Ana içeriğe geç
Sözlük

biyolojik ile cümle

biyolojik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Biyolojik bozunma, kimyasal bileşiklerin, canlı organizmaların biyolojik etkileriyle tahribi demektir.Är virus levande biologiska varelser, eller endast döda kemiska ting?
Olgunluğu sürecinde biyolojik babasına hiç rastlamamıştır.Hans far accepterade aldrig faderskapet formellt.
Bu sistem mürettebatı belli bir süre nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlara karşı korumaktadır.Anläggningarna hade skydd mot atom-, biologiska och kemiska vapen.
Biyolojik anlamda, iki cinsiyet vardır: Kadın ve erkek.I detta sammanhang finns bara två kön, man eller kvinna.
Araştırma ve klinik uygulamada biyolojik psikiyatri: Şizofreni.Schizofrenibehandling: psykiatri på liv och död.
Erkeklik hem sosyal tanımlı hem de biyolojik yaradılışlı etmenlerden oluşur.Känslor är dels biologiskt medfödda, dels inlärda.
Ayrıca bu özelliğinden dolayı akvaryum filtrelerinde biyolojik filtre malzemesi olarak da kullanılır.De är också populära som filterpumpar i akvarium.
Bu varsayım biyolojik bilimlerde doğru değildir.Denna hypotes har inga vetenskapliga bevis och är biologiskt osannolik.
Irkındaki bu biyolojik özelliğe "rejenerasyon" denir.Detta kallas den biologisk klockan.
Moleküler makineler, sentetik ve biyolojik olarak iki geniş kategoriye ayrılabilir.Molekylära maskiner kan delas in i två huvudkategorier; syntetiska och biologiska.
Kervran biyolojik transmutasyon hipotezini bu duruma bir açıklama olarak geliştirmiştir.Om diafragmabråket beskrifning af ett sådant..
Hormonun temel görevi vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamaktır.Kroppen kan ställa om den biologiska klockan för att rätta till problemet.
Aristoteles zamanından beri bunlar esas olarak biyolojik süreçler olarak kabul ediliyordu.З часів Аристотеля вони вважалися специфічно біологічними.
Birçok atkı, örneğin roketler patlayıcı bir görev ya da kimyasal ve biyolojik madde taşıyabilirler.Багато метальних предметів, наприклад снаряди, можуть мати вибуховий заряд або хімічну чи біологічну речовину.
Biyolojik arıtma, çoğunlukla akvaryum filtrelerinde ve atık su arıtma tesislerinde kullanılır.Біологічне очищення застосовується в основному в акваріумних фільтрах і в установках очищення стічних вод.
Çoğu kimyasal sentez yöntemi, biyolojik reaksiyonun tersi yönde, yani C-uçtan N-uca doğru ilerler.Більшість методів хімічного синтезу проходять в напрямі від С-кінця до N-кінця, на відміну від біосинтезу.
Türleşme yeni biyolojik türlerin oluştuğu evrimsel süreçtir.Видоутворення — еволюційний процес утворення нових біологічних видів.
Bu sistem mürettebatı belli bir süre nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlara karşı korumaktadır.Машину оснащено захистом від ядерної, біологічної та хімічної зброї.
Bakteriler ayrıca biyolojik haşare kontrolünde haşare ilaçlarının yerine kullanılabilirler.Бактерії можуть також використовуватися замість пестицидів в біологійній боротьбі з шкідниками.
Cins belirleme sistemi, bir canlıdaki cinsel karakteristiklerin gelişimini belirleyen bir biyolojik sistem.Детерміна́ція ста́ті — біологічний механізм, що визначає розвиток статевих характеристик організму.
Griffin-Gracy'nin biri biyolojik olmak üzere dört çocuğu vardır.У Георга-Геннінга були 4 молодших сестри.
Olgunluğu sürecinde biyolojik babasına hiç rastlamamıştır.Крім того, він заявляє, що ніколи не зустрічав свого біологічного батька.
Bu tıpkı biyolojik içeriğin DNA tarafından aktarılması gibidir.Задіяний у такому біологічному процесі, як Рекомбінація ДНК.
Tom, Mary'nin biyolojik babası değil.Том не є біологічним батьком Мері.
Enflamatuvar yanıt, karbonhidrat metabolizması gibi biyolojik süreçlerde etkinlik gösterir.Задіяний у таких біологічних процесах, як запальна відповідь, вуглеводний обмін.
Evangelion yoğun bir şekilde biyolojik, dini, askeri ve psikolojik konuları ele almaktadır.Evangelion je plný narážek na biologická, vojenská, náboženská a psychologická témata.
Biyolojik olarak geliştirilmiş insanlardan oluşur.Jde o tvory enormně biotechnologicky vyvinuté.
Uzun bir süre boyunca biyolojik babasını hiç tanımamıştır.Svého biologického otce nikdy nepoznal.
House'un biyolojik babası hakkında bir miktar bilgi verilir.Aloisův biologický otec není znám.
Fakat aynı olan ilk ismini biyolojik babasıyla paylaşmak istemediğinden kendini W. Rose olarak çağırır.Rose, protože nechtěl mít stejné křestní jméno jako jeho biologický otec.
Biyolojik adlarda "balina" için Latince cetus sözcüğü kullanılır, özgün anlamı ise "büyük deniz hayvanı"dır.Vědecký název řádu je odvozen od latinského slova cetus, jehož původní význam byl „velké mořské zvíře“.
Irak'ın biyolojik ve kimyasal silahlar üretmesine yardımcı oldu.Izrael se obával, že další mohou nést biologické, nebo chemické zbraně.
Bakteriler ayrıca biyolojik haşare kontrolünde haşare ilaçlarının yerine kullanılabilirler.Bakterie se rovněž používají namísto pesticidů v biologickém boji proti škůdcům.
Ayrıca kimyasal ve biyolojik silah etkileri ile de donatılabilir.Lodě jsou rovněž chráněny proti účinku biologických a chemických zbraní.
Fakat aynı olan ilk ismini biyolojik babasıyla paylaşmak istemediğinden kendini W. Rose olarak çağırır.Totuși, păstrează doar W. Rose, pentru că nu dorea să aibă același prenume cu tatăl său biologic.
Birçok biyolojik yapı likit kristal davranışı gösterir.Multe alte structuri biologice prezintă comportament de cristale lichide.
John'ın babası Kyle Reese'in ağabeyidir ve biyolojik olarak John'ın amcasıdır.El este fratele mai mare al lui Kyle Reese și unchiul paternal al lui John.
Özellikle biyolojik membranlar ve hücre membranları likit kristalin bir formudur.În special, membranele biologice⁠(d) și membranele celulare sunt o formă de cristale lichide.
Irak'ın biyolojik ve kimyasal silahlar üretmesine yardımcı oldu.Forțele Axei au utilizat arme biologice și chimice.
Dünya'daki tropik bölgelerin haricinde Çin, her kategoride en fazla biyolojik çeşitlilik gösteren ülkedir.China este țara din afara tropicelor cu cea mai mare biodiversitate.
Bakteriler ayrıca biyolojik haşare kontrolünde haşare ilaçlarının yerine kullanılabilirler.Bacteriile pot fi utilizate în locul pesticidelor, în controlul biologic al dăunătorilor.
Ama bilimsel araştırmalar heteroseksüel ve eşcinsel kişilerde bir takım biyolojik farklılıklar bulmuştur.Studiile genetice au dus și ele la evidențierea unor diferențe înnăscute între heterosexuali și homosexuali.
Bu ilişki aynı zamanda eşcinselliğin biyolojik etiyolojisinide ifade edebilir.Printre ele se remarcă Comitetul Sinodal de Bioetică.
Yağmur ormanları dünya'nın en büyük biyolojik hazineleri biridir.Pădurile tropicale sunt unele dintre cele mai mari comori biologice ale lumii.
Uzun bir süre boyunca biyolojik babasını hiç tanımamıştır.Biológiai apját soha nem ismerte.
Biyolojik bir deney yükü taşıyordu.Biológiai kutatási csomagot vitt magával.
Sistem biyolojisi biyomedikal ve biyolojik bilimsel araştırma uygulanan gelişmekte olan bir yaklaşımdır.A rendszerbiológia a biológiai/orvosbiológiai tudományos kutatás terjedőben lévő új megközelítése.
1933) Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik GünüA biológiai sokféleség nemzetközi napja.
Bu özellikleri nedeniyle biyolojik gübre elde edilmesinde kullanılırlar.Ezen stabilitás miatt könnyebb őket használni a szerkezeti biológiában.
MÖ 59), Roma İmparatoru Augustus'un biyolojik babasıdır.59-ben) Augustus, az első római császár apja volt.
Hücre oluşumu ve görevinin anlaşılması, tüm biyolojik bilimler için hayati değer taşır.A sejtek szerkezetének és működésének ismerete minden élettani tudomány számára alapvető fontosságú.
Hormonun sadece serbest formu biyolojik olayları regüle edebilir.Csak a szabadon keringő, ionizált forma biológialag aktív.
Özellikle ilçenin güneyindeki Çangal Ormanları biyolojik açıdan çok zengindir.A Bwindi Áthatolhatatlan Erdő biológiailag nagyon gazdag.
Nükleer, biyolojik ve kimyasal (NBC) koruma sistemi bulunur.Teljes körű atom-, biológiai és vegyi (ABV) védelemmel rendelkezett.
Paleoantropoloji, fiziksel ya da biyolojik paleontoloji olarak da tanımlanan bilim dalıdır.Paleontológia azaz őslénytan, ami sajátosan biológiai és geológiai tudomány egyszerre.
En kısa depolama ömrü biyolojik kısımdadır.A geokronológiai felosztásban a legrövidebb időegység.
Bir asır boyunca saklanmış olması biyolojik yaşını 12 olarak kalmasını sağlamıştır.16 éves korára elhatározta, hogy biológus lesz.
Camlar Şehri'nde ise Jace gerçekte biyolojik babasının Stephen Herondale olduğunu öğrenir.Lasikaupungissa Jace saa tietää, että hänen biologinen isänsä onkin oikeasti Stephen Herondale.
Peyton'ın biyolojik annesi Ellie Harp ortaya çıkar.Peyton tutustuu biologiseen äitiinsä, Ellie Harpiin.
Biz sadece onun elçileri, biyolojik katalizörleriyiz.Hän on molempien kokoonpanojen laulaja sekä pääasiallisia biisintekijöitä.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod