bitkiler ile cümle
bitkiler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Sadece diğer bitkilerden bir demet değildir.It's not just a whole lot of other plants.
En son videoda, bazı bitkilerin bu sorunu taşımayacak şekilde evrildiklerini gördük.And so in the last video, we saw that some plants have evolved a way to get around this.
Bazı bitkilerin biraz daha farklı bir sorunu var.Now some plants have a slightly different problem.
Ve bu ne bitkilerin ne olduğunu hayal edebilirsiniz.And you can imagine what plants these are.
Bunlar çöldeki bitkiler.These are plants that are in the desert.
Yani CAM bitkilerinde, CAM bitkileri olarak adlandırılıyorlar açılımını şimdi söyleyeyim.So in CAM plants-- and these are called CAM plants because, I could tell you what it stands for.
Bu öncelikle krassulasean bitkilerinde gözlendiği için bu ad verilmiş. .And that's because it was first observed in that species of plants, the crassulacean plant.
Bunu CAM fotosentezi ya da CAM bitkileri olarak adlandırabilirsiniz. .But these are just called, you could call it CAM photosynthesis or CAM plants.
Bunlar aslında C-4 bitkilerinin bir alt kümesi.They're essentially a subset of C-4 plants.
Bu da C-4 bitkilerinin yaptığı gibi fikse eder.It fixes it the exact same way that the C-4 plants do.
Ve bu tam olarak CAM bitkilerinin yapacakları şey.And that's exactly what these CAM plants are going to do.
Gerçek kara bitkileri ortaya çıktı, başta yapraksız olarak.True land plants arose, leafless at first.
Kuşlar çiçek açan bitkilerin ortaya çıkışlarını izledi.Birds witnessed the emergence of flowering plants.
Bitkiler büyümeye ve çeşitlenmeye başladı, ağaçlara dönüştüler.Plants began to diversify and grew, turning into trees.
Eş zamanlı evrim, böcekleri, kuşları ve bitkileri birlikte geliştirdi.Co-evolution entwined insects and birds and plants forever.
Bu bitkiler tüm dünyada 28 bin türün üzerinde bir çeşitlilik gösterir.These plants occur in great diversity, over 28,000 species around the world.
Dev kraterleri deniz seviyesinden bir mil yüksekliktedir ve üzeri bitkilerle kaplıdırIt's giant calderas still tower more than a mile above sea level and are draped in vegetation
Yaşlanan bu adayı şu anda içleri hayat dolu olan toprak ve bitkiler örtmektePlants and soils now cover this aging island teeming with life
Bu Exploratorium'daki bu adamlar ev bitkilerini davul gibi çalıyorlar.And these guys at the exploratorium are playing house plants as if they were drums.
Fakat, aslında buralar çayır kuşları ve bitkiler için çayırlık doğal ortamlar.But, in fact, they're grassland habitats for grassland birds and plants.
Fakat bazen, bitkiler veya hayvanlar gibi karbon temelli organizmalar toprakta sıkışır.But sometimes, carbon based organisms like plants or animals get stuck in the earth.
Fakat bitkiler tam tersini yapar.But plants do the opposite.
Bu bitkiler, bir kac yuz milyon yasinda.These plants, several hundred million years old.
İturi ormanına gittiğimde orman bazı hayvanlar ve bitkilerle koruma bölgesi olarak ayrılmıştıThat time the Ituri Forest was created as a forest reserve with some animals and also plants.
Bitkileri kesip,kurutuyor, paketliyor ve onları dosyalıyordukWe cut, we dry and we packed them, we mounted them on a folder.
Vahşi yaşamı koruma topluluğu da daha çok bitkilerle ilgileniyorduWildlife Conservation Society more dealing with plants.
Bulgular açıkça gösteriyor ki bitkiler sağlığı geliştiriyor.The evidence is very clear that plants promote health.
Aslında bitkiler yaşamak için bunu yapıyor.That's what plants actually do for a living.
Sentetik birşey kullanmak istemem. sadece bitkileri -- sadece bitkileri ve otları göster bana.So heart is filtered out, so I can see if I'm curious about that.
İnsanları, anatomiyi, bitkileri, hayvanları, manzaraları, binaları, suyu, her şeyi çizmişti.He drew people, anatomy, plants, animals, landscapes, buildings, water, everything.
Avrupa iklimlerinde, enerji üretilen bitkiler metrekare başına yarım vat enerji veriyor.Energy crops deliver half a watt per square meter in European climates.
Yeşil çatılar, toprak ve canlı bitkilerle kaplı.Green roofs are soil and living plants.
Bitkiler CO2'den uzun nişasta ve glikoz zincirleri yapmakla meşguller."Plants are busy making long chains of starches and glucose, right, out of CO2.
Geceleri ağaçtan iniyorlar ve kahve bitkilerini yiyorlar.It's a cat that lives in trees, and at night it comes down and it prowls the coffee plantations.
Bu bize, ya da en azından bitkilere, genetik çeşitlilik sağlıyor.This gives us genetic diversity, or at least it gives the plants genetic diversity.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.My story is actually not about plant propagation, but about pollen itself.
Ve bu problem ise: Bitkilerin nerede olduğudur.And this problem is: where are the plants?
Bitkiler yaşayan canlılar değildir. İşte mesele bu.Plants are not living creatures -- this is the point.
Evet bu -- bitkilerin küçümsenmesi herzaman görülen bir durumdur.Well, but this is something -- this underestimation of plants is something that is always with us.
Fakat hayvanlar hakkında konuştuğunda, bitkilerin varolduğuna dair gerçekleri görmezden geliyor.When he speaks about animals, [he] tends to remove the fact that plants exist.
Bitkiler sadece bir tür çok düşük-düzeyli ruha sahiptir.They have just a kind of very low-level soul.
Tamam, bitkilerin bazı hareketleri gayet iyi bilinir.Okay, some of the movements of the plants are very well-known.
Ayrıca bitkiler oynayabilirler(eğlenebilirler) . Gerçekten oynuyorlar.They are also able to play -- they are really playing.
Fakat bitkiler uyuyadabilirler.But they are also able to sleep.
Bitkilerde, böceklerde ve hayvanlarda aynen korunmuştur.It's the same in plants, in insects and in animals.
Hatta bitkiler iletişim bile kurabilirler.Plants are even able to communicate -- they are extraordinary communicators.
Onlar olağanüstü bir biçimde, diğer bitkilerle iletişim kurarlar.They communicate with other plants.
Başlığı "Bitkilerde Hareket Gücü."The title is "The Power of Movement in Plants."
Böylelikle köklerin %90 ını sökseniz bile bitkiler çalışmaya devam ederlerl.So you can remove 90 percent of the root apparatus and the plants [continue] to work.
Bitkilerden ilham alınmış robotlar üretebildiğimizi bir hayaledin.Let's imagine that we can build robots and robots that are inspired by plants.
Bitkilerle çalışmak hayvanlarla çalışmaktan çok daha kolaydır.It's much more easy to work with plants than with animals.
Bitkiler, otlar, taşlar, gerçek nitelikleri: yeryüzünde canlı erdirmez aşağılık boşaIn plants, herbs, stones, and their true qualities: For naught so vile that on the earth doth live
Çünkü fotosentezi temel olarak bitkilerin yaptığı bir aktivite olarak alırız.Because that's what we tend to associate it with.
O zamanlar dünyadaki en uzun bitkiler 60 cm'den daha kısaydılar.The tallest plants on Earth at that time were less than two feet.
Bitkilerin bilgiyi iletme biçimi polenler aracılığıyla olur.Now the way that plants transmit that information is through pollen.
Ve çiçek açan bitkiler olduğu gibi bir çok farklı türde polen var.And there is as many different kinds of pollen as there are flowering plants.
Yani, açıkça, böcekler ve bitkiler arasındaki ilişkinin farkındayız.So we're aware, obviously, of the relationship between insects and plants.
Bitkiler iyileştirecekse beni,Why take drugs
Bir, lütfen kamu yapılarının çevresine dikenli bitkiler koymaktan vazgeçin.I mean, just to list a few. One, please stop putting prickly plants around public buildings.
Onların tek işi selülozu şeker ve bitkilerdeki ortak bir bileşiğe yıkmak.Their one job is to break down cellulose, a common compound in vegetables, into sugars.