Diğer birşey de gerçekten penguenleri sevmediğini söyleyen biriyle bugüne kadar karşılaşmadım.נוסף על כך, מעולם לא פגשתי מישהו שאמר שהוא לא אוהב פינגווינים.
Diğer birşey de gerçekten penguenleri sevmediğini söyleyen biriyle bugüne kadar karşılaşmadım.الأمر الآخر هو أنه لم يسبق لي أن قابلت أحداً لم يخبرني بحبه لطيور البطريق
Diğer birşey de gerçekten penguenleri sevmediğini söyleyen biriyle bugüne kadar karşılaşmadım.人には今まで出会ったことがありません ひょうきんさ 直立歩行
Diyelim ki bir populasyonun her biriyle görüşme şansım var.Zeptám se každého z nich, co si myslí o prezidentovi. A dám jim jen dvě možné odpovědi.
Diyelim ki bir populasyonun her biriyle görüşme şansım var.И питам всеки един от тях, какво мислите за президента?
Diyelim ki bir populasyonun her biriyle görüşme şansım var.شخص من السكان, مع أنه ليس
Durmadan torununu herhangi biriyle evlendirmenin ne kadar yazık olacağını söyleyip duruyordu.A spus ca ar fi o risipa sa-si casatoreasca nepoata cu un oarecare.
Durmadan torununu herhangi biriyle evlendirmenin ne kadar yazık olacağını söyleyip duruyordu.Dia mengatakan bahwa akan sia-sia menikahkan cucunya dengan orang lain.
Durmadan torununu herhangi biriyle evlendirmenin ne kadar yazık olacağını söyleyip duruyordu.Er hat gesagt,es wäre eine Verschwendung seine Enkelin einfach einen anderen zu verheiraten.
Durmadan torununu herhangi biriyle evlendirmenin ne kadar yazık olacağını söyleyip duruyordu.Ha detto che sarebbe uno spreco dare in matrimonio la sua nipote a qualunque.
Durmadan torununu herhangi biriyle evlendirmenin ne kadar yazık olacağını söyleyip duruyordu.Han pratade om hur det vore bortkastad att gifta bort hans barnbarn till bara vem som helst.
Durmadan torununu herhangi biriyle evlendirmenin ne kadar yazık olacağını söyleyip duruyordu.Hij zei dat het een verspilling zou zijn om zijn kleindochter met zomaar iemand te laten trouwen.
Durmadan torununu herhangi biriyle evlendirmenin ne kadar yazık olacağını söyleyip duruyordu.Il a dit qu'il serait dommage de marier sa petite-fille à n'importe qui.
Durmadan torununu herhangi biriyle evlendirmenin ne kadar yazık olacağını söyleyip duruyordu.Ông ấy nói sẽ thật phí hoài nếu gả cháu gái cho người bình thường nào đấy.
Durmadan torununu herhangi biriyle evlendirmenin ne kadar yazık olacağını söyleyip duruyordu.Λέει πως θα είναι κρίμα να παντρέψει την εγγονή του με τον οποιονδήποτε.
Durmadan torununu herhangi biriyle evlendirmenin ne kadar yazık olacağını söyleyip duruyordu.Он говорил, что выдать его внучку замуж за кого-то просто так - пустая трата.
Durmadan torununu herhangi biriyle evlendirmenin ne kadar yazık olacağını söyleyip duruyordu.Сърдечния ти ритъм също е високо.
Durmadan torununu herhangi biriyle evlendirmenin ne kadar yazık olacağını söyleyip duruyordu.لقد كان يقول كم سيكون الامر مضيعة إذا زوج حفيدته إلى أى شخص
Durmadan torununu herhangi biriyle evlendirmenin ne kadar yazık olacağını söyleyip duruyordu.我が社は ユン会長の支援が 必要な立場におりますので
‹‹Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,A jeźli nie będziesz ślubował, nie będzie na tobie grzechu.
‹‹Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,Byla-li by děvečka panna zasnoubená muži, a nalezna ji někdo v městě, obýval by s ní:
‹‹Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,Če je mladenka, devica, zaročena možu in jo kdo zalotí v mestu in leži pri njej,
‹‹Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,Dacă o fată fecioară este logodită, şi o întîlneşte un om în cetate şi se culcă cu ea,
‹‹Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,Ha szûz leány van jegyben egy férfiúval, és megtalálja azt valaki a városban, és vele hál:
‹‹Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,Jos joku neitsyt on kihloissa miehen kanssa ja toinen tapaa hänet kaupungissa ja makaa hänen kanssaan,
‹‹Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,Khi một con gái đồng trinh đã hứa gả cho một người nào, và có một người khác gặp nàng trong thành và nằm cùng,
‹‹Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,처녀인 여자가 남자와 약혼한 후에 어떤 남자가 그를 성읍중에서 만나 통간하면
‹‹Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,Når en Mand inde i Byen træffer en Jomfru, der er trolovet med en anden, og har Samleje med hende,
‹‹Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,Når en pike som er jomfru, er trolovet med en mann, og en annen mann treffer henne i byen og ligger hos henne,
‹‹Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,Om en jungfru är trolovad med en man, och en annan man träffar henne i staden och lägrar henne,
‹‹Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,Quando una fanciulla vergine è fidanzata e un uomo, trovandola in città, pecca con lei
‹‹Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,Se houver moça virgem desposada e um homem a achar na cidade, e se deitar com ela,
‹‹Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,Si une jeune fille vierge est fiancée, et qu`un homme la rencontre dans la ville et couche avec elle,
‹‹Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,"Si un hombre halla en la ciudad a una joven virgen desposada con otro hombre, y se acuesta con ella
‹‹Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,Wenn eine Dirne jemand verlobt ist, und ein Mann kriegt sie in der Stadt und schläft bei ihr,
‹‹Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,Εαν νεα τις παρθενος ηναι ηρραβωνισμενη μετα ανδρος, και ευρη τις αυτην εν τη πολει και κοιμηθη μετ' αυτης,
‹‹Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,Ако някой намери в града някоя млада девица, сгодена за мъж, и лежи с нея,
‹‹Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,Если будет молодая девица обручена мужу, и кто-нибудь встретится снею в городе и ляжет с нею,
‹‹Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,כי יהיה נער בתולה מארשה לאיש ומצאה איש בעיר ושכב עמה׃
‹‹Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,اذا كانت فتاة عذراء مخطوبة لرجل فوجدها رجل في المدينة واضطجع معها
‹‹Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,若 有 處 女 已 經 許 配 丈 夫 、 有 人 在 城 裡 遇 見 他 、 與 他 行 淫
‹‹Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,若有 處女 已 經許 配 丈夫 、 有人 在 城裡 遇 見他 、 與他 行淫
Eğer bir gün böyle biriyle karşılaşırsanız,하지만 당신이 그들을 만난다면
Eğer bir gün böyle biriyle karşılaşırsanız, Onlara yaklaşın, onları cesaretlendirin, onlara umut verin.Ale ak raz jedného stretnete, všimnite si ho, posmeľte ho, dajte mu nádej.
Eğer bir gün böyle biriyle karşılaşırsanız, Onlara yaklaşın, onları cesaretlendirin, onlara umut verin.Ale když někdy jednoho potkáte, najměte ho, podpořte a nabídněte mu naději.
Eğer bir gün böyle biriyle karşılaşırsanız, Onlara yaklaşın, onları cesaretlendirin, onlara umut verin.Dar dacă vreodată te întâlnești cu unul, vorbește cu el, încurajează-l și oferă-i o speranță.
Eğer bir gün böyle biriyle karşılaşırsanız, Onlara yaklaşın, onları cesaretlendirin, onlara umut verin.Jos sattumalta joskus tapaat jonkun, keskustele heidän kanssaan, rohkaise heitä ja anna heille toivoa.
Eğer bir gün böyle biriyle karşılaşırsanız, Onlara yaklaşın, onları cesaretlendirin, onlara umut verin.Lecz gdy takiego spotkacie, podejdźcie, pokrzepcie i dajcie mu nadzieję.
Eğer bir gün böyle biriyle karşılaşırsanız, Onlara yaklaşın, onları cesaretlendirin, onlara umut verin.Maar als u er ooit één ontmoet, betrek ze, moedig ze aan, en geef ze hoop.
Eğer bir gün böyle biriyle karşılaşırsanız, Onlara yaklaşın, onları cesaretlendirin, onlara umut verin.Mais si vous en rencontrez un, embauchez-le, encouragez-le, et offrez-lui de l'espoir.
Eğer bir gün böyle biriyle karşılaşırsanız, Onlara yaklaşın, onları cesaretlendirin, onlara umut verin.Mégis, ha találkoznának eggyel, beszéljenek vele, bátorítsák és adjanak neki reményt.
Eğer bir gün böyle biriyle karşılaşırsanız, Onlara yaklaşın, onları cesaretlendirin, onlara umut verin.Men hvis du nogensinde møder en, kontakt dem, opmunter dem, og giv dem håb.
Eğer bir gün böyle biriyle karşılaşırsanız, Onlara yaklaşın, onları cesaretlendirin, onlara umut verin.Nhưng nếu bạn có bao giờ gặp một ai như vậy, hãy ủng hộ, khích lệ và trao cho họ niềm tin.
Eğer bir gün böyle biriyle karşılaşırsanız, Onlara yaklaşın, onları cesaretlendirin, onlara umut verin.Pero si se encuentran con uno, denles ánimo, denles esperanza.
Eğer bir gün böyle biriyle karşılaşırsanız, Onlara yaklaşın, onları cesaretlendirin, onlara umut verin.Se algum de vocês encontrar um sem-abrigo, atraiam-no, encorajem-no e dêem-lhe esperança.
Eğer bir gün böyle biriyle karşılaşırsanız, Onlara yaklaşın, onları cesaretlendirin, onlara umut verin.Se però vi capita di incontrarne uno, parlategli, incoraggiatelo e offritegli speranza.
Eğer bir gün böyle biriyle karşılaşırsanız, Onlara yaklaşın, onları cesaretlendirin, onlara umut verin.Tapi jika anda bertemu salah satu dari mereka, berhubunganlah dengan mereka, dorong mereka, dan beri harapan.
Eğer bir gün böyle biriyle karşılaşırsanız, Onlara yaklaşın, onları cesaretlendirin, onlara umut verin.Vendar, če kdaj katerega izmed njih srečate, se mu posvetite, ga spodbudite in mu ponudite upanje.
Eğer bir gün böyle biriyle karşılaşırsanız, Onlara yaklaşın, onları cesaretlendirin, onlara umut verin.Αλλά αν ποτέ συναντήσετε έναν από αυτούς, πλησιάστε τον και ενθαρρύντε τον προσφέροντάς του ελπίδα.
Eğer bir gün böyle biriyle karşılaşırsanız, Onlara yaklaşın, onları cesaretlendirin, onlara umut verin.Но ако някога срещнете такъв, наемете го, насърчете го и му предложете надежда.