boğazı ile cümle
boğazı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Eriş, Metin (Edl.). Boydan Devvlete Osmanlı: Söğüt'ten İstanbul'a. Boğaziçi Yayınları A.Ş. ss. 116-130.5 Haziran 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi.
Aynı yıl Snoop Dogg ile "Signs" şarkısını kaydederken boğazında bir sorun olduğunu fark etti.Quando estava gravando "Signs" com Snoop Dogg, ele descobriu um problema na garganta.
Mary Ann Nichols vakasında olduğu gibi boğazı iki yerden kesilmiş ve karnı kesilmiş bir şekilde bulunmuştur.Assim como Mary Ann Nichols, sua garganta foi aberta por dois cortes, um mais profundo que o outro.
26/27 Mayıs gecesi Rus donanması Tsuşima Boğazına yaklaştı.Na noite de 26/27 de maio, a frota russa alcançou o Estreito de Tsushima.
Buraya Gangana boğazı derler.Estes são chamados de gagann.
Ardından sanatçının boğazındaki nodüller 5 Mayıs 2005'te ameliyatla alındı.Nódulos foram subsequentemente removidos de sua garganta numa operação em 5 de maio de 2005.
Bir gece boğazının sıkıldığını hissederek haykırır.Pelo cansaço sobreveio uma sonolência.
SinemaTürk'te Boğaziçine SığınanlarQuem é quem no Esquadrão Suicida dos cinemas
Çanakkale boğazını geçtiler ve Trakya boyunca ilerleyerek Makedonya'daki Philippi kentinde kamp kurdular.Cruzaram o Helesponto, marcharam através da Trácia e acamparam próximo a Filipos, na Macedônia.
Boğazımızı temizlerken çıkardığımız ses gibidir."Colocamos minha voz pra fazer um som de disco arranhado.
Söylendiğine göre bu köprü Pers Kralı Xerxes'in Çanakkale Boğazı'nı geçtiği köprüye rakipti.Tem-se escrito que esta ponte rivalizava com a que ergueu o Rei Persa Xerxes I a fim de cruzar o Helesponto.
Yüzü, boğazı ve göğsü beyaz renklidir.O rosto, a garganta e o peito são brancos acinzentados.
Boğazın asıl savunması bu bataryalar sayesinde sağlanacaktı.O forte da agremiação era a sua bateria.
Perekop Kıstağı ile Herson Oblastı'na bağlanmaktadır ve Kerç Boğazı ile Kuban'dan ayrılmaktadır.Está ligada ao Oblast de Kherson pelo istmo de Perekop e é separada de Kuban pelo estreito de Kerch.
Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları.Acadêmicos de Gravataí.
18 Mart 1915'te Müttefik donanması Çanakkale Boğazı'nı geçmek için saldırıya geçti.Em 18 de março de 1915, os 18 navios de guerra da frota aliada penetraram no estreito.
Küçük çocuğun boğazı kesilmişti.De slachtoffers werd de keel doorgesneden.
Bilgisayarla Boğaziçi'nde tanıştı.Hij schakelde daarbij de computer in.
Misilleme olarak T-Bag Abruzzi'nin boğazını keser fakat onu öldürmeyi başaramaz.Als wraak snijdt T-Bag Abruzzi's keel door, maar Abruzzi gaat niet dood.
"Boğazın Rumeli Kıyısı".Vanuit haar keel."
Streptokok farenjiti boğazı ve bademcikleri etkiler.Bij streptokokkenfaryngitis zijn de keel en de tonsillen aangedaan.
Boğazı beyazdır.De keel is zeer wit.
Güney Adası'nın 30 km güneyinde, Foveaux Boğazı'nın karşısında yer alır.Het ligt 30 km ten zuiden van het Zuidereiland en wordt daarvan gescheiden door de Straat Foveaux.
Ayrıca İstanbul boğazında da görülmüştür.Ook op Helena's rug zijn deze te zien.
Boğazın hafif sıkılması gerekir.Daarna worden haar hersens te moe.
Sonradan değiştirilerek Boğaziçi oldu.Later verwisselde hij de lijken.
Doğusunda Tayvan boğazının diğer yakasında Tayvan bulunur.Taiwan ligt in het oosten, aan de andere kant van de Straat van Taiwan.
Boğazı ve göğsü beyazdır.De keel en borst zijn wit.
Diğer yandan Artemision Boğazı'nı tutmak için artık bir neden kalmamıştı.Tot nu toe zijn geen andere vondsten van het skelet van Longisquama gedaan.
Alaska Yarımadasından Shelikof Boğazıyla ayrılır.Het is gescheiden van Alaska door de Straat Shelikof.
Boğazın arka tarafında, beyaz püyle kaplı büyük bademcikler.Let op de grote tonsillen achter in de keel, bedekt met witte pus.
İlçenin İstanbul Boğazı kıyıları oldukça girintili çıkıntılıdır.Dus blijft de westelijke begrenzing van het Oudnederduitse taalgebied tamelijk onzeker.
Toby ise Sweeney'i boğazını ustura ile keserek öldürür.Sweeney besluit Pirelli te vermoorden en snijdt zijn keel door.
Tsushima Adası (Japonca: 対馬 Tsushima), Kore Boğazı'nda Japonya'ya ait bir adadır.Tsushima (Japans: 対馬, Tsushima) of Tsoesjima is een Japanse eilandengroep in de Straat van Korea.
Boğaziçi'nde târih.Fuck you → Wal się.
Erkeklerin baş ve boğazı siyah, boyun yakalığı beyaz, alt tarafları ve sırt kısmı kahverengidir.Głowa jej jest czarna z białymi nadustkiem i wargą górną, gęsto i grubo punktowana.
Boğazına çok düşkündür.Bardzo lubi swój klakson.
Panama Kanalı henüz tamamlanmadığı için donanma Magellan Boğazından geçmek durumundaydı.Kanał Panamski nie był jeszcze ukończony i flota musiała przepłynąć przez Cieśninę Magellana.
Boğazı beyazdır.Białe gardło.
Küçük çocuğun boğazı kesilmişti.Przebija gardło chłopaka.
Ama onun gibi soluk renkli boğazı vardır.Na szyi ma równie biały gronostajowy kołnierz.
Boğazı ve göğsü beyazdır.Gardło i pierś białe.
29 Aralık 1997 tarihinde Boğaziçi Köprüsü'nden 1 milyarıncı araç geçti.Do grudnia 1997 r. przez most przejechało miliard pojazdów.
Eritince de kurşun canavarın boğazından içine doğru akmış ve canavar oracıkta ölüvermiş.Strzeliła z łuku do potwora, przez co ten uciekł.
Yazın da yüzü ve boğazı kiremit kırmızısı olur.Wiosną i latem gardło wraz z brwiami stają się różowawe.
Ayrıca bir başka uzantısı da yüzüne yapışan insanın boğazına sarılmaktadır.Skręca kark człowiekowi, który go przyłapał.
Filipinler'i kuzeyde Luzon Boğazı, batıda ise Güney Çin Denizi çevrelemektedir.Od północy Filipiny oblewane są wodami cieśniny Luzon, od zachodu wodami Morza Południowochińskiego.
Boğazımızı temizlerken çıkardığımız ses gibidir.Dzięki temu z rury wydobywa się dźwięk przypominający szczekanie psa.
Burası boğazın en dar noktasıdır.Jest to najwyższy wierzchołek tej grani.
Gücü kullanarak boğazını sıktığı Padme bayılır.Z radości rzuca mu się na szyję.
Boğazımızı açıp sağlıklıyken de baktığımızda zaten pembe-kırmızı arası bir renk görürüz.Na szyi kapitana, jeszcze przed jej przecięciem, można zauważyć czerwoną linię.
ح: Ha harfi, boğazın tam ortası sıkılarak gırtlaktan çıkarılır (Ⱨ).Zwichnięcie rzepki – przemieszczenie rzepki, w którym wypada ona z bruzdy międzykłykciowej.
13 Şubatta Boğaziçi'nde Haliç ağzında bir deniz savaşı yapılmıştır.3 lutego zginął w walkach na Pomorzu.
Boğazı oluk renklidir.Gardło jasnopopielate.
67 yılında, Nero Korint Boğazı'na bir kanal kazdırmaya teşebbüs etti.År 67 försökte Nero låta anlägga en kanal vid Korintiska näset.
29 Aralık 1997 tarihinde Boğaziçi Köprüsü'nden 1 milyarıncı araç geçti.Den 29 december 1997 passerades en miljard överfarter.
Okul Çanakkale Boğazı kıyısında, yeşiilikler içinde bir alandadır.Nya studenthuset i mitten, med ett grönt tak.
Küçük çocuğun boğazı kesilmişti.Hon hade fått halsen avskuren.
Boğazımızı temizlerken çıkardığımız ses gibidir.Lätet liknas vid ljudet av när man öppnar en rostig grind.
Kent Vancouver Adası'nın güneydoğu ucunda, Juan de Fuca Boğazı kıyısında yer almaktadır.Staden ligger på den södra spetsen av ön Vancouver Island vid Juan de Fucasundet.