bizlere ile cümle
bizlere kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
National Institute On Aging bizlere bu yaşlı insanlara sormamız için bir anket verdi.A Nemzeti Öregedéstani Intézet adott egy kérdőívet, amit ezeknek a százéveseknek szántak.
National Institute On Aging bizlere bu yaşlı insanlara sormamız için bir anket verdi.Das US Institut für Altersforschung gab uns einen Fragebogen für diese 100-Jährigen.
National Institute On Aging bizlere bu yaşlı insanlara sormamız için bir anket verdi.El Instituto Nacional sobre el Envejecimiento nos dió un cuestionario para dar a estos centenarios.
National Institute On Aging bizlere bu yaşlı insanlara sormamız için bir anket verdi.Het nationaal instituut voor veroudering geeft ons een vragenlijst om deze honderdjarigen voor te leggen.
National Institute On Aging bizlere bu yaşlı insanlara sormamız için bir anket verdi.Institutul National de Gerontologie ne-a dat de fapt un chestionar pentru a-l da acestor centenari.
National Institute On Aging bizlere bu yaşlı insanlara sormamız için bir anket verdi.자 그럼 한가지 질문이 있습니다. 국제노화학회는 실제로 우리에게 이분들에 대한 설문조사를 부탁했습니다.
National Institute On Aging bizlere bu yaşlı insanlara sormamız için bir anket verdi.L'institut sur le vieillissement nous a donné un questionnaire à remplir par ces centenaires.
National Institute On Aging bizlere bu yaşlı insanlara sormamız için bir anket verdi.Národní ústav stárnutí vypracoval dotazník pro tyto stoleté lidi.
National Institute On Aging bizlere bu yaşlı insanlara sormamız için bir anket verdi.Narodowy Instytut Starzenia przygotował nam kwestionariusz dla tych stulatków.
National Institute On Aging bizlere bu yaşlı insanlara sormamız için bir anket verdi."The National Institute on Aging" gav os faktisk et spørgeskema vi skulle give disse gamle mennesker.
National Institute On Aging bizlere bu yaşlı insanlara sormamız için bir anket verdi.Và đây là 1 câu hỏi. Viện Lão hóa Quốc gia đã đưa ra 1 bảng câu hỏi cho những người trên 100 tuổi này.
National Institute On Aging bizlere bu yaşlı insanlara sormamız için bir anket verdi.Το Εθνικό Ινστιτούτο για το Γήρας μας έδωσε ένα ερωτηματολόγιο για αυτούς τους αιωνόβιους.
National Institute On Aging bizlere bu yaşlı insanlara sormamız için bir anket verdi.Национальный институт старения передал нам анкету для опроса среди долгожителей.
National Institute On Aging bizlere bu yaşlı insanlara sormamız için bir anket verdi.Національний інститут старіння дав нам анкету для опитування серед довгожителів.
National Institute On Aging bizlere bu yaşlı insanlara sormamız için bir anket verdi.וזאת השאלה. המוסד הלאומי לזיקנה הכין לנו שאלון לבני המאה האלה.
National Institute On Aging bizlere bu yaşlı insanlara sormamız için bir anket verdi.وهذا هو السؤال . المعهد الوطني للشيخوخه كان قد أعطانا أستطلاع للرأي لنقدمه لهؤلاء المعمرين .
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.Allora gli dissero: «Signore, dacci sempre questo pane»
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.A oni řekli jemu: Pane, dávejž nám chléb ten vždycky.
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler."Bapak," kata mereka, "berilah kepada kami roti itu selalu.
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.Chúng thưa rằng : Lạy_Chúa , xin ban bánh đó cho chúng_tôi luôn_luôn !
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.Chúng thưa rằng: Lạy Chúa, xin ban bánh đó cho chúng tôi luôn luôn!
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.Då sade de till honom: »Herre, giv oss alltid det brödet.»
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.Da sagde de til ham: "Herre! giv os altid dette Brød!"
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.Da sprachen sie zu ihm: HERR, gib uns allewege solch Brot.
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.De sa da til ham: Herre, gi oss alltid dette brød!
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.Disseram-lhe, pois: Senhor, dá-nos sempre desse pão.
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.,,Doamne``, I-au zis ei, ,,dă-ne totdeauna această pîne.``
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler."Here", zeiden zij. "Dat brood willen wij altijd wel hebben."
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.Ils lui dirent: Seigneur, donne-nous toujours ce pain.
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.저희가 가로되 주여 이 떡을 항상 우리에게 주소서
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.Le dijeron: --Señor, danos siempre este pan
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.Mondának azért néki: Uram, mindenkor add nékünk ezt a kenyeret!
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.Niin he sanoivat hänelle: "Herra, anna meille aina sitä leipää".
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.Reko mu torej: Gospod, daj nam vsekdar tega kruha.
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.Tedy mu rzekli: Panie! daj nam zawsze tego chleba.
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.Vtedy mu povedali: Pane, dávaj nám vždy ten chlieb.
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.Ειπον λοιπον προς αυτον Κυριε, παντοτε δος εις ημας τον αρτον τουτον.
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.Казали ж до Него: Господи, всякого часу давай нам хлїб сей.
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.На это сказали Ему: Господи! подавай нам всегда такой хлеб.
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.ויאמרו אליו אדני תנה לנו תמיד את הלחם הזה׃
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.فقالوا له يا سيد اعطنا في كل حين هذا الخبز.
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.他 們 說 、 主 阿 、 常 將 這 糧 賜 給 我 們
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.他 們說 、 主阿 、 常將這糧賜給 我 們
O noktalar ve bizlere güvenli bir gelecek sunmanın yollarını bulmaya çalışıyorum.99퍼센트를 돌아보고 있습니다.
O noktalar ve bizlere güvenli bir gelecek sunmanın yollarını bulmaya çalışıyorum.löytääkseni toivon saarekkeita, alueiden tulevaisuuden ja oman tulevaisuutemme turvaamiseksi.
O noktalar ve bizlere güvenli bir gelecek sunmanın yollarını bulmaya çalışıyorum.ובנסיון למצוא דרכים להבטיח להם ולנו עתיד.
O noktalar ve bizlere güvenli bir gelecek sunmanın yollarını bulmaya çalışıyorum.ومحاولة إيجاد طرق لنقدم لهم ولنا مستقبل مأمون.
O noktalar ve bizlere güvenli bir gelecek sunmanın yollarını bulmaya çalışıyorum.北極などはその一例で
Otorite ozgurlugun dusmanidir diye ogretildi bizlere.Am fost învăţaţi că autoritatea este inamicul libertăţii.
Otorite ozgurlugun dusmanidir diye ogretildi bizlere.Azt tanultuk, hogy a tekintély a szabadság ellensége.
Otorite ozgurlugun dusmanidir diye ogretildi bizlere.Chúng ta đã được dạy rằng thẩm quyền là kẻ thù của tự do.
Otorite ozgurlugun dusmanidir diye ogretildi bizlere.Ci è stato insegnato che l'autorità è nemica della libertà.
Otorite ozgurlugun dusmanidir diye ogretildi bizlere.우리는 권위가 자유의 적이라고 배워왔습니다만,
Otorite ozgurlugun dusmanidir diye ogretildi bizlere.Naučili nás sa, že autorita je nepriateľ slobody.
Otorite ozgurlugun dusmanidir diye ogretildi bizlere.Nos han enseñado que la autoridad es la enemiga de la libertad.
Otorite ozgurlugun dusmanidir diye ogretildi bizlere.On nous a appris que l'autorité était l'ennemie de la liberté.
Otorite ozgurlugun dusmanidir diye ogretildi bizlere.Učili nás věřit tomu, že autorita je nepřítelem svobody.
Otorite ozgurlugun dusmanidir diye ogretildi bizlere.Uczono nas, że władza jest wrogiem wolności.
Otorite ozgurlugun dusmanidir diye ogretildi bizlere.Uns wurde beigebracht, dass Autorität der Feind der Freiheit ist.
Otorite ozgurlugun dusmanidir diye ogretildi bizlere.We hebben geleerd dat autoriteit de vijand is van vrijheid.