Ana içeriğe geç
Sözlük

birincil ile cümle

birincil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Nancy Bob'un yarışmada birincilik ödülünü kazanmasına şaşırdı.Nancy was surprised that Bob won the first prize in the contest.
Tom'un umudu birincilik ödülünü kazanmaktı.Tom's hope was to win first prize.
Tom birincilik ödülünü aldı, değil mi?Tom got first prize, didn't he?
Babam bir aşçılık yarışmasında bir yarışmacıydı ve birincilik ödülünü kazandı.My father was a contestant in a cooking contest and won first prize.
Emily konuşma yarışmasında birincilik ödülünü kazandı.Emily won first prize in the speech contest.
Amatör şarkıcı eller aşağı yetenek yarışmasında birincilik ödülünü almıştır.The amateur singer won first in the talent show hands down.
Birincilik ödülünü ya sen ya da ben alacağım.Either you or I will get the first prize.
Ya sen ya da ben birincilik ödülünü alacağım.Either you or I will get the first prize.
Birincilik ödülünü kazanan Janet'ti.It was Janet that won first prize.
Birincilik ödülünü kazandım.I've won first prize!
Allahtan, birincilik ödülünü kazandı.Luckily, I won first prize.
Benim için büyük sevinç, o birincilik ödülünü kazandı.To my great delight, he won the first prize.
Birincilik ödülünü kazanabildim.I was able to win the first prize.
Birincilik ödülü için onunla yarıştım.I competed with him for the first prize.
Konuşma yarışmasında birincilik ödülünü kazanma şansım vardı.I had the fortune to win the first prize in the speech contest.
Kız kardeşim, bir üniversite öğrencisi, konuşma yarışmasında birincilik ödülü kazandı.My sister, a university student, won first prize in the speech contest.
Onun birincilik ödülünü kazandığı doğrudur.It is true that he won first prize.
O bir 100 metre yarışında birincilik ödülünü aldı.He got the first prize in a 100m race.
O birincilik ödülünü aldı.He took the first prize.
O, birincilik ödülü aldı.He got the first prize.
O yazım yarışmasında birincilik ödülü kazandı.He won first prize at the spelling contest.
Yarışmada birincilik ödülü aldı.He got the first prize in the contest.
O, satranç turnuvasında birincilik ödülünü aldı.He carried off the first prize at the chess tournament.
O, birincilik ödülünün peşindeydi.He was after the first prize.
O, birincilik ödülü kazanacak.He will win the first prize.
O, birincilik ödülünü kazanmakla övündü.She boasted of having won the first prize.
Konuşma yarışmasında birincilik ödülünü kazandı.She won first prize in the speech contest.
Yarışta birincilik ödülünü aldı.She took first prize in the race.
O yeme yarışmasında birincilik ödülü aldı.She got first prize in the eating contest.
Konuşma yarışmasında birincilik ödülünü kazandığın için seni tebrik ederim.I congratulate you on winning first prize in the speech contest.
O, birincilik ödülünü kazanmaktan uzak.It's far from winning the first prize.
Birincilik ödülünü kazanacağımı hiçbir zaman hayal etmedim.I never dreamed that I would win first prize.
O, birincilik ödülünü kazanabileceğini hiç hayal etmedi.She never dreamed that she could win first prize.
Kendi çabaları ve biraz şans sayesinde, o, yarışmada birincilik ödülünü kazandı.Through his own efforts and a bit of luck, he won first prize in the contest.
Máire birincilik ödülü alan adamla evlendi.Máire married the man who got first prize.
O, satranç turnuvasında birincilik ödülü aldı.He won the first prize at the chess tournament.
Mary'nin birincilik ödülünü kazandığı haberine şaşırdım.I was surprised by the news that Mary had won the first prize.
Birincilik ödülünü kazanabilir gibi görünüyor.It looks like he might win first prize.
Oğlum yarışmada birincilik ödülünü kazandığında ben çok gurur duydum.I was very proud when my son won first prize at the competition.
Ben birincilik ödülü kazandım.I won first prize.
Aile için sevgi bizim birincil görevimiz.Love for the family is our primary duty.
Birincil doktorun kim?Who's your primary physician?
Tom birincilik ödülü kazanmayı umuyordu.Tom was hoping to win the first prize.
O, birincilik ödülünü kazanacak.She will win the first prize.
Tom birincilik ödülünü kazanacağına dair hiç hayal kurmadı.Tom never dreamed that he would win first prize.
Tom konuşma yarışmasında birincilik ödülü kazandı.Tom won first prize in the speech contest.
Elena birincilik ödülünü kazandı.Elana won first prize.
Güvenlik birincil sorundur.Safety is the primary concern.
Tom birincilik ödülü kazandı.Tom won first prize.
O birincilik ödülünü kazandığı için övündü.She prided herself on having won first prize.
Mary sınıfını birincilikle bitirdi.Mary graduated at the top of her class.
Tom sınıfını birincilikle bitirdi.Tom graduated at the top of his class.
Tom birincilik ödülünü aldı.Tom took the first prize.
Teleskopların birincil ve ikincil aynası vardır.Telescopes have a primary and a secondary mirror.
Gönlünden geçen birincilik ödülüydü.His hope was to win first prize.
U-235, dünyanın birincil nükleer yakıtıdır ve genellikle hafif su reaktörlerinde kullanılır.U-235 is the world's primary nuclear fuel and is usually used in light water reactors.
Bu sınıftaki birincil silahlar yarı otomatik tüfeklerdir.The primary weapons in this class area are semi-automatic rifles.
Bu birincil ve ikincil yaklaşım Barnes Wallis tarafından tasarlanmıştır.This primary-secondary approach was designed by Barnes Wallis.
Kömür ve ham petrol birlikte Hindistan'ın birincil enerji tüketiminin %85'ini oluşturmaktadır.Coal and crude oil together account for 85% of the primary energy consumption of India.
Bogdan otobüsleri çoğu Ukrayna şehirlerinde birincil küçük otobüs olarak kullanılır.Bogdan buses are used as the primary small buses in most Ukrainian cities.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod