Ana içeriğe geç
Sözlük

biriktirme ile cümle

biriktirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Rezervuarlar su biriktirmek ve sonradan boşaltmak için kullanılır.Forests absorb and then gradually release water.
Daha fazla bilgi için: Fiziksel buhar biriktirme İnce film kaplama teknikleriArticle: Natural refrigerants strengthened technologies
Ancak dalgalar ve buzulların aşındırma, biriktirme süreçleriylede oluşabilir.In some cases, uncontrollable laughing or crying may occur during a seizure.
Oysa diğer kartlar sadece biriktirmeye yönelik.All other cards are simply suit cards.
Ve bugün Yarın Daha Fazla Biriktirmek hakkında konuşacağım.And what I'm going to talk about today is Save More Tomorrow.
Liderlerimiz usanmadan para biriktirmenin yollarını bulmaya çalışıyorlar.Our leaders are working tirelessly to try and find ways to save money.
Yani bugün daha fazla biriktirmelisiniz.It means that you have to save more today.
Neyse, bu dönemde daha cok hayali öyküler biriktirmekle ilgileniyordum.Anyway, it was a time when I was mainly interested in collecting imaginary stories.
Böylece yolda bulduğum nesneleri biriktirmeye başladım.So, I started collecting found objects.
Onun dilegi biraz para biriktirmek ve bir dukkan acmakti.His wish was to make some money and open a store.
Hintli yol iscisinden "Biraz para biriktirmek ve bir dukkan acmak""To make some money and to open a store" was the Indian road worker.
Kendimi hikayeler anlatmaya adadım, öyküleri paylaşmaya ve onları biriktirmeye.I busied myself telling stories and sharing stories and collecting them.
Böyle bir durumda insanlar elle tutulur şeyler biriktirmek isteyeceklerdir.And so what happens in the scenario like this is people want to hoard hard assets.
Yani 15,000 $ biriktirmeniz gerekiyor.So you have to save up $15,000.
Kimisi çalışmak için, kimisi oyun oynamak için, kimisi birşeyler biriktirmek için kullanıyordu.But some were for working, some were for playing, some were for guys to collect their things.
Siz ikiniz şimdiden para biriktirmeye başlasanız iyi edersiniz.You two start saving your money.
Hep para biriktirmekten bahsediyorsun, hiçbir şey almıyoruz bile.You're always on about saving, yet we can't afford anything You've bought things
Küçük yaşlardan beri ekranda gördüğüm şeyleri duygusal olarak biriktirmeyi öğrendim.From an early age I learned to invest myself emotionally in what unfolded before me on screen.
Fakat beyin biriktirmekten çok daha fazlasını yapar.But the brain does much more than just recollect.
Daha az harcayıp daha fazla biriktirmek isterler.They want to spend less and save more.
Seamus, kupa kazanmak puan biriktirmeye dayalıdır akademice, atletizimde sosyal servislerde.Seamus, winning the cup is based on accumulating points in academics, athletics and social services.
Yeterince servet biriktirmek muktedir asla Aslında emekli veya ne için hayatta yapmak istiyoruz.In order to compete in the New World Order. ...compete in this New World Order.
Evlerinizde yemekte ve biriktirmekte olduklarınızı size haber veririm.I will tell you what you devour and what you hoard in your homes.
Gömülü terminal öykünücüsü çalışmıyor, çıktı biriktirme kullanılıyor.Embedded terminal emulator does not work, using output collection instead.
İş biriktirmesini kullan/ kullanmaEnable/ Disable Job Spooling
İş biriktirmesini etkinleştir& Enable Job Spooling
İş biriktirmesini kullanma& Disable Job Spooling
Ancak onlar çok çalışıp, bir daire satın alacak parayı biriktirmeyi başarmış.However, they worked hard and managed to save money and buy an apartment.
Tek istediğimiz para biriktirmekti," diyor Tola.All we wanted was to save money," Tola says.
Farklı biriktirme yöntemleriDifferent Deposition Techniques
Biriktirme sistemi üzerindeki kontrollerControls on depositional system evolution
Biriktirme nihayet nehir kanalından ayrıldığında, bir akçaağaç gölü oluşur.When deposition finally seals off the cutoff from the river channel, an oxbow lake forms.
Muhtemelen bir başkasının yardımıyla, özgürlüğünü satın almak için para biriktirmeyi başardı.She managed to save money to buy her liberty, possibly with help from someone else.
Her maçtaki amaç, diğer rakipleri eleyerek en yüksek puanı biriktirmektir.The object of each match is to accumulate the most points by eliminating other opponents.
Biriktirme ortamıDepositional environment
Bu değerlerin hepsi değer biriktirme işlevi görmüştür.Wir werden alles versuchen, um das kostbare Bauwerk zu retten.
Hong Kong'a geri dönebilmek için para biriktirmek zorundadırlar.Dann kehrt er mit dem Geld nach Albanien zurück.
Yaşamdaki amacı para biriktirmektir.Son but dans la vie est d'accumuler de l'argent.
Hong Kong'a geri dönebilmek için para biriktirmek zorundadırlar.Ce montant lui paierait un voyage aller et retour à Hong-Kong.
Çözüm biriktirme başka bir film oluşturma işlemidir.La seule solution pour sauver un film est alors d'en tirer une copie.
Oyunda silah satın almak için para biriktirmeniz gerekmiyor.Il n'est pas possible d'acheter d'équipements améliorés en investissant de l'argent réel dans le jeu.
Delta: Akarsuların taşıdıkları malzemeleri deniz kıyısında biriktirmesi ile oluşan şekillerdir.Almacenes: son necesarios para poder guardar recursos en los planetas.
Ancak daha çok sayıda düzlük ve biriktirme kabı kullanılır.Per contro più ricicli più risparmi.
Bahşişleri ise mavi bir bisiklet alabilmek için biriktirmektedir.In questo modo può comprarsi una nuova bici.
Yazları karpuz kavun yedikçe, kış için çekirdeklerini kurutup biriktirmeyi ihmal etmeyin.Не сжигай пальм и не обдирай с них кору, не срубай деревьев и не убивай скота больше, чем надо для еды.
İşçi olarak Avustralya'ya gitmek için para biriktirmektedir.Оттуда они получили возможность в качестве беженцев перебраться в Австралию.
Rusya Merkez Bankası atılgan bir şekilde döviz kaynağı biriktirme yoluyla bu trendle mücadeleye çalışmıştır.O Banco da Rússia tentou combater essa tendência acumulando reservas em moeda estrangeira.
Küçük yaşta çok kitap okuyup biriktirmeye başladı.In zijn kindertijd schreef en tekende hij al boekjes.
Meşrutiyetten sonra buradaki komiteciler, Ruslar tarafından sağlanan silahları biriktirmeye başladılar.Om hun voorraden aan te vullen, gebruikten ze de wapens van gedode Russen.
Para biriktirme amacıyla işlerine devam ederler.Ze sparen daarom al hun geld.
Hong Kong'a geri dönebilmek için para biriktirmek zorundadırlar.Het geld spaart hij op om terug te keren naar Amerika.
Ancak daha çok sayıda düzlük ve biriktirme kabı kullanılır.Jest przede wszystkim więcej aplikacji i większa liczba konfiguracji w panelu sterowania.
İşçi olarak Avustralya'ya gitmek için para biriktirmektedir.W poszukiwaniu nowego życia emigruje do Australii.
Öğrenme Zorluğu Oyundaki amaç elinde aynı numaradan dört kart biriktirmektir.Gra polega na zdobyciu czterech kart jednakowej wartości.
Fiziksel buhar biriktirme.Jämför fysiskt svinn.
Gençliğinde gayet kolaylıkla iyi para yapıp bir büyük bir servet biriktirmeyi başarmıştı.Han lyckades bra och tjänade snabbt ihop en betydande förmögenhet.
Küçük yaşta çok kitap okuyup biriktirmeye başladı.З дитинства він навчався читати і писати, та ще багато часу віддавав лічбі.
Oyunda silah satın almak için para biriktirmeniz gerekmiyor.Ігрову валюту можна потратити на покупку нової зброї.
Tombolo: Kıyı yakınındaki bir adanın biriktirme faaliyetleri sonucunda kıyıya bağlanmasıdır.Азія: використання печер біля Каспійського моря для проживання людей.
Rezervuarlar su biriktirmek ve sonradan boşaltmak için kullanılır.Odpadní voda se zachytává a následně likviduje.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod