bitkin ile cümle

bitkin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ondan sonra tamamen bitkindim.After that I was totally exhausted.
Ayrıca geçen yıl Alman doktorlar tarafından çok bitkin bir halde çarmıha gerildim.Also, last year I was crucified by the German doctors in a very drawn-out manner.
Bu dans ayrıca doğa ve bitkinin yeniden doğuşu ile bağlantılıdır.This dance is also connected with the rebirth of nature and vegetation.
Uzunca hastalık ve bitkinlik halinden sonra, 555 yılında ölmüştür.After a prolonged sickness and prostration, he died in 555.
Bacteriyel genler bitkinin içinde tutulabilir.Bacterial genes may be retained within the plant.
Bitkinin bütün parçaları merkezî sinir sistemini etkileyen zehirli terpen bileşikleri içerir.All parts of the plant contain poisonous terpenes that affect the central nervous system.
Oditoryum(salon) son derece soğuktu ve seyirciler programın uzunluğu yüzünden bitkin düştü.The auditorium was extremely cold and the audience was exhausted by the length of the programme.
Bu bitkinin tıbbi kullanımı aslında geniş ölçüde bilinememekte ve kullanılamamaktadır.The medicinal uses of this plant are not widely known or used.
Bitkinin yaprakları bazen balık çorbalarına tat vermek için de kullanılmaktadır.The leaves of the plant were also sometimes used to flavor fish soup.
Çoğu bağışıklık sistemi yanıtı, bitkinin tamamına yayılan sistemik kimyasal sinyaller gönderir.Most plant immune responses involve systemic chemical signals sent throughout a plant.
Herakleios, kendi imparatorluğunun da bitkin olduğunu bilerek sert şartlar uygulamadı.Heraclius did not impose harsh terms, knowing that his own empire was also near exhaustion.
Bitkin algoritma Baeza-Yates'in bir uygulamasıdır.The bitap algorithm is an application of Baeza–Yates' approach.
İkisi de öyle bitkindiler ki, bir ay boyunca dinlendiler.They were both extremely nervous, having been together for only a month.
Bu bitkinin kapsül tipi meyvelarından haşhaş adı verilen alkoloidler elde edilir.This name refers to the plant's three-chambered capsule fruit.
Buna alışkın olmayan Haçlı orduları sıcaktan bitkin hale geldiler.According to those who knew him, the war deeply depressed Dayan.
Dido gayet bitkindir ve Belinda onu teskin etmeye çalışmaktadır.Dido is distraught and Belinda comforts her.
Tümenin tüm askerleri, günler ve geceler boyu süren çatışmalardan dolayı bitkin durumdadır.All the men were exhausted from days and nights of continuous fighting.
Vücudum bitkin düştü ve aklımı kaçırmak üzereydim" dedi."My body was exhausted, and my mind was still going."
Bitkinin yaprakları yapışkanlıdır.The hips of the plant are edible.
2008 yılında, kalıtsal winemaker Evgeny Druzhinin bitkinin başı oldu.In 2008, Evgeny Druzhinin became the director of the factory.
Bu bitkinin ilginç ismi, aslında bir boğa boynuzuna benzeyen dikenlerinin şeklinden gelir.The name comes from the shape of the thorns which do indeed resemble the horns of a bull.
Hastalıklar bitkinin bütün bölümlerini etkileyebilir.The virus can infect the fruit at any stage of its maturity.
İlk sene, bitkinin rezervlerini depolaması ve büyüyebilmesi için bütün çiçekler toplanır.At this point, the plant should be ready to mature and flower on its own.
Jeju’ya giderlerken yolda aşırı derecede bitkin düşmüş olan Leydi Han ölür.On the way to Jeju, Lady Han dies from her injuries.
Allah, cansız bitkinin hareketlerini yarattığı gibi, insanın fiillerini de yaratır.In the end, the gods created a human made of a mixture of bird’s dung and ashes.
Konukçu bitkinin vejetasyon dönemine ve kurak geçen yıllara bağlı olarak 2-3 döl verebilir.This phase can last for one to three broods depending on the length of the season.
Artan zamanın etkisi onu yıl sonunda bitkin bırakmıştır.A storm at the end of the year dismasted her.
Bilinci tamamen yerinde ama kanama yüzünden bitkin düşüyor gibiydi.He seemed to be perfectly conscious, but was getting exhausted from the hemorrhage.
Bitkinin gerçek adı ve kökeni ile ilgili büyük bir kafa karışıklığı vardır.There has been a great deal of confusion over the plant's correct name and origin.
Tropiklerdeki yarasalar bir çok bitkinin temel tozlaştırıcısıdır.Bats in the tropics are major pollinators of many plants.
Biraz bitkin olacak, bu yüzden onu sadece biraz rahat bıraka- lım.She's gonna be a little groggy, so let's just give her some space.
Tutuklama, Aaron'ý bitkin düţürmüţtü.The arrest took its toll on Swartz.
Zaman içerisinde, sağılan inekler, bu şekilde bitkinlikten yere düşüyorlar.Eventually, milking cows, like this one, collapse from exhaustion.
(ULAŞIM VE BİTKİNLİK)(TRANSPORTATlON AND FATlGUE)
Sen motoru bitkin.You exhausted the engine.
Eğer bitkinin uç kısmına yakınlaşırssanız, meristem adında bir kısım olduğunu görürsünüz .If you zoom in on the tip of a plant, the growing part, there's this part called the meristem.
Burada bitkinin büyümesini sağlayan hormon var.There is the hormone that tells plant bits to grow.
Bu garip görünümlü bitkinin adı Llareta.This strange-looking plant is called the Llareta.
Pamuk yumuşaktır ama bitkinin dışı hep dikenle kaplıdır.Now, cotton is soft but the outside of the plant is just full of stickers.
Baba ! adamlar çok bitkin ! biraz dinlensek mi ?Dad ! guys are getting tired ! shall we rest a little?
Bitkinin ne kadar güçlü olduğunu görmek istiyorsan önce tomurcuğuna bakmalısın. Her şeyi gördün.If you want to, you need to gather information first.
Çünkü yorucu ve kendimizi bitkin hissederiz.Because it's tiring and we feel fatigue.
Bitkin düşmemelisin.You can't faint.
O tamamen bitkin düşmüş görünüyordu.He seemed completely overwrought.
Bitkin görünüyorsun.You look pale.
Bu yüzden yorgun düştüler, karanlık çöktü ve yağmur yağdı; bitkin ve tükenmişlerdi.So they get tired, has come dark and rain; they get weary and tired.
Karanlık çökmüştü ve yağmur yağıyordu, seni bitkin ve tükenmiş yapacak.It was come dark and rain, will make you weary and tired.
Epuise -- yorgun, bitkin, bezgin.Epuisé -- tired, exhausted, fed up.
Çünkü bitkinin kökleri çok etkili değildir.Because the roots of the plant are not very effective.
Neden böyle yüzüyorsun?Gerçekten bitkin olmalısınWhy are you swimming so hard? You'll become exhausted and faint.
Bir gün Yakup çorba pişirirken Esav avdan geldi. Aç ve bitkindi.Jacob boiled stew. Esau came in from the field, and he was famished.
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.They are gaunt from lack and famine. They gnaw the dry ground, in the gloom of waste and desolation.
Lütfet bana, ya RAB, bitkinim; Şifa ver bana, ya RAB, kemiklerim sızlıyor,Have mercy on me, Yahweh, for I am faint. Yahweh, heal me, for my bones are troubled.
Yorgun cana kana kana içirecek, bitkin canı doyuracağım.››For I have satiated the weary soul, and every sorrowful soul have I replenished.
Göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) umudu keserek hor ve bitkin bir halde sana döner.Your gaze turns back dazed and tired.
"Allah'a yemin ederiz ki, Yusuf'u anıp durman seni bitkin düşürecek veya helak olacaksın" dediler."By God," said they, "you will never stop thinking of Joseph till you are consumed or perish."
Zor işler altında bitkin düşmüştür.Labouring, wearied out,
Ve gök yarılır, o gün bitkin bir hale gelir.The sky will cleave asunder on that day and fall to pieces.
Umudunu kesmiş olarak döner sana göz. Utanmış, bitkin düşmüştür o.Your gaze turns back dazed and tired.
Göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) âciz ve bitkin halde sana dönecektir.Your gaze turns back dazed and tired.

İlgili Sayfalar