Normal biyolojik koşullarda bulunmaz.إلّا أنّها لا تغطّي الأسلحة البيولوجية.
DNA dizilemesi biyolojik araştırma ve keşifleri çok hızlandırmıştır.ظهور تسلسل الحمض النووي بشكل كبير أدى إلى تسارع البحوث البيولوجية والاكتشافات.
Bunun yanında biyolojik saate uyum sağlama çalışmaları şiddetli olabildiği gibi haftalarca sürebilir.يُمكِن لآثار تغيير التوقيت على التكيف الموسميّ لإيقاع الساعة البيولوجية أن تكون بالغة وأن تستمر لأسابيع عدَّة.
Ölçme işlemleri için kullanılan birçok çeşit biyolojik termometre bulunmaktadır.تستخدم العديد من أنواع الصباغ العضوية في مجال التحليل البيولوجي الحديث.
Bunlardan biri, biyolojik organizasyon temelinde bir kategorizasyondur.هذه النظرية هي واحدة من أسس علم الأحياء.
Çoğu kimyasal sentez yöntemi, biyolojik reaksiyonun tersi yönde, yani C-uçtan N-uca doğru ilerler.تبدأ معظم طرق التخليق الكيميائي من النهاية C نحو النهاية N وذلك عكس التفاعل اليولوجي الطبيعي.
Biyolojik tehlikeler: İnsan vücuduna zarar verebilir biyolojik ajanlardır.تمييز الوكلاء عن الكائنات: الوكلاء أكثر استقلالاً من الكائنات.
İyi iklim biyolojik çeşitliliği geliştirir.البقول تعزز التنوع البيولوجي.
Ağır metallerin metilasyonu biyolojik sistemler dışında da olur.A metilação de metais pesados pode também ocorrer fora dos sistemas biológicos.
Mekanik, kimyasal ve biyolojik engeller gibi bazı bariyerler canlıları enfeksiyonlardan korur.Existem várias barreiras mecânicas, químicas e biológicas que protegem os organismos de infecções.
Seksolog John Money, 1955'te biyolojik cins ile rol olarak cinsiyet arasındaki terminolojik ayrımı belirtti.O sexólogo John Money introduziu a distinção terminológica entre sexo biológico e gênero social em 1955.
Liv Tyler dokuz yaşındayken biyolojik babasının Steven Tyler olduğunu keşfetti.Liv só descobriu que Steven Tyler era seu pai aos 11 anos.
Şarkıcı, daha sonra çocuğun biyolojik babasının kendisi olmadığını öğrendi.Mais tarde é revelado que ele não é de fato pai biológico dos dois.
Olgunluğu sürecinde biyolojik babasına hiç rastlamamıştır.Ele nunca conheceu seu pai biológico.
Biyolojik olarak 19 yaşındadır.Fisicamente ele tem 19 anos.
Erkeklik hem sosyal tanımlı hem de biyolojik yaradılışlı etmenlerden oluşur.A feminilidade é constituída por ambos os fatores socialmente definidos e biologicamente-criados.
Nükleer, biyolojik ve kimyasal (NBC) koruma sistemi bulunur.Possui equipamento de proteção NBC (nuclear, biológica e química).
Olası biyolojik etkileşimlerin tümüne interaktom (interactome) adı verilir.O conjunto total e biologicamente possível destas interações é denominado interactoma.
Kirlilik ile birleşen doğal alanların bu şekildeki yıkımı, yerel biyolojik çeşitliliği tehdit etmektedir.A poluição e a erosão dos habitats naturais ameaçam destruir a biodiversidade da região.
Hücrelerin oluşumu ve görevleri hakkında bilgi edinmek, bütün biyolojik bilimlerin temelini oluşturur.Entender a estrutura e função das células é fundamental para todas as ciências biológicas.
"Biyolojik Toksinler". " GlabellarVibrações Mecânica. : Pearson
DNA böylede biyolojik bilgi taşımak için değil, yapısal bir malzeme olarak kullanılır.Neste caso, o ADN utiliza-se como um material estrutural, mais que como um portador de informação biológica.
Biyolojik anne ve babası Sandra ve Walter O'Connor'dır.Renée é filha de Walter e Sandra O’Connor.
Biyolojik hücreler, uygun koşullar altında, hücre bölünmesi ile çoğalırlar.Como exemplo, células biológicas, dado o ambiente adequado, reproduzem-se por divisão celular.
Çoğu biyolojik türde genomdaki dizilerin ancak ufak bir bölümü protein kodlar.Em muitas espécies, apenas uma pequena fracção da sequência total do genoma codifica uma proteína.
İklim değişikliği dünyada biyolojik değişikliklere yol açmaktadır.Uma perspectiva semelhante foi adoptada em relação a mudanças biológicas.
Geniş çayırlık ovalar, son derece biyolojik çeşitlilik barındıran savanlar.As encostas são abruptas, com enorme biodiversidade.
Irkındaki bu biyolojik özelliğe "rejenerasyon" denir.Este efeito de "bio-termostato" parece ser comum na natureza.
Hücre oluşumu ve görevinin anlaşılması, tüm biyolojik bilimler için hayati değer taşır.Compreender a composição e o funcionamento das células é essencial para todas as ciências biológicas.
Biyolojik terminolojide, aminoasit kategorisi genellikle prolini de içermektedir.Na terminologia de química orgânica, o grupo amina da prolina é uma amina secundária.
Biyolojik Terör- 2003.Psiquiatria, 2003.
Günümüzde depresyon konusunda psikolojik ve biyolojik modeller arasında bağlantı kurmaya çalışılmaktadır.Hoje em dia fala-se no elemento bio-psico-social.
Yapay yaşam olarak bilinen canlı biyolojik ajanların gerçeğini modellemeye çalıştı.Ela questionou-o sobre os seres vivos de plástico.
"Niğde'nin Biyolojik Çeşitliliği: Sürüngenler".Dia das mães especial.». purepeople.
Başlangıç malzemesi genelde bir biyolojik doku veya mikrobiyal kültürdür.Het beginmateriaal is hoofdzakelijk een weefsel of microbiologische cultuur.
Birçok biyolojik yapı likit kristal davranışı gösterir.Veel andere biologische structuren vertonen vloeibaar kristallijn gedrag.
Hücrelerin oluşumu ve görevleri hakkında bilgi edinmek, bütün biyolojik bilimlerin temelini oluşturur.Het begrijpen van de structuur en werking van cellen is essentieel voor alle biologische wetenschappen.
Uzun bir süre boyunca biyolojik babasını hiç tanımamıştır.Haar biologische vader heeft ze nog nooit ontmoet.
Neredeyse bütün biyolojik sistemler karmaşıktır.Biologische methoden zijn er nauwelijks.
Biyolojik: Henüz çok etkin bir biyolojik mücadele yöntemi uygulanmamaktadır.B: De Organisatie voor het Verbod op Biologische Wapens bestaat nog niet.
Şarkıcı, daha sonra çocuğun biyolojik babasının kendisi olmadığını öğrendi.De erkenner hoeft niet de biologische vader van het kind te zijn.
Ayrıca bu özelliğinden dolayı akvaryum filtrelerinde biyolojik filtre malzemesi olarak da kullanılır.Daarnaast is zoals in ieder aquarium een goed filter onontbeerlijk.
Irak'ın biyolojik ve kimyasal silahlar üretmesine yardımcı oldu.Het leger van Irak zette op grote schaal chemische en biologische wapens in.
Somatik hücre (diploid), bir organizmanın vücudu oluşturan herhangi biyolojik bir hücre.Crisis (biologie), een biologisch proces waarin cellen sterven.
"Niğde'nin Biyolojik Çeşitliliği: Sürüngenler".Hieruit komt een slechte digimon: Parrotmon.
Biyolojik virüsler ile bilgisayar virüslerinin birçok yönden benzeştikleri bilindiktir.Spywareprogramma's lijken in zekere zin op computervirussen.
Biyolojik bir deney yükü taşıyordu.Przenosił również eksperymenty biologiczne.
En kısa depolama ömrü biyolojik kısımdadır.Największy udział w procesach rozkładu ma rozkład biologiczny.
Uzun bir süre boyunca biyolojik babasını hiç tanımamıştır.Nigdy nie poznał swojego biologicznego ojca.
Park, biyolojik çeşitliliğiyle ünlenmiştir.Park cechuje się dużą różnorodnością biologiczną.
Bu proteinlerin biyolojik olaylarda önemli görevleri vardır.Białka odgrywają zasadniczą rolę we wszystkich procesach biologicznych.
Mekanik, biyolojik, organik ve sosyal sistemler bulunabilir.W podobny sposób wyjaśnia się zdarzenia ze świata fizycznego, biologicznego i społecznego.
Bakteriler ayrıca biyolojik haşare kontrolünde haşare ilaçlarının yerine kullanılabilirler.Bakterie mogą również zostać użyte do biologicznego zwalczania szkodników w miejsce pestycydów.
Ayrıca kimyasal ve biyolojik silah etkileri ile de donatılabilir.Do użytku wchodzą broń chemiczna i biologiczna.
Bu farklılık adaya benzersiz ve zengin bir ortam oluşturmuş, biyolojik açıdan çeşitliliğe yol açmıştır.Dzięki nieingerowaniu człowieka przyroda stworzyła bardzo zróżnicowane i bogate środowisko.
Biyolojik Terör- 2003.Psychologiczne, 2003.
Aynı zamanda daha büyük biyolojik çeşitlilik bulunmaktadır.Zawiera wyjątkową różnorodność biologiczną.
Memelilerle sürüngenler arasındaki çizdiğimiz çizgi için hiçbir biyolojik belirti yok.Nie ma biologicznego znaczenia, gdzie narysujemy linię pomiędzy gadami a ssakami.
Normal biyolojik koşullarda bulunmaz.Nie ma żadnego znaczenia biologicznego.
Mekong Deltası son zamanlarda bir "biyolojik hazine bölgesi" olarak nitelendirilmeye başlamıştır.Mekongdeltat har nyligen kallats en 'biologisk skattkammare'.