Ana içeriğe geç
Sözlük

birlik ile cümle

birlik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O çocuk ebeveynleri ile birlikte gitmek için ısrar etti.That child insisted on going there with his parents.
Birlik, düşmanın saldırılarına karşı cesurca direndi.The force held out bravely against their enemy's attacks.
Aile, akşam yemeğini birlikte yedi.The family ate dinner together.
Sayfiye evi bana onunla birlikte geçirdiğim mutlu günleri hatırlattı.The cottage reminded me of the happy times I had spent with her.
Ve birlikte konuşarak saatler geçirmiştik.And we had spent hours talking together.
Yakında birlikte olacağız.I'll be along soon.
Evet, bir dakika içerisinde seninle birlikte olacak.Yes, she'll be with you in a minute.
Kız kardeşim yakında bizimle birlikte olacak.Our sister will be with us soon.
Bir saniye içinde sizinle birlikte olacağım.I'll be with you in a second.
John, Jack'le birlikte oturuyor.John sits by Jack.
Joe dün akşam sizinle birlikte miydi?Was Joe with you yesterday evening?
Ben her zaman Shirley ve Alan'ın birlikte olacaklarını düşündüm.I always thought that Shirley and Alan would get together.
Bununla birlikte, 5,000,000 Yen'lik fiyatın çok yüksek olduğuna karar verdik.We concluded, however that the price of 5,000,000 yen was too high.
Edgar Degas'la tanışalım ve onunla birlikte onun resimlerine bakalım.Let's meet Edgar Degas and look at his pictures with him.
Lütfen karınla birlikte gel.Please come over with your wife.
Aileni birlikte getirdin mi?Did you bring your family with you?
Birlikte akşam yemeği yemeğe ne dersin?How about having dinner together?
Bizime birlikte çay içmez misin?Won't you have tea with us?
Benimle birlikte biraz çay almaz mısın?Won't you have some tea with me?
Lütfen bu hediyeleri birlikte sarın.Please wrap these gifts up together.
O, başlangıçta Tanrı’yla birlikteydi.He was with God in the beginning.
Bu artış ile birlikte, dünyanın ekonomik organizasyonda bir değişiklik oldu.Along with this increase, there has been a change in the world's economic organization.
Geçen Pazar, Mary ve ben birlikte kütüphaneye gittik.Last Sunday, Mary and I went to the library together.
Neden bu ceketi üzerinde denemiyorsun? Pantolonunla birlikte güzel görünüyor.Why don't you try this jacket on? It looks nice with your trousers.
Bu işi bitirir bitirmez seninle birlikte olacağım.I'll be with you as soon as I finish this job.
Lütfen bu sorunu bankanızla birlikte gözden geçirir misiniz?Would you please check this matter with your bank?
Bu kravat ve o ceket birlikte iyi gider.This tie and that jacket go well together.
Bu şampuan güzel bir saç fırçası ile birlikte gelir.This shampoo comes with a nice hair brush.
Gel ve benimle birlikte çay iç.Come and have tea with me.
Çocuklarını seninle birlikte getir.Bring your children with you.
Bu hafta amcam bizimle birlikte kalıyor.My uncle is staying with us this week.
Niçin birlikte öğle yemeği yemiyoruz?Why don't we have lunch together?
Dün birlikte patenle kaymışız gibi görünüyor.It seems like yesterday that we skated together.
Ann'in birlikte oynayacak arkadaşları yoktu.Ann had no friends to play with.
Ann ve Zachary birlikte kaçmış gibi görünüyor.It seems Ann and Zachary ran off together.
Ben sık sık onlarla birlikte balık tutmaya giderim.I often go fishing with them.
Bizimle birlikte gelmeliydin.You should have come with us.
Biriyle birlikte miydin?Were you with anyone?
Bizimle birlikte ayrılmayı reddediyor musunuz?Do you refuse to leave with us?
Benimle birlikte gel bari.You may as well come with me.
Varsay ki baban bizi birlikte gördü ne dersin?Suppose your father saw us together, what would he say?
Seninle birlikteyim.I identify with you.
Seninle birlikte olmak beni mutlu ediyor.Being with you makes me feel happy.
Onunla birlikte huzursuz hissediyorum.I feel ill at ease with her.
Üç yirmilik, altı beşlik ve gerisini birlik istiyorum.I'd like three twenties, six fives, and the rest in ones.
Hafif soğuk ailemle birlikte Ibusuki'ye gidişimi engelledi.A slight cold prevented me from going to Ibusuki with my family.
Bir tilki birlikte geldi.A fox came along.
Onlar çok tartışır ama genelde birlikte oldukça iyi geçinirler.They argue a lot, but for the most part they get along quite well together.
Birlikte geçirdiğimiz lise günlerini özlüyorum.I miss the high school days we spent together.
Şimdi, birlikte çalışmamız gereken zamandır.Now is the time when we must work together.
Bu gece birlikte olalım.Let's get together tonight.
Dün beyzbol sopası, toplarla birlikte çalındı.The bat was stolen yesterday, along with the balls.
Dün keşke diğerleri ile birlikte oyuna gitseydim.I wish I had gone with the others to the game yesterday.
Sanayileşme çoğu kez kirlilikle birlikte gider.Industrialization often goes hand in hand with pollution.
Üzgünüm seninle birlikte gidemem.I'm sorry I cannot go with you.
Çalışmayı bitirdikten sonra, birlikte konuşmanın tadını çıkardık.After we finished working, we enjoyed talking together.
Çocuklarıyla birlikte o, ülkeyi terk etti.Along with his children he fled the country.
Birlik komutanı ordusunu düşman topraklarına götürdü.The commanding officer led his army into enemy territory.
Seninle birlikte gitmem neredeyse imkansız.It is next to impossible for me to go with you.
Birlikte büyüdüğüm arkadaşlardan üçte biri öldü.One third of the friends I grew up with are dead.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod