Ana içeriğe geç
Sözlük

biyoloji ile cümle

biyoloji kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Şu anda doğa çağındayız ya da biyoloji çağında... Ya da bilgi çağında --You hear that this is the era of environment -- or biology, or information technology ...
Aynı zamanda biyolojik olarak hareketliler, ki bunu bahar nezlesi olanlar bilirler.It's also very biologically active, as anyone with hay fever will understand.
Burada yüksek teknoloji ürünü aletler yok, sadece biyolojiyle açığa çıkarılan biyoloji var.There's no high-tech gizmos here, just biology revealed through biology.
Eğer biyolojik çeşitliliği kurtarma şansımızın olmasını istiyorsak, bu bölgeleri kurtarmalıyız.We have to save these places if we want a chance in hell of preserving biodiversity as we know it.
Sadece biyolojik bir makine miyim?Am I just a biological machine?
Baykuş kelebeğin gerçek biyolojisini bilmiyorum.I don't know the actual biology of the owl butterfly.
Bir hayal edin, biyolojik olarak parçalanabilir bir şablon yapabilirim.Just imagine, I can make a biologically-degradable template.
Zararın ne olduğunu kesinlikle açıklayacağım Somut biyolojik dönemlerdeki o an içindeAnd I'm going to explain exactly what damage is in concrete biological terms in a moment.
Tabi ki birisi biyolojik bir kanıt verebilir.Of course one can make a biological argument.
Gerçekten bu doğruysa, Biyolojik olarak dünyanın gençleştirilmesinde saklı olan şey var mıdır?If that is indeed true, biologically are there implications in the world of rejuvenation?
Biyoloji bilgimize yeni katacağın şey ne olacak?What new thing are you contributing to our knowledge of biology?
Sadece genetik ve moleküler biyolojiyle ilgili olanları değil, etimiz kemiğimizle ilgili olanları.Not just about its genetics and molecular biology, but up here in the meat end of the scale.
Belki de biyolojik bir cevap vardırMaybe these are the deaths that simple rehydration alone doesn't solve.
Gülmek tüm insanların en temel ortak biyolojik özelliklerinden biri.Smiling is one of the most basic, biologically uniform expressions of all humans.
Bunlar, "ağ geçidi türleri"; yani, diğer biyolojik çeşitliliğe kapıları açan öncü kuvvetler.These are gateway species, vanguard species that open the door for other biological communities.
Nasıl oluyor da vücudumuzda tüm bunları yapabilecek bir biyolojik mekanizmayı yaşatıyoruz?How do we actually have this biological mechanism inside our body to actually see this information?
Tümü biyolojinin prensiplerine dayanmaktadır.It's all grounded in the tenets of biology.
Psikoloji değil, biyoloji.Not psychology, biology.
Sizden istediğim şey ise biyolojik olarak harika bir dizayn oluşturmanız.What I want you to do is to create a biologically inspired design.
Bir takım fikirler hayatlarımızdaki biyolojik gerekliliklerin yerini aldı.One set of ideas or another have simply replaced our biological imperatives in our own lives.
Bu derin bir biyolojik etki.Now, this is a profound biological effect.
Bir taraftan, bu biyolojik bir etki, ve epey büyük.It is, on the one hand, a biological effect, and a very large one.
İlki "jeofoni" dir. Yani herhangi bir yaşam alanında meydana gelen biyolojik olmayan sesler.The first is the geophony, or the nonbiological sounds that occur in any given habitat,
Derim ki-- yalnızca kendine inanır ve biyolojik ölümüne.I say that-- believes only in himself and his biological death.
Paralel olarak, MIT'dekiler standart kayıtlı biyolojik uzuvlar inşa ediyorlarIn parallel, the folks at MlT have been building a standard registry of biological parts.
Biyolojinin Radio Shack'ı olarak görebilirsiniz (Ç.N: teknoloji-market)So think of it as a Radio Shack for biology.
Bu proje Ay'a çıkma projesine eşdeğer, zaman kısıtına sahip biyolojik bir proje olarak düşünülmeli.It should be thought of as a biological moonshot with a timetable.
Biyoloji bilmini insanlık için açıkça yararlı olacak hale dönüştürecektir.It will transform the science of biology in ways of obvious benefit to humanity.
Biyolojik bir çöl gibiydi.This was like a biological desert.
Prensipte bu ağaçları biyolojik güneş pillerine dönüştürüyorsunuz.In principle, you make those trees into biological photovoltaic cells.
Ve ben gerçekten de bunun bizim biyolojimizden ötürü olmadığını düşünüyorum.And I don't really think it's in our biology;
Bence biz, onu biyolojimize atfettik, ama aslında mesele orada değil.I think we've attributed it to our biology, but I don't really think it's there.
Çünkü biz onun biyolojide değil, kültürde yattığına inanıyoruz.Because we believe that it's not biology; it's culture.
Son yıllarda Biyoloji'ye daha bir merak sardım.My focus in recent years has kind of shifted more toward biology.
Şimdi size biyoloji kitabınızda görebileceğiniz bir diyagram göstereceğim. .Now I'm going to show you a diagram that you might see in your biology textbook.
Bunlara biyolojik beslenme ve teknik beslenme diyoruz.We call them biological nutrition and technical nutrition.
Teknik beslenme, biyolojik beslenmenin onda biri oranında olacaktır.Technical nutrition will be in an order of magnitude of biological nutrition.
İşte biyolojik besinler, ilk kumaşlar - çıkan su içecek kadar temiz.So the biological nutrients, the first fabrics -- the water coming out was clean enough to drink.
Ülke - biyolojik besinlerin evi.The country -- the home of biological.
Bu şeyler biyolojik olarak üretiliyor.This stuff is produced biologically.
Vibrio fischeri'nin bunu yapmasının sebebi biyolojiden geliyor.The reason that Vibrio fischeri is doing that comes from the biology.
Bu felsefi bir ifade değil, sadece bilim fizik, kimya, ve biyolojiye dayanan.This is not a philosophical statement, this is just science based in physics, chemistry and biology.
Fakat Mars'ta biyolojik canlılar da yaşıyor mu?But do biological creatures do well there as well?
"Yani biyoloji, genetik?" dedi."So biology, genetics?" she said.
Diğer bir deyişle, ırkın, biyolojik ya da bilimsel olarak bir tabanı yok."In other words, race has no basis in biological or scientific fact.
Doğanın temel kanunlarına hakarettir ve biyolojinin.It's an insult to the basic laws of nature and of biology.
Sentetik biyoloji ile oldukça düzgün şeyler yapabilirsiniz.Well, with synthetic biology you can do some pretty neat things.
Asıl olay bunun teknolojinin belirgin etkisi olması, tabi biyolojiyi anlarsanız.It's that this is the net effect in terms of what technology does, if you understand biology.
Doğalgaz da biyolojik bir ürün.Gas is also a biological product.
Kömür madenlerindeki biyolojik süreçler de aynı süreçler olabilir.It may turn out that biological processes in coalmines have the same process.
Aynen tarımda yaptığınız gibi kömürü biyolojik bir şekilde işleyecek şeyler bulmak olabilir.It may be to have stuff process that coal in a biological fashion as you did in agriculture.
Biyolojinin enerjiye giriş yaptığını düşünmeye başlayacağız.We're going to start thinking about biology entering energy.
İpek, tekrar toplanma sürecinde... bir biyolojik madde kozası gibi hareket eder.Silk, during its self-assembly process, acts like a cocoon for biological matter.
Halka yayınla. Lee Han'ın biyolojik kızı olduğunun kanıtı olarak.I want to reveal it as evidence you are the biological daughter of the Emperor's grandson Lee Han.
Aslından onu büyüten kişi olarak... ...biyolojik ailesinin kim olduğunu birçok kez merak etmişimdir.Actually, as I raised her, I was very curious who her birth parents were.
Organik, biyolojik yaşamda dört milyar yıl geçmiş durumda.There's been four billion years of organic, biological life.
Öyleyse bunu yapmadan önce, bir şekilde biyolojiyi yerli yerine koymak istiyorum.Before we do that, I want to kind of put biology in its place.
Ben biyoloji tarafından düpedüz büyüleniyorum.And I'm absolutely enthralled by biology.
Sentetik biyoloji ile uğraşmayı seviyorum.I love to do synthetic biology.
Biyolojinin altyapısı üzerinde yönlendirme yapmayı seviyorum.I love manipulating the infrastructure of biology.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod