boğazı ile cümle
boğazı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
11 Temmuz 1915 tarihinde İstanbul Boğazı açığında Rus mayınına çarpıp hasarlandı.Am 3. Juli 1915 wurde er an der Ostfront im Südosten Russisch-Polens bei Zamość schwer verletzt.
Emre Aracı Boğaziçi Mehtapları'ndan esinlenerek aynı adlı bir keman konçertosu (1997) bestelemiştir.1997 Die Kantorei kauft ein Orgelpositiv (Orgelbau Kemper).
Tsushima Boğazı, 1905 Rus-Japon Savaşı sırasında Tsushima Muharebesi'ne sahne olmuştur.Die Tsushima wurde während des Russisch-Japanischen Krieges 1904–05 in den Dienst aufgenommen.
Boğazı beyazdır.Die Kehle ist weiß.
1985 - İstanbul Boğazı'nda ikinci boğaz köprüsünün (Fatih Sultan Mehmet) temeli atıldı.1988 wurde fünf Kilometer nördlich der Brücke eine zweite Brücke namens Fatih-Sultan-Mehmet-Brücke eröffnet.
Onların soyundan kimseleri yoktur ancak "Menin boğazı" ve "Yekenin Çayırı" diye anılan yerler vardır.Deshalb erhalten die entsprechenden Verbformen kein -s: iər shûgət (ihr sagt, vgl. in Bayern: es sågts).
Macellan Boğazı'nın güneyinde nadiren rastlanır.In der Schweiz ist es sehr selten im südlichen Tessin zu finden.
Söylendiğine göre bu köprü Pers Kralı Xerxes'in Çanakkale Boğazı'nı geçtiği köprüye rakipti.Danach segelte sie zum Hellespont, um die dort von Xerxes errichtete Brücke zu zerstören.
Boğazında beyazımsı çigiler bulunur.Im Nacken finden sich weißliche Flecken.
Hürmüz Boğazı, Asya'da bir boğaz.So wirst du stinkreich im boomenden Asien.
Kıta kuzeybatıda Avrupa'dan 14 km genişliğindeki Cebelitarık Boğazı ile ayrılır.Er ragt als westlicher Arm des Húnaflói 28 km ins Land hinein.
Komutanlık boğazın ve kıyıların savunmasından sorumluydu.In dieser Position war er für die Verteidigung der Provinz und deren Küsten verantwortlich.
Bu dönemde ilk kez Boğaziçi'nde Türk köyleri de kurulmuştur.In dieser Zeit werden auch erstmals die bewaldeten Mittelgebirgszonen des Saarlandes besiedelt.
Boğazın derinliği Norveç sahillerine doğru artar.Es ragt nahe dem Kopfende der Norway Bight auf.
Yazın da yüzü ve boğazı kiremit kırmızısı olur.Im Sommer sind der Hals und der Kopf schwärzlichbraun.
Geyve Boğazı'nın stratejik önemi Kurtuluş Savaşında ortaya çıkmıştır.Zu wichtig schien aber die strategische Lage der Färöer im Kalten Krieg.
Alman Büyükelçisi'nin Boğaziçi'ndeki tarihi yazlık rezidansının tarihçesi ve gelişimi.Alman Büyükelçisi'nin Boğaziçi'ndeki Tarihi Yazlık Rezidansının Tarihçesi ve Gelişimi.
Boğazı beyazdır.La gorge est blanche.
Pozantı Boğazından dağlık alanlara doğru uzanır.Il vient des Gets (les Métrallins) sur le versant du mont Chéry.
Ardından sanatçının boğazındaki nodüller 5 Mayıs 2005'te ameliyatla alındı.Des nodules ont été postérieurement déplacés de sa gorge, lors d'une opération ayant lieu le 5 mai 2005.
Temmuz 1952'de Kesselring'in boğazında bir kanserli tümörün büyüdüğü teşhisi kondu.En juillet 1952, Kesselring fut diagnostiqué avec une tumeur cancéreuse dans la gorge.
Tabii onun boğazını sıkmak için!.Il lui tendra même son cou !
15 yaşındayken bir güzellik yarışmasında Boğaziçi güzeli seçilmişti.À l'âge de 15 ans, elle remporte un concours de beauté.
1984'te yapılan bir çalışma sonucunda MAcellan Boğazı'nda 3.400 bireyin olduğu tahmin edilmiştir.Une étude de 1984 a évalué à 3 400 le nombre d'individus présents dans le détroit de Magellan.
Gerektiğinde guguk onu boğazında da taşıyabilir.Si besoin est, il peut aussi ramener le gibier.
Kaçarlarken Dodge öldürülür, Landon baygınlık geçirir, Taylor ise boğazından vurulur.Bientôt, Dodge est abattu par les singes, Landon capturé, de même que Taylor, blessé à la gorge.
1808 yılında Avrupalılar tarafından çok tanınmayan Mamiya Rinzō boğazı keşfetmeyi deneyen kaşiflerden biridir.L'expédition de 1808 de Mamiya Rinzō restait peu connue des Européens.
1797 yılında William Robert Broughton, Tatar boğazının bir koy olduğunu düşünerek vazgeçti.De même, en 1797, William Robert Broughton décida que c'était une baie et fit demi-tour.
Tayland boğazın önemini azaltmak için birden fazla proje geliştirmiştir.La Thaïlande a élaboré plusieurs plans afin de réduire l'importance économique du détroit de Malacca.
BURA Boğaziçi Üniversiteliler Derneği.Grève générale des enseignants.
Yaklaşık 135 km uzunluğunda olup boğazın ortası Kanada ile ABD arasındaki uluslararası sınırı oluşturmaktadır.Long de 96 milles (154 km), il forme une partie de la frontière entre le Canada et les États-Unis.
Şehir yakınlarındaki Öresund Boğazı, Danimarka'yı İsveç'ten ayırır.Plus précisément, la ville est située sur la côte du détroit de l'Öresund, séparant la Suède du Danemark.
Boğazımızı açıp sağlıklıyken de baktığımızda zaten pembe-kırmızı arası bir renk görürüz.Seule la surface est dégradée, si elle est grattée, on peut apercevoir à nouveau la couleur rouge.
Boğazı koyu kırmızıdır.La gorge est rouge.
Sicilya Boğazı Akdeniz'de Sicilya ile Tunus arasındaki boğaza verilen addır.Le canal de Sicile est le bras de mer situé en mer Méditerranée entre la Sicile et la Tunisie.
Boğaziçi Film Festivali.GI Film Festival.
Sıradağlar Hürmüz Boğazı'nda sona erer.Les doigts se terminent alors en griffes.
Başın ağrıyor mu ve boğazın acıyor mu?¿Tienes dolor de cabeza y la garganta inflamada?
Patlamış mısır Ömer'in boğazına kaçtı.A Omer se le fue la palomita por el otro lado.
Pozantı Boğazından dağlık alanlara doğru uzanır.Monte que cierra la Valldigna por su vertiente sur.
Sonrasında, Lennon'ın boğazını keserek öldürür.Luego mata a Lennon cortando su garganta.
Boğazı beyazdır.La garganta es blanca.
Oruçlu ise boğazına su kaçmamasına dikkat eder.Se recomienda no sumergir en el agua helada la cabeza (y con ello el pelo).
1984'te yapılan bir çalışma sonucunda MAcellan Boğazı'nda 3.400 bireyin olduğu tahmin edilmiştir.Una inspección en 1984 estimó que había 3.400 ejemplares en el estrecho de Magallanes.
Boğazı oluk renklidir.Tengo la garganta irritada.
Boğaziçi'nde târih.Boğaziçi'nde târih (en turco).
Tayland boğazın önemini azaltmak için birden fazla proje geliştirmiştir.Tailandia ha elaborado varios planes para disminuir la importancia económica del estrecho.
15 yaşındayken bir güzellik yarışmasında Boğaziçi güzeli seçilmişti.A los 15 años fue elegida primera dama en un certamen de belleza.
Bilgisayarla Boğaziçi'nde tanıştı.Bachillerato en Computación.
"Boğazın Rumeli Kıyısı".Esqueleto del cuello».
Çanakkale Boğazının Coğrafyası.Hinchazón de la garganta.
Boğazın iki yakası arasında 45 dakika süren feribot seferleri yapılır.Tarda 45 minutos aproximadamente entre ambas cabeceras.
Frank Jenifer'e kızar ve onun boğazını sıkmaya başlar.Luego se dirige a Alice furiosa y la mata mordiéndole la garganta.
(Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, 2006).(Universidad de Murica; 2006).
Buraya Gangana boğazı derler.Deepthroat: Llámame “Garganta Profunda”.
1993'te Boğaziçi Üniversitesi'ne döndü.En 1993 llegó a Universidad Católica.
Erkeğin başı ve boğazı siyahtır.La cabeza y garganta de la hembra son oscuras.
Gücü kullanarak boğazını sıktığı Padme bayılır.Antes he de tener el gusto de estrechar su mano.
Şehir yakınlarındaki Öresund Boğazı, Danimarka'yı İsveç'ten ayırır.Al sur, el estrecho de Öresund separa Suecia de Dinamarca.
İlk şampiyonlar Boğaziçi Üniversitesi'nden olmuştur.El campeón fue la Universidad Católica.