boğaz ile cümle
boğaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Boğaz ağrılarını geçirir.Am durere în gât.
Japonya'da bu boğaz, adını, 1808 yılında buraya yolculuk eden Mamiya Rinzō'dan almıştır.În Japonia, strâmtoare este numită după Mamiya Rinzo, care a călătorit prin strâmtoare în 1808 .
Çoğu bakteri akciğerlere boğaz veya burunda bulunan organizmaların azar azar aspirasyon ile girer.Majoritatea bacteriilor pătrund în plămâni prin aspirarea unor organisme mici, aflate în gât sau nas.
Streptokok farenjiti boğazı ve bademcikleri etkiler.Faringita streptococică afectează gâtul și amigdalele.
Rus ticaret gemilerine boğazlarda geçiş hakkı tanındı.Navelor comerciale ruse li se acordă dreptul de liberă trecere în Marea Mediterană.
Şehir, Tayvan Boğazı aracılığıyla Tayvan'ın karşısında yer almaktadır.Taiwan este separat de continent prin strâmtoarea Taiwan.
Diğer bakteri ve virüslerde boğaz ağrısına neden olabilir.Alte bacterii sau virusuri pot provoca de asemenea durere în gât.
Boğaziçi'nde târih.Odobescu” din Pitești.
Mangalcı: Sürekli boğaz derdinde olan bir karakterdir.Roșul este un personaj care trăiește mereu suferind.
Şehri zorla almak için, Haçlıların boğazı geçmeleri gerekiyordu.În vederea unui atac al cruciaților orașul fusese bine întărit.
Strep anjini daha geniş bir kategori olan boğaz ağrısı ya da farenjite dahildir.Faringita streptococică este inclusă în categoria mai amplă a durerilor în gât sau faringitei.
Boğaz kapsamında 4 yapısal havza ve 4 vadi bulunur.Peste apa văii Hășdate există 4 punți.
Perekop Kıstağı ile Herson Oblastı'na bağlanmaktadır ve Kerç Boğazı ile Kuban'dan ayrılmaktadır.Ea este unită cu regiunea Herson prin Istmul Perekop și separată de Kuban prin Strâmtoarea Kerci.
Filin boğazında daha sonra kullanmak üzere su saklayabileceği bir kese bulunur.Gâtul unui elefant pare să conțină o pungă în care poate stoca apă pentru o utilizare ulterioară.
Her yıl ABD'de yaklaşık 11 milyon insan boğaz ağrısına yakalanır.Aproximativ 11 milioane de oameni se îmbolnăvesc anual de faringită streptococică în Statele Unite.
Boğazı oluk renklidir.Gâtul se strâmbase.
Bu eski Boğaz semtine 'Emirgân' denmesinin sebebi işte yukarıda anlattılanlardan kaynaklanmaktadır.Existența schitului de pe pârâul Căprița vine în susținerea celor descrise anterior.
Boğazlar ve İstanbul TBMM hükümetinin yönetimine bırakılmıştır.Sub Akbar guvernul și sistemul de taxe se reorganizează.
Ancak bunu dışında birçok bakteri insanlarda boğaz enfeksiyonuna yol açabilir.Mai multe bacterii diferite pot infecta gâtul omului.
İlçenin İstanbul Boğazı kıyısındaki kesimi ise Beyoğlu Kazası'nın sınırlarına dahildi.Este vizibilă placa rombică a Ordinului Ferdinand I exact deasupra bastonului de mareșal.
Otranto Boğazı, I. Dünya Savaşı sırasında stratejik bir öneme sahipti.Königspitze a fost un punct strategic important în timpul primului mondial.
Boğaziçi Üni.Falșii naufragiați.
Boğaz, Tsushima Adası tarafından batı kanalına ve Tsushima Boğazına (doğu kanalı) ayrılır.Strâmtoarea este despărțită de Insula Tsushima în canalul vestic și canalul estic – Strâmtoarea Tsushima.
Boğaz ağrısının diğer hastalıklarla bazı ortak semptomları vardır.Faringita streptococică are unele simptome în comun cu alte boli.
Boğaz'ın kıyılarında geniş düzlükler bulunmaz.Nu s-au găsit stele signifiante la Palenque.
Bu özellikler sarı bacaklar ve boğazda şarabi kahverengi tüylerdir.Penele de pe umăr ocru-galbene, cu vârfuri brun-castanii.
Boğazım ağrıyor ve burnum akıyor.Mă doare în gât şi îmi curge nasul.
Özür dilemeyi denedim ama sözler boğazıma takıldı.Am încercat să-mi cer scuze, dar cuvintele mi s-au blocat în gât.
“Antiviral Ajan ve Aynı Şekilde Kullanan Boğaz Şekeri, Gargara ve Gargara...”"Agentul antiviral și bomboane de gât, gargară și apă de gură folosind același lucru ..."
Boşandıkları ikinci karısı Marcia Winslow, Ridgway'ın kendisini boğazladığını iddia etmiştir.Második felesége - Marcia Winslow - azt állította, hogy fojtogatta őt.
Vakaların %20’sinde dil veya boğaz şişebilir.A nyelv vagy a torok az esetek akár 20%-ában megduzzadhat.
Alaska Yarımadasından Shelikof Boğazıyla ayrılır.Az alaszkai szárazföldtől a Shelikof-szoros választja le.
Boğazına çok düşkündür.Rendkívül szereti a hasát.
Boğazın hafif sıkılması gerekir.Zömök szára másodlagosan elfásodik.
Her yıl ABD'de yaklaşık 11 milyon insan boğaz ağrısına yakalanır.Az Amerikai Egyesült Államokban például évente mintegy 11 millió ember szenved tőle.
Boğaz ağrısı vakalarının çoğunluğuna virüsler neden olur.A torokfájásos esetek legnagyobb részét azonban vírusok okozzák.
Uzunca bir kuyruk ve sarı boğaz yaması var.Egy vakondszerű idegen és egy sárga bajusza van.
Avrupa yarımadası güneyde Afrika kıtasına oldukça yaklaşır (Cebelitarık Boğazı 14 km).Délen a Gibraltári-szoros választja el Afrikától (14 km).
Müziklerinin ayırt edici özelliklerinden biri boğaz vokalidir.Valóban: zenéjének egyik meghatározó erőssége a dallamosság.
Boğaz Güney Çin Denizi'nin bir parçasıdır ve kuzeydoğusunda Doğu Çin Denizi bulunur.A szoros a Dél-kínai-tenger része, északkeleten a Kelet-kínai-tenger határolja.
Tabii onun boğazını sıkmak için!.A torkát találja el.
Boğaz pastilleri (öksürük ilacı) kısa süreli olarak ağrıyı gidermekte sıklıkla kullanılır.Hagyományosan a füge tejnedvét (latex) külsőleg kisebb fájdalmak enyhítésére használják.
Adını, Fransız kâşif Jean-François de La Pérouse'tan alan boğaz, Ohotsk Denizi ile Japon Denizi'ni ayırır.Jean-François de La Pérouse után számos földrajzi helyet, hajókat, iskolákat neveztek el.
Çanakkale Boğazı onun Avrupa ve Asya'daki topraklarını ayırır.A nádi sármány Európa és Ázsia területein honos.
1992 yılında Boğaziçi Üniversitesinde Finans Doktora Program koordinatörü olarak görev almıştır.1996-tól mint kollegiális orvos-vezető hangolja össze kollégái munkáját.
Bu esnada cinayeti gören bir kişiyi daha kovalayarak boğazını keserek öldürdü.Neki akkor sikerült az egyik gyilkost megsebeznie az arcán.
Yat, İkinci Dünya Savaşı boyunca İstanbul Boğazı'nda Kanlıca Koyu'nda demirli kalmıştır.A második ypres-i csatában már a maga teljes borzalmában mutatkozott meg a nyugati állóháború.
Wandel Denizi, Grönland Denizi'ne Fram Boğazı'nda birleşir.A lazac a Grönlandi-tengerbe vándorol.
Göçmenler içinden parasal bakımdan daha iyi durumda olanların çoğu yine Boğaz kıyılarını tercih etti.Néhány jómódban élő régi tagország azonban inkább a hátrányokat érezte.
Daha sonra Boğazköy olarak kayıtlara geçmiştir.Utólag rekordnak ismerték el.
Streptokok farenjiti çocuklardaki boğaz ağrılarının %37'sinin nedenidir.A gyermekkori torokfájások 37 százalékának hátterében Streptococcus baktérium okozta torokgyulladás áll.
Sağlık açısından yüzmeye elverişli olmayan Boğaz'da sıcak yaz aylarında yüzenlere hâlen rastlanmaktadır.Napos nyári napokon fürdeni lehet a tiszta, de hideg vízben a homokos strandon.
Boğazı ve göğsünün üstü siyah çizgili ten rengi, karın ise daha koyu ve siyah çizgilidir.A nyaka és feje is olyan színű, mint a háta, azonban a pofája és az orrtájéka valamivel világosabb.
1923 Lozan Boğazlar Sözleşmesi tamamen sona ermiştir.1923-ban a lap végleg megszűnt.
Boğazında beyazımsı çigiler bulunur.Nyakán fehér csíkok húzódnak.
Yurda döndüğünde boğaz kıyılarını resimledi.Kassára hazatérve fényképezéssel foglalkozott.
Boğazda görüldüğünde çok uzaktan dahi tanınabilir.Körkilátójából messzire el lehet látni szép időben.
Boğaziçi Üni.Úsztatót igényel.
Sonra cesedi İstanbul boğazı'nda denize atılmıştır.Ezután a testét a Dunába dobták.
Bugün Boğaziçi vapurlarının pek çoğu, yenilenen emektar vapurlardır.A tagság jelentős része ma is a járműjavító dolgozóiból, nyugdíjasaiból kerül ki.
İlgili Sayfalar