve filizler ürün vermedi.وسقط آخر في الشوك. فطلع الشوك وخنقه فلم يعطي ثمرا.
Kimi, dikenler arasına düştü. Dikenler büyüdü, filizleri boğdu ve filizler ürün vermedi.有 落 在 荊 棘 裡 的 、 荊 棘 長 起 來 、 把 他 擠 住 了 、 就 不 結 實
Kimi, dikenler arasına düştü. Dikenler büyüdü, filizleri boğdu ve filizler ürün vermedi.有 落在 荊棘裡 的 、 荊棘長 起來 、 把 他 擠住了 、 就 不 結實
Kimi, dikenler arasına düştü. Dikenler büyüdü, filizleri boğdu.Y otra parte cayó entre los espinos. Los espinos crecieron y la ahogaron
Kimi, dikenler arasına düştü. Dikenler büyüdü, filizleri boğdu.αλλα δε επεσον επι τας ακανθας, και ανεβησαν αι ακανθαι και απεπνιξαν αυτα
Kimi, dikenler arasına düştü. Dikenler büyüdü, filizleri boğdu.А инше попадало між тернину, й тернина, розвившись, поглушила його.
Kimi, dikenler arasına düştü. Dikenler büyüdü, filizleri boğdu.Други пък паднаха между тръните; тръните пораснаха и ги заглушиха.
Kimi, dikenler arasına düştü. Dikenler büyüdü, filizleri boğdu.иное упало в терние, и выросло терние и заглушило его;
Kimi, dikenler arasına düştü. Dikenler büyüdü, filizleri boğdu.ויש אשר נפל בין הקצים ויעלו הקצים וימעכהו׃
Kimi, dikenler arasına düştü. Dikenler büyüdü, filizleri boğdu.وسقط آخر على الشوك فطلع الشوك وخنقه.
Kimi, dikenler arasına düştü. Dikenler büyüdü, filizleri boğdu.有 落 在 荊 棘 裡 的 . 荊 棘 長 起 來 、 把 他 擠 住 了
Kimi, dikenler arasına düştü. Dikenler büyüdü, filizleri boğdu.有 落在 荊棘裡 的 . 荊棘長 起來 、 把 他 擠住了
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.A drugie padło między ciernie; ale ciernie wespół z niem wzrosły, i zadusiły je.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.Ander zaad kwam tussen de distels terecht.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.A zase iné padlo medzi tŕnie, a tŕnie vzrastúc spolu s ním udusilo ho.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.E outra caiu no meio dos espinhos; e crescendo com ela os espinhos, sufocaram-na.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.In drugo pade sredi trnja, in trnje zraste ž njim vred in ga uduši.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.Ja osa putosi orjantappurain sekaan, ja orjantappurat kasvoivat mukana ja tukahuttivat sen.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.Jiné pak padlo mezi trní, a spolu vzrostlé trní udusilo je.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.더러는 가시떨기 속에 떨어지매 가시가 함께 자라서 기운을 막았고
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.Một phần khác rơi vào bụi gai , gai mọc lên với hột giống , làm cho nghẹt ngòi .
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.Một phần khác rơi vào bụi gai, gai mọc lên với hột giống, làm cho nghẹt ngòi.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.Némely esék a tövis közé; és a tövisek vele együtt növekedvén, megfojták azt.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.O altă parte a căzut în mijlocul spinilor: spinii au crescut împreună cu ea şi au înecat -o.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.Och somt föll bland törnen, och törnena växte upp tillsammans därmed och förkvävde det.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.Og noget faldt midt iblandt Torne, og Tornene voksede op med og kvalte det.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.Og noget falt midt iblandt torner; og tornene vokste op med og kvalte det.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.Otra parte cayó entre los espinos, y los espinos crecieron al mismo tiempo y la ahogaron
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.Un'altra cadde in mezzo alle spine e le spine, cresciute insieme con essa, la soffocarono
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.Und etliches fiel mitten unter die Dornen; und die Dornen gingen mit auf und erstickten's.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.Une autre partie tomba au milieu des épines: les épines crûrent avec elle, et l`étouffèrent.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.και αλλο επεσεν εις το μεσον των ακανθων, και συμφυτρωσασαι αι ακανθαι απεπνιξαν αυτο
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.а иное упало между тернием, и выросло терние и заглушило его;
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.А инше впало між тернину; й розвившись тернина в ним, поглушила його.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.Друго пък падна всред тръните; и заедно с него порастнаха тръните и го заглушиха.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.ויש אשר נפל בתוך הקצים ויצמחו הקצים עמו וימעכהו׃
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.وسقط آخر في وسط الشوك. فنبت معه الشوك وخنقه.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.有 落 在 荊 棘 裡 的 、 荊 棘 一 同 生 長 、 把 它 擠 住 了
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.有 落在 荊棘裡 的 、 荊棘 一同 生長 、 把 它 擠住了
Saklansan bile görüyorum seni çünkü o (Kaddafi) boğdu seni ve senin boynun mavi.Aunque estés escondida te veo con claridad.
Saklansan bile görüyorum seni çünkü o (Kaddafi) boğdu seni ve senin boynun mavi.Ik zie jullie goed ook al zijn jullie verborgen Omdat hij jullie gewurgd heeft en jullie nek is blauw
Saklansan bile görüyorum seni çünkü o (Kaddafi) boğdu seni ve senin boynun mavi.Je te vois clairement même si tu te caches Il t'a étranglée, ton cou est bleu
Saklansan bile görüyorum seni çünkü o (Kaddafi) boğdu seni ve senin boynun mavi.نشوفك مليح و لو كنتي *مدرقة يظلّ يخنقك رقبتِك زرقاء
Üzerine sürekli bereket yağdırdın, Varlığınla onu sevince boğdun.(20:7) Ты положил на него благословения на веки, возвеселил его радостью лица Твоего,
Üzerine sürekli bereket yağdırdın, Varlığınla onu sevince boğdun.(21:7) Tu le rends à jamais un objet de bénédictions, Tu le combles de joie devant ta face.
Üzerine sürekli bereket yağdırdın, Varlığınla onu sevince boğdun.Chúa đặt người làm sự phước đến mãi mãi, Khiến người đầy dẫy sự vui mừng trước mặt Chúa.
Üzerine sürekli bereket yağdırdın, Varlığınla onu sevince boğdun.Chúa đặt người_làm sự phước đến mãi_mãi , Khiến người đầy_dẫy sự vui_mừng trước mặt Chúa .
Üzerine sürekli bereket yağdırdın, Varlığınla onu sevince boğdun.Dank zij U is hij beroemd en geëerd. U gaf hem aanzien en majesteit.
Üzerine sürekli bereket yağdırdın, Varlığınla onu sevince boğdun.Denn du setzest ihn zum Segen ewiglich; du erfreuest ihn mit Freude vor deinem Antlitz.
Üzerine sürekli bereket yağdırdın, Varlığınla onu sevince boğdun.Grande è la sua gloria per la tua salvezza, lo avvolgi di maestà e di onore
Üzerine sürekli bereket yağdırdın, Varlığınla onu sevince boğdun.Îl faci pe vecie o pricină de bunecuvîntări, şi -l umpli de bucurie înaintea Feţii Tale.
Üzerine sürekli bereket yağdırdın, Varlığınla onu sevince boğdun.Ja, evig Velsignelse gav du ham, med Fryd for dit Åsyn glæded du ham.
Üzerine sürekli bereket yağdırdın, Varlığınla onu sevince boğdun.Kajti postavil si ga za blagoslov na veke, razjasnil ga z radostjo pri svojem obličju.
Üzerine sürekli bereket yağdırdın, Varlığınla onu sevince boğdun.Kauberkati dia untuk seterusnya; kehadiran-Mu membuat ia penuh sukacita
Üzerine sürekli bereket yağdırdın, Varlığınla onu sevince boğdun.저로 영영토록 지극한 복을 받게 하시며 주의 앞에서 기쁘고 즐겁게 하시나이다