Ana içeriğe geç
Sözlük

boğaz ile cümle

boğaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sevr Antlaşması’nın Boğazlar ile ilgili hükümleri 37-61. maddelerde yer alır.Der „Schacherhandel“ wird in Art 36/37 näher bestimmt.
Tüysüz boğaz derileri yoktur ve burun delikleri normaldir.Sie haben keine Kehllappen und die Nasenlöcher sind unbefiedert.
Öresund trenleri; her 20 dakikada bir Öresund Boğazı'nı geçerek, Avrupa ülkelerini İskandinavya'ya bağlar.Die Forchbahn verbindet in 20 Minuten Aesch/Scheuren mit der Stadt Zürich.
Boğazın girişinde İngiliz mayın arama gemisi yoktu.In den britischen Quellen wurde keine Versenkung des Bootes erwähnt.
Bunun üzerine ordusuyla Çanakkale Boğazı'na dönmüştür.Er ließ sich daraufhin auf seinem Herrengut Tauschin nieder.
Ayrıca boğaz, dünyadaki en sık deniz trafiğine sahip yerlerden birisidir.Das Seegebiet zählt zu einem der meist frequentierten Seefahrtstraßen der Welt.
11 Temmuz 1915 tarihinde İstanbul Boğazı açığında Rus mayınına çarpıp hasarlandı.Am 3. Juli 1915 wurde er an der Ostfront im Südosten Russisch-Polens bei Zamość schwer verletzt.
Emre Aracı Boğaziçi Mehtapları'ndan esinlenerek aynı adlı bir keman konçertosu (1997) bestelemiştir.1997 Die Kantorei kauft ein Orgelpositiv (Orgelbau Kemper).
Bir deniz ya da boğaz üzerinde mevcut olanları da vardır.Dahinter liegt ein Meer oder See.
Tsushima Boğazı, 1905 Rus-Japon Savaşı sırasında Tsushima Muharebesi'ne sahne olmuştur.Die Tsushima wurde während des Russisch-Japanischen Krieges 1904–05 in den Dienst aufgenommen.
Boğazı beyazdır.Die Kehle ist weiß.
1985 - İstanbul Boğazı'nda ikinci boğaz köprüsünün (Fatih Sultan Mehmet) temeli atıldı.1988 wurde fünf Kilometer nördlich der Brücke eine zweite Brücke namens Fatih-Sultan-Mehmet-Brücke eröffnet.
Böylelikle boğaz, değişen akıntılar sebebiyle güçlü bir şekilde buzlanır.Allerdings friert er weil er von Eisblöcken umgeben ist.
Boğazdan Tuna Nehri geçer.Es wird vom Fluss Oglio durchflossen.
Onların soyundan kimseleri yoktur ancak "Menin boğazı" ve "Yekenin Çayırı" diye anılan yerler vardır.Deshalb erhalten die entsprechenden Verbformen kein -s: iər shûgət (ihr sagt, vgl. in Bayern: es sågts).
Macellan Boğazı'nın güneyinde nadiren rastlanır.In der Schweiz ist es sehr selten im südlichen Tessin zu finden.
Söylendiğine göre bu köprü Pers Kralı Xerxes'in Çanakkale Boğazı'nı geçtiği köprüye rakipti.Danach segelte sie zum Hellespont, um die dort von Xerxes errichtete Brücke zu zerstören.
Boğazında beyazımsı çigiler bulunur.Im Nacken finden sich weißliche Flecken.
Hürmüz Boğazı, Asya'da bir boğaz.So wirst du stinkreich im boomenden Asien.
Kenarları beyaz olan kalın koyu renkli kuşaklar boğazdan omuza doğru uzanır.Ein schmaler weißer, schwarz eingefasster Streifen zieht sich vom Nacken zu den Schultern.
Kıta kuzeybatıda Avrupa'dan 14 km genişliğindeki Cebelitarık Boğazı ile ayrılır.Er ragt als westlicher Arm des Húnaflói 28 km ins Land hinein.
Komutanlık boğazın ve kıyıların savunmasından sorumluydu.In dieser Position war er für die Verteidigung der Provinz und deren Küsten verantwortlich.
Boğaz, iki duba köprüden geçildi.Die Tana wird von zwei Brücken überspannt.
Bu dönemde ilk kez Boğaziçi'nde Türk köyleri de kurulmuştur.In dieser Zeit werden auch erstmals die bewaldeten Mittelgebirgszonen des Saarlandes besiedelt.
Boğazın derinliği Norveç sahillerine doğru artar.Es ragt nahe dem Kopfende der Norway Bight auf.
Yazın da yüzü ve boğazı kiremit kırmızısı olur.Im Sommer sind der Hals und der Kopf schwärzlichbraun.
Erişim tarihi: 24 Kasım 2009. ^ "Boğaz'ın en pahalı 10 yalısı".Wirtschaftswoche, 22. Juni 2009: Das tödlichste Unternehmen Deutschlands.
Oğluna "Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm.Das wohl bekannteste ihrer Gedichte ist „Denkt euch, ich habe das Christkind geseh'n“.
Geyve Boğazı'nın stratejik önemi Kurtuluş Savaşında ortaya çıkmıştır.Zu wichtig schien aber die strategische Lage der Färöer im Kalten Krieg.
Boğazlayan: Çiçeklü, Kulağuzlu.Vorbereitung, Blüte, Ausklang.
Alman Büyükelçisi'nin Boğaziçi'ndeki tarihi yazlık rezidansının tarihçesi ve gelişimi.Alman Büyükelçisi'nin Boğaziçi'ndeki Tarihi Yazlık Rezidansının Tarihçesi ve Gelişimi.
Boğaz´ın Diplomatlar Köyünün Hikayesi.Boğaz´ın Diplomatlar Köyünün Hikayesi.
Boğazı beyazdır.La gorge est blanche.
Pozantı Boğazından dağlık alanlara doğru uzanır.Il vient des Gets (les Métrallins) sur le versant du mont Chéry.
Ardından sanatçının boğazındaki nodüller 5 Mayıs 2005'te ameliyatla alındı.Des nodules ont été postérieurement déplacés de sa gorge, lors d'une opération ayant lieu le 5 mai 2005.
Temmuz 1952'de Kesselring'in boğazında bir kanserli tümörün büyüdüğü teşhisi kondu.En juillet 1952, Kesselring fut diagnostiqué avec une tumeur cancéreuse dans la gorge.
Tabii onun boğazını sıkmak için!.Il lui tendra même son cou !
15 yaşındayken bir güzellik yarışmasında Boğaziçi güzeli seçilmişti.À l'âge de 15 ans, elle remporte un concours de beauté.
Hattuşaş (Boğazköy) yeniden kuruldu.L'hirondelle est revenue (défini).
1805 yılında Adam Johann von Krusenstern, boğaza kuzeyden girmeyi denedi ancak başarısız oldu.En 1805, Johann Adam von Krusenstern échoua à passer le détroit depuis le Nord.
1984'te yapılan bir çalışma sonucunda MAcellan Boğazı'nda 3.400 bireyin olduğu tahmin edilmiştir.Une étude de 1984 a évalué à 3 400 le nombre d'individus présents dans le détroit de Magellan.
Gerektiğinde guguk onu boğazında da taşıyabilir.Si besoin est, il peut aussi ramener le gibier.
Boğaz pastilleri (öksürük ilacı) kısa süreli olarak ağrıyı gidermekte sıklıkla kullanılır.Le Vicoprofen est utilisé à court terme pour soulager la douleur.
Taner Yıldız (3 Nisan 1962, Boğazlıyan) Türk siyasetçi, elektrik mühendisi.Taner Yıldız, né le 3 avril 1962, est un homme politique turc.
"Montrö Boğazlar Sözleşmesi" (PDF).Contrat d’échange de taux d’intérêt (’SWAP’).
Kaçarlarken Dodge öldürülür, Landon baygınlık geçirir, Taylor ise boğazından vurulur.Bientôt, Dodge est abattu par les singes, Landon capturé, de même que Taylor, blessé à la gorge.
1808 yılında Avrupalılar tarafından çok tanınmayan Mamiya Rinzō boğazı keşfetmeyi deneyen kaşiflerden biridir.L'expédition de 1808 de Mamiya Rinzō restait peu connue des Européens.
Kaseler,vazolar ve tabaklar üretildi.Bunlar sıklıkla Boğaz manzarasını resmediyordu.Faites-en des cassettes, des CDs, des vinyles... Vous avez toujours rêvé de créer votre propre label ?
1797 yılında William Robert Broughton, Tatar boğazının bir koy olduğunu düşünerek vazgeçti.De même, en 1797, William Robert Broughton décida que c'était une baie et fit demi-tour.
Kazada 22.000 koyun boğaz sularına gömüldü.Ainsi, on a retrouvé entre cinquante et cent millions d'huîtres enterrées.
Kulak, Burun, Boğaz Mütehassısıdır.L'oreille, la gorge, le cou.
Ardından Sulla ve yandaşları Marius yandaşlarının çoğunu boğazladılar.Sylla et ses soutiens éliminent la plupart des soutiens de Marius.
Boğazkent ayrıca "Kuş Cenneti" olarak da bilinmektedir.Elle est aussi appelée oiseau de paradis.
Tayland boğazın önemini azaltmak için birden fazla proje geliştirmiştir.La Thaïlande a élaboré plusieurs plans afin de réduire l'importance économique du détroit de Malacca.
Bazı boğaz pastillerinde de bulunmaktadır.Il en est de même pour certains pathogènes.
BURA Boğaziçi Üniversiteliler Derneği.Grève générale des enseignants.
Küçüksu, padişahın Boğaz'da en fazla sevdiği semtlerden biri olmuştur.Un des plus grands rois que le Sénégal ait connu.
Yaklaşık 135 km uzunluğunda olup boğazın ortası Kanada ile ABD arasındaki uluslararası sınırı oluşturmaktadır.Long de 96 milles (154 km), il forme une partie de la frontière entre le Canada et les États-Unis.
Boğazdan Tuna Nehri geçer.La rivière passe dans une gorge.
Ayrıca boğaz, dünyadaki en sık deniz trafiğine sahip yerlerden birisidir.La zone est également le passage des routes maritimes les plus fréquentées au monde.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod