Son üç yıldır birlikte yaşıyoruz.We've been living together for the last three years.
Tom ve ben birlikte birçok kez poker oynadık.Tom and I have played poker together many times.
Başkan Tom Jackson ayrılıkçı bölgeye askeri birlikler gönderdi.President Tom Jackson sent troops to the breakaway area.
Düşman birlikleri bize yaklaşıyor.The enemy troops are closing in on us.
Dan, Matt ve Linda'yı birlikte uyurlarken gördü.Dan saw Matt and Linda sleeping together.
Dan, Linda'yı sevgilisiyle birlikte yatakta buldu.Dan found Linda in bed with her lover.
Dan iki adamla birlikte bardan ayrıldı.Dan left the bar with two men.
Tom ve Mary birlikte yaşamıyorlar.Tom and Mary don't live together.
Birlikte İngilizce öğreneceğim birini arıyorum.I'm looking for someone with whom to learn English.
Dan Linda adında bir kızla birlikte yaşıyor.Dan had been having an affair with a girl named Linda.
Dan'in cesedi elli tane bıçak yarasıyla birlikte bir kuyu içinde bulundu.Dan's body was found in a well with fifty stab wounds.
Benimle birlikte sinemaya gelmek ister misin?Would you come to the cinema with me?
Dan Linda'yı onunla birlikte Londra'ya dönmesi için ikna etti.Dan persuaded Linda to return with him to London.
Dan Linda'yı onunla birlikte Britanya'yı terk etmesi için ikna etti.Dan persuaded Linda to leave Britain with him.
Dan diğer öğrencilerle birlikte bir partiye katıldı.Dan attended a party with other students.
Linda hem Dan'la hem de Matt'la birlikte uyudu.Linda slept with both Dan and Matt.
Birlikte yüzmeye gitmemiz gerekiyordu.We were supposed to go swimming together.
Ebeveynlerin seninle birlikte mi?Are your parents with you?
Ebeveynlerinle birlikte yaşamayı sevmiyorsun, değil mi?You don't like living with your parents, do you?
Kiminle birlikte akşam yemeğine gidiyorsun?Who are you going to dinner with?
Birlikte dans ettiğini gördüğüm o kız kimdi?Who was that girl I saw you dancing with?
Biz birlikte eğlendik, değil mi?We did have fun together, didn't we?
Jacksonlar bizimle birlikte gidiyor.The Jacksons are going with us.
Tom'la birlikte oturmak zorunda değilsin.You don't have to sit with Tom.
Tom'la birlikte genç bir kadın var.There's a young woman with Tom.
Sen ve Tom ne kadar süredir birlikte çalışıyorsunuz?How long have you and Tom been working together?
Belki birlikte çalışabiliriz.Maybe we could work together.
Belki birlikte biraz zaman geçirebiliriz.Maybe we could spend some time together.
Tom ve ben birlikte liseye gittik.Tom and I went to high school together.
Birlikte partiye gittiniz mi?Did you go to the party together?
Tom ve Mary birlikte yürüyerek eve geri döndüler.Tom and Mary walked back home together.
Siz ikiniz birlikte golf oynadınız mı?Did you two play golf together?
Sen ve Tom birlikte ne yapıyorsunuz?What do you and Tom do together?
Tom ve Mary birlikte Boston'u ziyaret etmeyi planlıyorlar.Tom and Mary are planning to visit Boston together.
Amonyak ve çamaşır suyunu birlikte karıştırma.Don't mix ammonia and bleach together.
Birlikte dönmek güzel.It's nice to be back together.
Ofisin yanındaki bir restoranda Tom'la birlikte öğle yemeği yedim.I had lunch with Tom at a restaurant near the office.
Tom yaklaşık üç saat önce Mary ile birlikte gitti.Tom left about three hours ago with Mary.
Tom ve Mary cuma akşamı birlikte bir sinemaya gitmeyi planlıyor.Tom and Mary are planning on going to a movie together on Friday evening.
Tom ve Mary her öğleden sonra birlikte tenis oynar.Tom and Mary play tennis together every afternoon.
Dan ve Linda yazı birlikte geçirdiler.Dan and Linda spent the summer together.
Birlikte biraz zaman geçirdiler ve sonunda birbirlerine aşık oldular.They spent some time together and eventually fell in love with each other.
Dan ve Linda birlikte mükemmel görünüyordu.Dan and Linda seemed perfect together.
Ben ailemle birlikte pazar günün keyfini çıkarıyor olmam gerekir.I should be enjoying Sunday with my family.
Tom Mary'nin kendisiyle birlikte olmasını diledi.Tom wished Mary was with him.
Bu öğleden sonra kimle birlikte olduğunu bilmek istiyorum.I want to know who you were with this afternoon.
Tom, bizimle birlikte Boston'a gelmek istiyorTom wants to come to Boston with us.
Tom bizimle birlikte Boston'a gelmek istiyor.Tom wants to come with us to Boston.
Tom bizimle birlikte Boston'a gelmiyor.Tom didn't come with us to Boston.
Tom benimle birlikte Boston'a gelemez.Tom can't come with me to Boston.
Tom'un Mary'nin onunla birlikte Boston'a gitmesini isteyeceğini düşündüm.I thought Tom would ask Mary to go to Boston with him.
Tom'un Mary'nin kendisiyle birlikte Boston'a gitmesini isteyeceğini düşündüm.I thought Tom would ask Mary to go with him to Boston.
Gerçekten Tom'la birlikte Boston'a gitmek istemiyorum.I really don't want to go to Boston with Tom.
Tom'la birlikte Boston'a gitmeni istiyorum.I want you to go to Boston with Tom.
Tom geçen hafta Mary ile birlikte Boston'da olabilir.Tom may have been in Boston with Mary last week.
Tom üniversitede John'la birlikte kaldı.Tom roomed with John in college.
Kim benimle birlikte gelmek ister?Who wants to come with me?
Hemen hemen her şeyi birlikte yaparız.We do almost everything together.
Mary benim en iyi arkadaşım. Neredeyse her şeyi birlikte yaparız.Mary is my best friend. We do almost everything together.
"Mary bana onların birlikte uyuduğunu söyledi." "Gerçekten mi?""Mary told me that they slept together." "Really?"