Heradot Mısırlıların, hayvanlarını kendi evlerinde tutan biricik toplum olduğunu gözlemlemiştir.Геродот писал, что египтяне были единственными людьми, которые держали своих животных дома.
Anne, biricik oğlunu kaybetmiştir.Бог послал своего единственного сына.
O, kendi biricik kızı Angara’yı çok seviyordu.Очень любит своего младшего братика Элроя.
Varlıklı ailesinin biricik kızı...ابنة إحدى أغنى العائلات فيها..
Heradot Mısırlıların, hayvanlarını kendi evlerinde tutan biricik toplum olduğunu gözlemlemiştir.وقد لاحظ هيرودوت أن المصريين هو الشعب الوحيد في ذلك الوقت الذي ربى الحيوانات داخل منازلهم.
Biricik 2014 yılının Kasım ayında Kanal D'de başlayan Şeref Meselesi dizisinde Kübra karakterini canlandırdı.فقط في نوفمبر تشرين الثاني عام 2014، تم إحياء كنال D، ونقطة الانطلاق الشرف في سلسلة أحرف الكبرى.
Biricik, oyunculuk kariyerine Bornova Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda stajyer kadroda yer alarak başladı.فريدة من نوعها، بدأت بلدية بورنوفا حياته المهنية من خلال المشاركة في عدد الموظفين المتدربين في مسرح المدينة.
Anne, biricik oğlunu kaybetmiştir.Deus enviou seu único filho.
Biricik ve Mülkiyeti (Almanca: Der Einzige und sein Eigentum), Max Stirner`in (1806-1856) felsefi çalışması.Het ene was het anarchisme, speciaal dat van de door hem bewonderde Max Stirner (1806-1856).
Arkasında kendisinden sonra doğan biricik oğlu I. Jean, ki doğumdan sonra aynı yıl içinde öldü.Hetzelfde gebeurde met zijn broer Frank die tevens op precies dezelfde dag stierf.
Şimdi Tanrı'dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin."Teraz poznałem, że boisz się Boga, bo nie odmówiłeś Mi nawet twego jedynego syna.
O, kendi biricik kızı Angara’yı çok seviyordu.Vëantur szczególnie upodobał sobie swego wnuka, Anardila.
Boş kümenin biricik (eşsiz) olduğu rahatlıkla gösterilebilir: Diyelim en az iki tane boş kümemiz var.Wypowiedzenia możemy podzielić na: pojedyncze złożone – co najmniej dwa wypowiedzenia.
Şimdi Tanrı'dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin."Nu vet jag att du fruktar Gud, nu när du inte har vägrat mig din ende son," (1 Mos.
Heradot Mısırlıların, hayvanlarını kendi evlerinde tutan biricik toplum olduğunu gözlemlemiştir.Геродот зазначав, що єгиптяни були єдиним народом, який тримав тварин у своїх будинках.
Anne, biricik oğlunu kaybetmiştir.Неодружений, батьки втратили єдиного сина.
Eğer X Hausdorff uzayı ise, dizilerin limitleri var oldukları yerde biriciklerdir.Якщо X це Гаусдорфів простір тоді границі послідовностей є унікальними, якщо вони існують.
O, kendi biricik kızı Angara’yı çok seviyordu.Дуже любить свою єдину сестру Лукрецію.
814 yılında babasının ölümünden sonra tek ve biricik hükümdar olarak Franklar'ın hükümdarı oldu.У 810 році після смерті батька стає одноосібним королем.
O, kendi biricik kızı Angara’yı çok seviyordu.Miluje svou bývalou spolužačku Annelise.
Anne, biricik oğlunu kaybetmiştir.A tak zabil své jediné dítě.
İnsanlar bazı yetenekleri söz konusu olduğunda farklı, biricik iyi olmaya ihtiyaç duyarlar.Při dělání některých činností se vám zvyšuje stejnojmenná dovednost.
Meral açılan ateşle vurulup biricik sevgilisinin kucağında can verir.Mies ampuu rakastettuaan, rakastettu vastaa tuleen.
Son olarak, onun biricik dostu ve savunucusu dul prenses seçmen Sophia 1714 yılında öldü.Viimeinen niitti oli Leibnizin ystävän ja puolestapuhujan Sophien kuolema vuonna 1714.
Şimdi Tanrı'dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin."Nu ved jeg, at du frygter Gud og end ikke vil nægte mig din eneste søn."
Şimdi Tanrı'dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin."For nå vet jeg at du frykter Gud, siden du ikke har spart din eneste sønn for meg.»
Heradot Mısırlıların, hayvanlarını kendi evlerinde tutan biricik toplum olduğunu gözlemlemiştir.Herodotos observerte at egypterne var det eneste folket som hadde sin dyr i hjemmene sine.
Heradot Mısırlıların, hayvanlarını kendi evlerinde tutan biricik toplum olduğunu gözlemlemiştir.Herodotus mengamati bahwa bangsa Mesir adalah satu-satunya bangsa yang menyimpan hewan di rumah mereka.
Babasının Eylül 855 de ölmesi üzerine biricik tek imparator haline geldi.Setelah kematian ayahandanya di bulan September 855, ia menjadi raja tunggal.
Son olarak, onun biricik dostu ve savunucusu dul prenses seçmen Sophia 1714 yılında öldü.Cuối cùng, người bạn thân và cũng là người bảo vệ ông, Nữ Tuyển hầu tước Sophia, qua đời năm 1714.
Dağda yılan kışlasın, Allah biricik çocuğunuzu bağışlasın.山内一豊は弟の山内康豊を鎮圧に派遣。
Anne, biricik oğlunu kaybetmiştir.1人息子を亡くしている。
Arkasında kendisinden sonra doğan biricik oğlu I. Jean, ki doğumdan sonra aynı yıl içinde öldü.まる2年後にもう一人の息子ジョセフが生まれたが、生まれた次の日に死んだ。
Şimdi Tanrı'dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin."现在我知道你是敬畏神的了,因为你没有将你的儿子,就是你的独生的儿子,留下不给我。
Dağda yılan kışlasın, Allah biricik çocuğunuzu bağışlasın.子(或云大歲神之子):大山咋神 - 與味耜高彥根神同人。
Gülcihan biricik kızının nerede öğretmenlik yapacağını öğrenemeyecektir.葛氏總是不願談及他的教導源於何處。
Babasının Eylül 855 de ölmesi üzerine biricik tek imparator haline geldi.855년 9월 부왕의 은퇴로 단독 황제가 되었다.
O, kendi biricik kızı Angara’yı çok seviyordu.자신의 딸 , 니나를 매우 아낀다 .
Son olarak, onun biricik dostu ve savunucusu dul prenses seçmen Sophia 1714 yılında öldü.בסופו של דבר, חברתו ומגנתו האלקטורית האלמנה סופיה, נפטרה ב-1714.
1969 yılı yarışı biricik bir yarıştı.מנצחי תחרות 1969 לא השתתפו בתחרות.
Meral açılan ateşle vurulup biricik sevgilisinin kucağında can verir.אני אהבת אמת, אני מלבה את לבבות הנער והנערה באש הדדית.
1969 yılı yarışı biricik bir yarıştı.Състезанието през 1994 г. е уникално.
Arkasında kendisinden sonra doğan biricik oğlu I. Jean, ki doğumdan sonra aynı yıl içinde öldü.Няколко месеца по-късно се ражда синът им Жак III, който също умира, преди да е навършил една година.
O, kendi biricik kızı Angara’yı çok seviyordu.Svoju ženu Anu Jagelović vrlo je volio.
Boş kümenin biricik (eşsiz) olduğu rahatlıkla gösterilebilir: Diyelim en az iki tane boş kümemiz var.Očito je da ovo proturiječi zdravom razumu; uzmimo primjer: Imamo dvije posude vode.
Heradot Mısırlıların, hayvanlarını kendi evlerinde tutan biricik toplum olduğunu gözlemlemiştir.Herodotos uvádza, že Egypťania sú jediným národom, ktorý zdieľa svoje obydlia so svojimi zvieratami.
İnsanlar bazı yetenekleri söz konusu olduğunda farklı, biricik iyi olmaya ihtiyaç duyarlar.Na rozdiel od individualizovanej duše je niečím spoločným, nadosobným.
Heradot Mısırlıların, hayvanlarını kendi evlerinde tutan biricik toplum olduğunu gözlemlemiştir.Herodot je zapisal, da so Egipčani edino njemu znano ljudstvo, ki živi s svojimi živalmi v isti hiši.
İnsanlar bazı yetenekleri söz konusu olduğunda farklı, biricik iyi olmaya ihtiyaç duyarlar.Če si ljudje želijo želje drugega, si lahko hitro želijo iste stvari.
Son olarak, onun biricik dostu ve savunucusu dul prenses seçmen Sophia 1714 yılında öldü.Zadnje kanonese (in pristojna opatinja), Sofija Elizabeta, je zapustila opatijo leta 1614.
İnsanlar bazı yetenekleri söz konusu olduğunda farklı, biricik iyi olmaya ihtiyaç duyarlar.Selleks et asju saaks pidada sarnasteks, peab neil olema mingi ühine kvaliteet.
% 1 isimli bir filtre var, filtre isimleri biricik olmalıdır.%1という名前のフィルタは既に存在します。フィルタ名は一意でなければなりません。
% 1 isimli bir filtre var, filtre isimleri biricik olmalıdır.C'è già un filtro che si chiama %1, il nome dei filtri dev'essere univoco!
% 1 isimli bir filtre var, filtre isimleri biricik olmalıdır.Der er allerede et filter ved navn% 1, filternavne skal være unikke.
% 1 isimli bir filtre var, filtre isimleri biricik olmalıdır.Det finns redan ett filter som heter% 1. Filternamn måste vara unika.
% 1 isimli bir filtre var, filtre isimleri biricik olmalıdır.Er is reeds een filter aanwezig met de naam %1, filternamen moeten uniek zijn.
% 1 isimli bir filtre var, filtre isimleri biricik olmalıdır.Es existiert bereits ein Filter mit dem Namen %1. Filternamen müssen eindeutig sein.
% 1 isimli bir filtre var, filtre isimleri biricik olmalıdır.Există deja un tracker numit% 1!
% 1 isimli bir filtre var, filtre isimleri biricik olmalıdır.Filter pomenovaný% 1 už existuje, mená filtrov musia byť unikátne!
% 1 isimli bir filtre var, filtre isimleri biricik olmalıdır.Filter z imenom% 1 že obstaja. Imena filtrov morajo biti edinstvena.