Masalar: Orman birliğinden.こちらはノルウェー森林委員会の認可済みです。
Muhalefeti yönetmek fikir birliğine varmamanın, ihtilafın ve farklılığın değerini fark etmekle ilgili.Att förvalta oliktänkande handlar om att förstå värdet av oenighet, motsättningar och olikheter.
Muhalefeti yönetmek fikir birliğine varmamanın, ihtilafın ve farklılığın değerini fark etmekle ilgili.Gérer le dissentiment, c'est reconnaître la valeur du désaccord, de la discorde et de la différence.
Muhalefeti yönetmek fikir birliğine varmamanın, ihtilafın ve farklılığın değerini fark etmekle ilgili.Gerir a dissidência tem a ver com reconhecer o valor do desacordo, discórdia e diferença.
Muhalefeti yönetmek fikir birliğine varmamanın, ihtilafın ve farklılığın değerini fark etmekle ilgili.Gestire il dissenso significa riconoscere il valore del disaccordo, della dissonanza e della differenza.
Muhalefeti yönetmek fikir birliğine varmamanın, ihtilafın ve farklılığın değerini fark etmekle ilgili.Kierowanie różnicą zdań polega na uznawaniu wartości niezgody, dysonansu i odmienności.
Muhalefeti yönetmek fikir birliğine varmamanın, ihtilafın ve farklılığın değerini fark etmekle ilgili.반대권을 행사한다는 것은 불일치와 부조화 그리고 다름의 가치를
Muhalefeti yönetmek fikir birliğine varmamanın, ihtilafın ve farklılığın değerini fark etmekle ilgili.La gestión del disenso es reconocer el valor del desacuerdo, de la discordia, y la diferencia.
Muhalefeti yönetmek fikir birliğine varmamanın, ihtilafın ve farklılığın değerini fark etmekle ilgili.Mengatur perbedaan pendapat adalah tentang mengenali nilai dari ketidaksetujuan, pertentangan, dan perbedaan.
Muhalefeti yönetmek fikir birliğine varmamanın, ihtilafın ve farklılığın değerini fark etmekle ilgili.Moderarea dezacordului înseamnă să recunoşti valoarea dezacordului, a discordiei şi a diferenţei.
Muhalefeti yönetmek fikir birliğine varmamanın, ihtilafın ve farklılığın değerini fark etmekle ilgili.Quản lý chính kiến là nhận ra các giá trị của sự phản đối, không đồng ý và sự khác biệt.
Muhalefeti yönetmek fikir birliğine varmamanın, ihtilafın ve farklılığın değerini fark etmekle ilgili.Riadenie nesúhlasu znamená rozpoznať hodnotu nezhody, nesúladu a odlišnosti.
Muhalefeti yönetmek fikir birliğine varmamanın, ihtilafın ve farklılığın değerini fark etmekle ilgili.Řízení opozice znamená rozpoznat hodnotu nesouhlasu, odporu a odlišnosti.
Muhalefeti yönetmek fikir birliğine varmamanın, ihtilafın ve farklılığın değerini fark etmekle ilgili.Керувати розбіжністю- означає усвідомлювати цінність незгоди, дисонансу та різниці.
Muhalefeti yönetmek fikir birliğine varmamanın, ihtilafın ve farklılığın değerini fark etmekle ilgili.Управляването на несъгласието е да можете да оцените различията, несъгласуваността, и разединението.
Muhalefeti yönetmek fikir birliğine varmamanın, ihtilafın ve farklılığın değerini fark etmekle ilgili.Управлять противоречиями - значит признавать ценность разногласий и различий.
Muhalefeti yönetmek fikir birliğine varmamanın, ihtilafın ve farklılığın değerini fark etmekle ilgili.בניהול התנגדות מדובר על הכרה בערך של אי-הסכמה, של חוסר הרמוניה
Muhalefeti yönetmek fikir birliğine varmamanın, ihtilafın ve farklılığın değerini fark etmekle ilgili.إدارة المعارضة تتعلق بإدراك قيمة الرفض، الخلاف
Muhalefeti yönetmek fikir birliğine varmamanın, ihtilafın ve farklılığın değerini fark etmekle ilgili.ということは不一致、不和、 差異の価値を認識 することです
Niçin Fransız topçu birliğinin özelliklerini bu kadar düşürdünüz?Dlaczego aż tak osłabiliście francuską artylerię?
Niçin Fransız topçu birliğinin özelliklerini bu kadar düşürdünüz?Pourquoi avoir limité aussi considérablement l'artillerie française ?
Niçin Fransız topçu birliğinin özelliklerini bu kadar düşürdünüz?Proč jste tak výrazně oslabili francouzské dělostřelectvo?
Niçin Fransız topçu birliğinin özelliklerini bu kadar düşürdünüz?Warum wurde die französische Artillerie so stark geschwächt?
Orada gösterilen başarılar, bütün ekonominin pazar modeline taşınması adına bir fikir birliğine sebep oldu.Aangetoonde successen aldaar leidden tot een consensus voor omarming van het marktmodel door de hele economie.
Orada gösterilen başarılar, bütün ekonominin pazar modeline taşınması adına bir fikir birliğine sebep oldu.De beviste successer førte til en konsensus for at rykke hele økonomien hen imod et frit marked.
Orada gösterilen başarılar, bütün ekonominin pazar modeline taşınması adına bir fikir birliğine sebep oldu.Der gezeigte Erfolg führte zum Konsens die gesamte Wirtschaft in Richtung Marktmodell zu führen.
Orada gösterilen başarılar, bütün ekonominin pazar modeline taşınması adına bir fikir birliğine sebep oldu.이 성공 사례는 모든 나라들에게 시장 모델로 향하는 공감대를 끌어냈습니다.
Orada gösterilen başarılar, bütün ekonominin pazar modeline taşınması adına bir fikir birliğine sebep oldu.La démonstration de ces succès a créé un consensus pour passer entièrement à une économie de marché.
Orada gösterilen başarılar, bütün ekonominin pazar modeline taşınması adına bir fikir birliğine sebep oldu.Påvisade framgångar där ledde till en överenskommelse att flytta hela ekonomin mot marknadsmodellen.
Orada gösterilen başarılar, bütün ekonominin pazar modeline taşınması adına bir fikir birliğine sebep oldu.Questi successi portarono alla formazione di un consenso verso il modello di mercato per l'intera economia.
Orada gösterilen başarılar, bütün ekonominin pazar modeline taşınması adına bir fikir birliğine sebep oldu.Succesele dovedite au condus la un consens pentru o mișcare spre modelul de piaţă în întreaga economie.
Orada gösterilen başarılar, bütün ekonominin pazar modeline taşınması adına bir fikir birliğine sebep oldu.Sukses yang ditunjukkannya membawa kesepakatan untuk beralih menuju model pasar bagi seluruh ekonomi.
Orada gösterilen başarılar, bütün ekonominin pazar modeline taşınması adına bir fikir birliğine sebep oldu.Ten widoczny sukces doprowadził do zgodnej decyzji, by całą gospodarkę przestawić na rynkowe tory.
Orada gösterilen başarılar, bütün ekonominin pazar modeline taşınması adına bir fikir birliğine sebep oldu.Tyto demonstrované úspěchy dále vedly k rozhodnutí pokračovat směrem k tržnímu modelu celé ekonomiky.
Orada gösterilen başarılar, bütün ekonominin pazar modeline taşınması adına bir fikir birliğine sebep oldu.Вони сягнули таких успіхів, що переконали впровадити ринкову модель для всієї економіки.
Orada gösterilen başarılar, bütün ekonominin pazar modeline taşınması adına bir fikir birliğine sebep oldu.Демонстрираните успехи там довели до консенсус за придвижване към пазарния модел за цялата икономика.
Orada gösterilen başarılar, bütün ekonominin pazar modeline taşınması adına bir fikir birliğine sebep oldu.הם הדגימו הצלחות שהובילו לקונצנזוס עבור מהלך לקראת מודל השוק עבור כל הכלכלה.
Orada gösterilen başarılar, bütün ekonominin pazar modeline taşınması adına bir fikir birliğine sebep oldu.البرهنة على وجود نجاحات أدت إلى توافق في الآراء بشأن خطوة نحو نموذج السوق بالنسبة للاقتصاد بأكمله.
Orada gösterilen başarılar, bütün ekonominin pazar modeline taşınması adına bir fikir birliğine sebep oldu.経済全体を市場経済モデルに移行させるという方針についてです 中国の事例は いくつか重要なポイントを示しています
Orman birliğinden.Comisia de exploatare a pădurilor.
Orman birliğinden.Comisión Forestal.
Orman birliğinden.Comissão Florestal.
Orman birliğinden.Duurzame bosbouw.
Orman birliğinden.Ente Forestale
Orman birliğinden.Erdészeti Bizottság.
Orman birliğinden.Office des Forêts.
Orman birliğinden.Skogskommission.
Orman birliğinden.Úřad lesního hospodářství.
Orman birliğinden.Uỷ ban lâm nghiệp.
Orman birliğinden.Vom Amt für Forstwirtschaft.
Orman birliğinden.Επιτροπή Δασοκομίας.
Orman birliğinden.Комитет по лесному хозяйству.
Örneğin Finlandiya Barolar Birliğinin Bir Avukat Bul (Etsi asianajaja) hizmetinden avukat arayabilirsiniz.Du kan söka en jurist till exempel på Finlands advokatförbunds webbplats, via tjänsten Etsi asianajaja.
Örneğin Finlandiya Barolar Birliğinin Bir Avukat Bul (Etsi asianajaja) hizmetinden avukat arayabilirsiniz.您可通过芬兰律师联合会官方网站上的Etsi asianajaja服务,搜寻聘请律师。
Ortada apaçık bir birliğin ve ahengin olduğunu...A že zde existuje jistá jednota a spojitost.
Ortada apaçık bir birliğin ve ahengin olduğunu...Et qu'il y'a une certaine unité et cohérence d'ensemble.
Ortada apaçık bir birliğin ve ahengin olduğunu...وثمة وحدة واتساقا معيّنين فيهم جميعا
O tam bir devrimci. Ve aslında daha evvel bir ticaret birliğinin organizatörlüğünü yapmış.Он абсолютный революционер, в прошлом был профсоюзным организатором.
Otuz yiğitlerden biri ve Otuzların önderi olan Benayaydı bu. Oğlu Ammizavat da onun birliğinde görevliydi.이 브나야는 삼십인 중에 용사요 삼십인 위에 있으며 그 반열 중 에 그 아들 암미사밧이 있으며
Otuz yiğitlerden biri ve Otuzların önderi olan Benayaydı bu. Oğlu Ammizavat da onun birliğinde görevliydi.Ten Banaiáš byl silný mezi třidcíti a nad třidcíti, a v houfě jeho Amizabad syn jeho.