birlikte ile cümle
birlikte kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Tom karısı Mary ile birlikte Boston'dan çok uzakta olmayan bir çiftlikte yaşıyor.Tom lives on a farm with his wife, Mary, not too far from Boston.
Tom, Mary'nin niçin Tom'la birlikte pikniğe gitmemeye karar verdiğini biliyor.Tom knows why Mary decided not to go on the picnic with him.
Tom Mary'nin birlikte geldiği adamı tanır.Tom knows the man Mary came with.
Tom mutfakta Mary ile birlikte akşam yemeği pişiriyor.Tom is in the kitchen with Mary cooking dinner.
Tom Mary ile birlikte olduğunda en mutludur.Tom is happiest when he is with Mary.
Tom bütün öğleden sonra Mary ile birlikte bir barda takıldı.Tom hung out in a bar with Mary all afternoon.
Tom asla Mary ile birlikte gitar çalmadı.Tom has never played guitar with Mary.
Tom Mary'nin yarın onunla birlikte gidip gitmeyeceğini bilmiyor.Tom doesn't know if Mary will go with him tomorrow or not.
Tom, en sevdiği şarkıyı söylemeye başladı ve Mary onunla birlikte söylemeye başladı.Tom began to sing his favorite song and Mary harmonized with him.
Tom Mary'yi onunla birlikte kiliseye gitmek için ikna etmeye çalıştı.Tom attempted to persuade Mary to go to church with him.
Tom ve Mary birlikte balık tutmaya gitti.Tom and Mary went fishing together.
Tom ve Mary cadde boyunca birlikte yürüdü.Tom and Mary walked up the street together.
Tom ve Mary genellikle cuma günü birlikte çalışırlar.Tom and Mary often work together on Friday.
Tom ve Mary ile birlikte güzel bir zaman geçirdiler.Tom and Mary had a nice time together.
Tom ve Mary birlikte iyi vakit geçirdiler.Tom and Mary had a good time together.
Tom ve Mary birlikte müzik çalmayı seviyorlar.Tom and Mary enjoy playing music together.
Tom ve Mary her yıl birlikte Noel'i kutlarlar.Tom and Mary celebrate Christmas together every year.
Tom ve Mary çok tartışırlar ama yine de birlikte oldukça iyi geçinirler.Tom and Mary argue a lot, but they still get along quite well together.
Tom ve Mary her zaman birlikte harika bir zaman geçiriyor gibi görünüyorlar.Tom and Mary always seem to have a wonderful time together.
Tom ve Mary birlikte yürüyüşe gitselerdi, kötü bir şey olacağını biliyordum.I knew something bad would happen if Tom and Mary went hiking together.
İş bir sürü sosyal yardımlarla birlikte gelir.The job comes with a lot of fringe benefits.
Ocak ayında onunla birlikteydim.I was with him in January.
Benimle birlikte pikniğe gitmek istiyor musunuz?Do you want to go on a picnic with me?
Tom ve kuzeni birlikte işe gitti.Tom and his cousin went into business together.
Birlikte bir konsere gidelim.Let's go to a concert together.
Benimle birlikte konsere gitmeyecek misin?Won't you go to the concert with me?
Tom ebeveynleriyle birlikte Boston'da yaşıyor.Tom lives in Boston with his parents.
Tom ve Mary birlikte zaman geçirirken birbirlerini daha iyi tanımaya başladılar.As Tom and Mary spent time together, they began to get to know each other better.
Mary John'un birlikte yaşadığı otobüs şoförüne bitişikte mi yaşıyor?Does Mary live next door to the bus driver that John worked with?
Onunla birlikte gördüğüm insanların kim olduklarını merak ediyorum.I wonder who the people I saw her with were.
Tom Mary ve John'u birlikte yalnız bıraktı.Tom left Mary and John alone together.
Önemli olan tek şey, hepimizin birlikte olmasıdır.The only thing that matters is that we are all together.
Biz onun evine gidiyoruz. Birlikte gelmek ister misin?We are going to his house. Want to come with?
Benim seninle birlikte gitmemi istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want me to go with you?
Tom ailesiyle birlikte alışverişe çıktı.Tom went shopping with his family.
Tom Mary ile birlikte olmak istedi.Tom wanted to be with Mary.
Tom en son ne zaman Mary ile birlikte şarap içtiğini hatırlamaya çalıştı.Tom tried to remember the last time he had drunk wine with Mary.
Tom bana yarın yağmur yağmasa Mary ile birlikte bisiklet sürmeye gideceğini söyledi.Tom told me that if it didn't rain tomorrow he'd go cycling with Mary.
Tom Mary'nin hâlâ ebeveynleriyle birlikte yaşadığını sandığını söyledi.Tom said that he thought Mary was still living with her parents.
Tom, Mary ve John'un artık birlikte olmadıklarını biliyor.Tom knows Mary and John are no longer together.
Tom'la birlikte çalışması çok kolaydır.Tom is very easy to work with.
Tom muhtemelen şu anda Mary ile birlikte.Tom is probably with Mary right now.
Tom ailesiyle birlikte yaşıyor.Tom is living with his parents.
Tom Mary ile birlikte iken mutlu.Tom is happy when he is with Mary.
Tom, en azından düzinelerce Mary ile birlikte bu parkta bulundu.Tom has been to this park with Mary at least a dozen times.
Tom Mary'nin onunla birlikte akşam yemeği yemeği düşünebileceğini ummuştu.Tom had hoped that Mary might consider having dinner with him.
Tom, Mary'nin John'la birlikte çıkması fikrini sevmedi.Tom didn't like the idea of Mary going out with John.
Tom şu anda amcasıyla birlikte yaşıyor.Tom currently lives with his uncle.
Tom ve Mary birlikte çalışıyorlardı.Tom and Mary were working together.
Tom ve Mary sık sık birlikte görüldü.Tom and Mary were often seen together.
Tom ve Mary ormanda birlikte yürümeyi severler.Tom and Mary like walking together in the woods.
Tom ve Mary birlikte çalışmak zorundalar.Tom and Mary have to work together.
Tom ve Mary birkaç kez birlikte yüzmeye gittiler.Tom and Mary have gone swimming together a number of times.
Tom ve Mary hayvanat bahçesinde birlikte keyifli bir gün geçirdi.Tom and Mary had an enjoyable day together at the zoo.
Tom ve Mary birlikte harika bir zaman geçirdiler.Tom and Mary had a wonderful time together.
Tom'un mutlu göründüğü tek zaman Mary ile birlikte olduğundadır.The only time Tom seems to be happy is when he's with Mary.
Doktor Tom'a acıyla birlikte yaşamayı öğrenmek zorunda kalacağını söyledi.The doctor told Tom he'd just have to learn to live with the pain.
Tom'un bildiği kadarıyla, Mary John'la birlikte Boston'da olabilirdi.For all Tom knew, Mary might be in Boston with John.
Birlikte bir seyahata gitmek ister misiniz?Would you like to go on a trip together?
Onların köpekleriyle birlikte orada olduğunu biliyorsun.They're over there, you know, with their dog.