Ana içeriğe geç
Sözlük

bireysel ile cümle

bireysel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ayrıca, öğrenciler spor etkinliklerine bireysel olarak da katılabilir.Neste ponto ainda devemos prestar atenção nas características individuais do esporte.
Kendi aralarında bireysel farklılıklar gösterirler.De qualquer modo, é importante registar as diferenças entre cada um.
Bu iş modeli birçok kurumsal ve bireysel yatırımcıyı kendine çekti.O primeiro é o tráfico para colecionadores particulares e zoológicos.
Bireysel gelişim için sürekli çalışmaktır.O grupo estimula o desenvolvimento individual.
(Bireysel ortaklık anlamını açıklamak için bağ.verildi.)(Há que se diferenciar aprendizagem de condicionamento).
Gözlemin nesnesi bireysel insan öğeleri değil, daha çok 'yapı'dır.Não são mais consideradas "doidas", e sim pessoas especiais.
Ayrıca 400m bireysel karışık finalinide kazanmıştır.Competiu também nos 400 metros medley individual, na qual terminou em sexto lugar.
En iyi performansı bireysel kategorideki beşinciliğiydi.Zijn beste individuele prestatie daar was de vijfde plaats bij de individuelen.
Bireysel Üyelerin yanı sıra, 17 adet ulusal Esperanto organizasyonu da UEA ile bağlantılıdır.Behalve individuele personen zijn 99 landelijke Esperanto-organisaties lid van UEA.
Her biri bireysel olarak vatandaş olmalıdır.Zij moeten individuele burgers zijn.
Takımsal ve bireysel ödevleri tamamlayın.Beëindig het level en alle bijbehorende missies.
Namaz, bireysel yapılan bir tapınmadır ve toplu namaz yoktur.Zakahar voor wie de juiste gebeden niet zegt en geen aalmoezen geeft.
Facebook için Docs.com, bireysel kullanıcıları (ör.Docs.com voor Facebook was gericht op individuele gebruikers zoals studenten.
İkinci kısım bireysel zaman mücadelesiydi.De tweede etappe was een individuele tijdrit.
Sosyal baskınlık yönelimi, sosyal baskınlık kuramının bireysel tutumsal yönüdür.Persoonlijke psychologische repressie wordt gelinkt aan sociale repressie.
Bireysellik bir puttur.Individuele gevoeligheid.
Bireysel ve takımsal puanlar kazanın.Individueel, dubbels en teams.
Üstünlük kompleksi, Alfred Adler tarafından ortaya atılan Bireysel Psikolojinin temel ilkelerinden biridir.De individualpsychologie of individuele psychologie werd opgericht door Alfred Adler.
Bölümler yalnızca bireysel başvurulara bakmaktadır.Verder is de onderscheiding alleen aan individuele personen toegekend.
Küçük kekler veya bireysel kekler fiyat açısından daha verimli olabilir.De onderste kroonkafjes zijn min of meer behaard.
Kamu Yararı ve Bireysel Çıkarlar.Moed is individueel en persoonlijk.
Bireysel bantlar bazen "kromomer" olarak adlandırılır.Door andere Burakumin worden ze soms als verraders beschouwd.
Bireysel olarak askere alındılar, maaşları hazineden ödenirdi.Van het salaris dat de soldaten ontvingen was de te betalen belasting afgetrokken.
Bu iş modeli birçok kurumsal ve bireysel yatırımcıyı kendine çekti.Taki model biznesowy przyciągnął wielu inwestorów publicznych i prywatnych.
Bireysel anlamda Yahudiler, Mısır milliyetçiliği konusunda önemli roller aldılar.Poszczególni Żydzi odegrali ważną rolę w egipskim nacjonalizmie.
Gözlemin nesnesi bireysel insan öğeleri değil, daha çok 'yapı'dır.Przedmiotem obserwacji nie jest jednostkowy element ludzki, lecz raczej ‘struktura’.
İlk Bireysel Dünya Şampiyonası 1963'te Budapeşte'de yapıldı.Pierwsze Mistrzostwa Świata z konkurencjami indywidualnymi odbyły się w 1963 roku w Budapeszcie.
Dünyevi dans iki grup dansı ve bireysel performansları içerir.Na świeckie składają się zarówno tańce grupowe jak i indywidualne przedstawienia.
Bireysel özgürlük konusunda ise liberallere yakındırlar.W sprawach społecznych zaliczał się do liberałów.
Toplamda 28 etap kazanmıştır ve bunların 13'ü bireysel zamana karşı etaplarıdır.Łącznie wygrał 28 etapów (z czego 13 w jeździe indywidualnej na czas).
Bireysel farklılıklar her zaman göz önünde bulundurulur.Za każdym razem stwierdzono pojedyncze osobniki.
Bireysel geliştiriciler 19 $ USD ve şirketler ise 99 $ USD-ye kayıt edebilir.Licencja dla indywidualnych twórców kosztuje 19 dolarów; dla firm: 99 i zawiera dodatkowe funkcje API.
Bu formun bireysel olarak zarar verebilirliği çok düşüktür ancak sürüleri yüzlerce sayıdan oluşur.Bydło to jest słabej jakości, gdyż liczy się tylko ich liczba.
Hayat sigortası ve bireysel emeklilik alanlarında faaliyet göstermektedir.Specjalizuje się w prawie pracy i ubezpieczeniach społecznych.
Konfüçyüs, insanların bireysel gelişmelerinin insânî ilişkilerle olduğu görüşündeydi.Stwierdził, że indywidualizm jest potrzebny do rozwoju współpracy pomiędzy ludźmi.
Her biri bireysel olarak vatandaş olmalıdır.Każdy sędzia musi być obywatelem innego państwa.
Bireysel ve takım yol yarışlarına katıldı.Wzięła udział w ujeżdżeniu indywidualnym i drużynowym.
Bireysellik bir puttur.O zasłudze osobistej.
Bireysel olarak birkaç kişinin yapmış olduğu arıcılığın tekrar canlandırılması da önemlidir.Podobnie – jak wspomniano wyżej – dyskusyjna jest też sama rekonstrukcja poszczególnych wyrazów.
Kendi aralarında bireysel farklılıklar gösterirler.Inni zaś podają różnice pomiędzy nimi.
Araziyi bireysel sahiplenme görülmez.Teren nie jest własnością prywatną.
Kategoriye galaksi çiftleri dahil edilse de kategorideki cisimlerin pek çoğu bireysel galaksilerdir.Ze wszystkich znanych ras w galaktyce ludzie cechują się największą różnorodnością genetyczną.
Etaplar * bireysel zaman yarışıydı.Konkursy miały charakter indywidualny.
Kamu Yararı ve Bireysel Çıkarlar.Liście pojedyncze i podłużne.
Bu düzenin temelinde mülkiyet hakkının ve bireysel hak ve özgürlüklerin korunması öne çıkar.Taki system, według partii, chroniłby prawa i wolności.
Ayrıca her iki kardeş de takım hâlindeyken bireysel kemerler kazanmıştır.W zwycięskich składach znajdowali się obaj bracia Nadi.
En iyi performansı bireysel kategorideki beşinciliğiydi.Jego nota była trzecią najlepszą w zestawieniu indywidualnym.
Müttefikler ise bireysel topluluklar halinde bulunmaktadır.Främlingarna (änglarna) slår männen med blindhet.
Bu kişiler bireysel varoluş bilincinden O'nun kudretiyle yükseltilerek O'nu bilirler.Om dessa kunde köparen skryta, utifrån en lång och intim bekantskap."
Bireysel yıldızlar, teleskopla ayırt edilemeyecek kadar birbirlerine yakındırlar.De enskilda stjärnorna har inte separerats med ett teleskop.
En iyi performansı bireysel kategorideki beşinciliğiydi.Dessförinnan hade hon en femteplats som bästa individuella resultat.
Normal düzendeki kulüplerin bireysel olarak yarışmaları yerine, 8 takımlı bir ligden oluşmaktaydı.De är åttakantiga istället för konventionellt runda.
Ayrıca 400m bireysel karışık finalinide kazanmıştır.Individuellt blev han sjua i finalen på 400 meter.
2008 Avustralya Olimpiyat elemelerinde, Rice 400m bireysel karışıkta dünya rekoru kırmıştır.Vid de australiska OS-uttagningarna 2008, slog Rice världsrekordet på 400 meter medley.
Çok yönlü bir voleybolcu olan Agüero’nun önemli bireysel ödülleri de vardır.Pristagaren ska vara en enskild person som gjort särskilt betydelsefulla insatser.
Bu ya bireysel ticarette ya da müşterilerin vekâletinde ortaya çıkar.Denna form av handel kan ske antingen på kunders uppdrag eller för egen räkning.
Şu anda 200 m bireysel karışık dünya rekorunun sahibidir.Senaste rekordet, 200 meter, är för närvarande gällande världsrekord för damer.
Ona göre kadınların toplumsal ve bireysel konulardaki yeteneklerinin desteklenmesi gerekmektedir.Arbetet med kvinnorna utgår från kvinnans individuella förmågor och behov.
Ancak bu bilgiler, bireysel yaşantılara dayandıklarından zorunlu değildir.Det är dock inte bara enstaka ord som leder till känslan av smärta.
Sosyal baskınlık yönelimi, sosyal baskınlık kuramının bireysel tutumsal yönüdür.Vilken form av social kontroll som används beror på samhällets sociala komplexitet.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod