Para biriktirmek için masrafları kısmalıyız.We must cut our expenses to save money.
Biraz daha para biriktirmeyi ummuştum.I had hoped to save more money.
Kötü bir gün için her zaman para biriktirmelisin.You should always save money for a rainy day.
Sıkıntılı günlere karşı biraz para biriktirmelisiniz.You should save some money against a rainy day.
Kara gün için para biriktirmeliyiz.We should save money for a rainy day.
Erkek arkadaşım para biriktirmeyi ve bir spor araba almayı planlıyor?My boyfriend plans to save up and buy a sports car.
Üniversite öğrenimime para biriktirmek için çalışıyorum.I am working to save for my college tuition.
Onun hayattaki amacı para biriktirmek.His aim in life is to save money.
Daha fazla para biriktirmek için sıkı çalıştı.He worked hard so as to save more money.
O bir kuruş biriktirmeden kıt kanaat yaşıyor.He lives from hand to mouth without saving a penny.
O, para biriktirmek için yıllarca kıt kanaat geçindi.He pinched and scraped for many years to save money.
O mümkün olduğunca çok para biriktirmeye çalışıyor.She is trying to save as much money as she can.
Para biriktirmek için çok çalıştı.She worked hard in order to save money.
O, para biriktirmek için kendi planını uygulamaya çalıştı.She tried to carry out her plan to save money.
Kötü gün için para biriktirmek mantıklı.It is wise to save money for a rainy day.
Zor bir gün için para biriktirmen akıllıca olurdu.It would be wise of you to save money for a rainy day.
Yaşlandığında güvenlik istiyorsan, şimdi biriktirmeye başla.If you want security in your old age, begin saving now.
O biraz para biriktirmek için çok çalıştı.He worked hard to save up some money.
Her ay maaşımın %10'unu biriktirmeye çalışırım.I try to save 10% of my wages each month.
Para biriktirmek için sıkı çalıştı.She's worked hard to save up money.
O, ona para biriktirmesini tavsiye etti.She advised him to save money.
Mary Tom'a her ay biraz para biriktirmesini tavsiye etti.Mary advised Tom to save a little money each month.
Tom para biriktirmek için bir yol arıyor.Tom is looking for a way to save money.
Tom para biriktirmek için yapabileceği her şeyi yapar.Tom does everything he can to save money.
Tom para biriktirmek için elinden gelen her şeyi yapar.Tom does everything he can to save money.
Bir ev satın almak istiyoruz ama bunun için para biriktirmemiz gerekiyor.We want to buy a house, but we need to save money for that.
Tom para biriktirmek için elinden gelen her şeyi yapıyor.Tom is doing everything he can to save money.
Tom para biriktirmek için mümkün olan her şey yapıyor.Tom is doing everything possible to save money.
Bunları biriktirmekteyim.I've been saving these.
Noele kadar bir araba almak için yeterli para biriktirmeliydim.I ought to have enough money saved up to buy a car by Christmas.
Tom sadece biraz para biriktirmeyi başardı.Tom only managed to save a little money.
Yeni bir araba almak için para biriktirmemiz gerekiyor.We need to save up money to buy a new car.
Aylığımın dışında, birkaç dolar biriktirmeye başladım.Out of my salary, I had begun to save a few dollars.
Çok harcamak biraz biriktirmekten daha kolay.It's easier to spend a lot than to save a little.
Tom sadece biraz daha para biriktirmeye çalışıyordu.Tom was only trying to save a little money.
Tom para biriktirmeye başlamak zorunda kalacak.Tom is going to have to start saving money.
Para biriktirmek neden önemlidir?Why is it important to save money?
Para biriktirmeye başlamam gerekiyor.I need to start saving money.
Para biriktirmeye çalışıyoruz.We're trying to save money.
Tom çok para biriktirmemize yardım etti.Tom helped us save a lot of money.
Para biriktirmem lazım.I need to save money.
Para biriktirmem gerekiyor.I need to save money.
Emekli olabilmem için ne kadar para biriktirmem gerekiyor?How much money do I need to save before I can retire?
Bu kadar parayı biriktirmek oldukça zor olacak.It'll be pretty hard to raise that much money.
Para biriktirmenin en iyi yolu nedir?What's the best way to save money?
Tom'un hobileri arasında satranç oynamak ve pul biriktirmek var.Tom's hobbies include playing chess and collecting stamps.
Tom para biriktirmeye çalışıyor.Tom has been trying to save money.
Daha fazla para biriktirmeliyim.I need to save more money.
Tom'a her ay biraz para biriktirmesi gerektiğini söyledim.I told Tom he should save a little money each month.
Tom para biriktirmeye çalışıyor, değil mi?Tom is trying to save money, isn't he?
Mümkün olduğunca çok para biriktirmeye çalışıyordum.I was trying to save as much money as possible.
Eli açmak için bir başka yol da en az beş çift taş biriktirmektir.Another way to open your hand is with a minimum of five doubles.
Öğrenme Zorluğu Oyundaki amaç elinde aynı numaradan dört kart biriktirmektir.The principle objective of the game is to get four cards of the same number.
Katodik-ark biriktirme.Neha rescues Gattu.
Kimyasal buhar biriktirme ve fiziksel buhar biriktirme (genellikle püskürtme) uygulanır.Chemical vapor deposition and physical vapor deposition (usually sputtering) are applied.
Oyunda silah satın almak için para biriktirmeniz gerekmiyor.Weapons can't be bought in the shop, so that the game balance won't be influenced by the shop.
Bahşişleri ise mavi bir bisiklet alabilmek için biriktirmektedir.He decides to save up enough money to buy a bicycle.
Kimyasal buhar biriktirme (İngilizce: Chemical vapor deposition (CVD)).Chemical Vapour Deposition (CVD).
Bu değerlerin hepsi değer biriktirme işlevi görmüştür.All units found it to be a valuable asset.
Hong Kong'a geri dönebilmek için para biriktirmek zorundadırlar.For services to finance in Hong Kong.