Ana içeriğe geç
Sözlük

boğaz ile cümle

boğaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bu sabahtan beri boğazımda bir gıcık var. Gerçekten soğuk algınlığına mı yakalandım.I've had a tickle in my throat since this morning. Have I really caught a cold?
Boğazıma bir bıçak dayadı.He put a knife to my throat.
Boğazıma bir bıçak dayadılar ve beni soydular.They put a knife to my throat and robbed me.
Boğazın acıyor mu?Does your throat hurt?
Opera şarkıcısı boğaz ameliyatıyla iyileştikten sonra sesini dikkatle test etti.The opera singer tested her voice gingerly after recovering from throat surgery.
Tom Mary'yi boğazından yakaladı ve onu boğdu.Tom grabbed Mary by the throat and choked her.
Tom Mary'yi boğazından yakaladı ve onu boğmaya başladı.Tom grabbed Mary by the throat and started choking her.
Tom'un boğazı ağrıyordu.Tom had a sore throat.
Özür dilemeyi denedim ama sözler boğazıma takıldı.I tried to apologize, but the words stuck in my throat.
Tom'u ne zaman düşünsem, boğazımda bir yumru hissediyorum.Every time I think of Tom, I get a lump in my throat.
Tom boğazıma bir bıçak soktu.Tom put a knife to my throat.
Benim boğaz ağrısı ve ateşim var.I have a sore throat and a fever.
Senin boğaz ağrısı ve ateşin var. Dışarı çıkma.You have a sore throat and fever. Don't go out.
Yatmadan önce iki aspirin alacağım, çünkü boğaz ağrım var.I'm going to take two aspirins before going to bed because I have a sore throat.
Kuru bir boğazım olduğunda bu öksürük damlalarını alırım.I take these cough drops when I have a dry throat.
Tom boş boğazdı.Tom was indiscreet.
Ben bir taşa takıldım ve o beni yakalamasaydı, boğaza düşerdim.I tripped on a stone, and if he hadn't caught me, I would have fallen into the gorge.
Doyurulacak boğazlarınız var.You've got mouths to feed.
Benim boğazım biraz kuru.My throat's a little dry.
Boğazım kurudu.My throat has dried up.
Dan'in boğazı neredeyse kulaktan kulağa kesildi.Dan's throat was cut almost from ear to ear.
Tom boğazını temizledi ve konuşmaya başladı.Tom cleared his throat and began to speak.
Ne kadar süredir boğazın ağrıyor?How long has your throat been hurting?
Boğazımı incelemek için bir el feneri kullanırım.I use a flashlight to inspect my throat.
Boğaz ve baş ağrın var mı?Do you have a sore throat and a headache?
Eğer bana böyle yaparsan boğazını keserim.If you do that to me, I will cut your throat.
Mary gergin biçimde boğazını temizledi.Mary cleared her throat nervously.
Tom konuşmaya başlamadan önce boğazını temizledi.Tom cleared his throat before he started talking.
Ne zaman yutkunsam boğazım ağrıyor.Whenever I swallow, my throat hurts.
Bu yiyeceği çok fazla yersen boğazın ağlayabilir.If you eat too much of this food, you may get a sore throat.
Tom'un boğaz ağrısı var.Tom's got a sore throat.
Boğazım biraz kuru.My throat is a bit dry.
Onlar birbirlerinin boğazına sarılmıştı.They were at each other's throats.
Tom ve Mary birbirlerinin boğazına sarılmış.Tom and Mary are at each other's throats.
Bu gece şarkı söyleyemeyebilirim. Boğazım ağrıyor.I may not be able to sing tonight. I have a sore throat.
Boğazım ağrıdığı için bu gece güzel şarkı söyleyemedim.I wasn't able to sing very well tonight because I had a sore throat.
Fadıl kendi boğazını kesti.Fadil slashed his own throat.
İstanbul boğaz boyunca yer alır.Istanbul is located along the Bosphorus.
Boğazım ağrıyordu.I had a sore throat.
Tom boğaz tokluğuna çalışıyor.Tom is living from hand to mouth.
Yutkunduğum zaman boğazım gerçekten acıtıyor.My throat really hurts when I swallow.
Boğazlarımız bir şeyler içmeye heveslidir.Our throats are eager to drink something.
Boğazım ağrımıyor.I don't have a sore throat.
Boğaz ağrısı ve ateşin olduğundan, muhtemelen yatağında kalmalısın.Since you have a sore throat and a fever, you should probably stay in bed.
Sami, Leyla'yı boğazından yakaladı.Sami grabbed Layla by the throat.
Sami, karısını boğazlamak için çıplak ellerini kullandı.Sami used his bare hands to strangle his wife.
Sami kendi boğazını kesmeye çalıştı.Sami tried to cut his own throat.
Grip ve boğaz ağrım var.I have the flu and a sore throat.
Boğazımı temizledim.I cleared my throat.
Boğazımı temizledim ve konuşmaya başladım.I cleared my throat and started speaking.
Tom maaşının çoğunu boğazına harcıyor.Tom spends most of his salary on food.
Boğazı kesilmişti.His throat was cut.
Boğazınızda enfeksiyon var.You have an infection in your throat.
Tom çok boğazlı biri değildir.Tom isn't a big eater.
Yutak, boğazın ağız ve burnun arkasında kalan kısmıdır.The pharyngeal part of the throat is behind the nose and mouth.
Alman Büyükelçisi'nin Boğaziçi'ndeki tarihi yazlık rezidansının tarihçesi ve gelişimi.Alman Büyükelçisi'nin Boğaziçi'ndeki Tarihi Yazlık Rezidansının Tarihçesi ve Gelişimi.
İngiltere'nin yardımıyla Türkiye Boğazlar Rejimi'ni bu derece kendi lehine değiştirebildi.With help of these horses, Lakshmana was able to carve out a kingdom for himself.
Yazın da yüzü ve boğazı kiremit kırmızısı olur.Later in the summer, the face and throat become brick-red.
Avrupa'da dağ veya boğaz ormanları genel olarak tehlikeye sokulmuştur.The special forms of mountain forest and gorge forest are endangered in Europe generally.
1993'te Boğaziçi Üniversitesi'ne döndü.He returned to Boğaziçi University in 1993.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
boğaz ile cümle - Sayfa 2 - boğaz kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App