Ana içeriğe geç
Sözlük

bire ile cümle

bire kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Erkek ve dişi bireyler benzer görünür.Samiec i samica wyglądają podobnie.
Buna rağmen devlet de bireyleri istismar edebilir.Może też upoważniać ludzi sprawujących władzę do zwalczania odmienności.
Yalnızca en aşırı bireyciler anarşi yanlısıdır.Walkę zbrojną prowadzą dalej prawie wyłącznie anarchiści.
Aynı zamanda bireylerin özel mülkiyetten uzak durmalarını denetliyordu.Ponadto rozróżniają oni własność prywatną od mienia osobistego.
Hastalar için balkonunda da birer yatak vardı.W obozie była izba chorych.
Kategoriye galaksi çiftleri dahil edilse de kategorideki cisimlerin pek çoğu bireysel galaksilerdir.Ze wszystkich znanych ras w galaktyce ludzie cechują się największą różnorodnością genetyczną.
Etaplar * bireysel zaman yarışıydı.Konkursy miały charakter indywidualny.
Bire bir İsviçre kulübü yetkilileriyle görüştüm.Uczestniczył w spotkaniach Klubu Ślimaka.
Tali soylular birer birer imparatorluk güçlerine biat ettiler.Możni królestwa podzielili się na zwolenników jednej lub drugiej księżniczki.
Kamu Yararı ve Bireysel Çıkarlar.Liście pojedyncze i podłużne.
Bu özellikler onları başka tür afazisi olan bireylerden ayırt eder.Wymienione cechy charakterystyczne odróżniają te jednostki od ludzi cierpiących na inne rodzaje afazji.
Her basışta, her takıma birer oyuncu atanır.W każdym biegu każdą drużynę reprezentuje jeden zawodnik.
Bütün karakterleri, Hıristiyanlık ideallerine göre yaşayan güçlü romantik bireylerdir.Wszystkie są połączone ideałem wiary chrześcijańskiej.
Bu düşünce, bireyin özgüven değerlerini sarsacak nitelikte olabilir.Prawdopodobnie oznacza to poziom ważności tej osoby.
Bu yüzden birebir adres eşlemesi mümkün değildir.Trudno jest umiejscowić adresatów listu.
Halk, üç uyanık arkadaşa sorular sorar, bunlara uygun birer cevap alırlar.Każda para dostaje po trzy pytania z trzema wariantami odpowiedzi.
Bu düzenin temelinde mülkiyet hakkının ve bireysel hak ve özgürlüklerin korunması öne çıkar.Taki system, według partii, chroniłby prawa i wolności.
Bireyin şimdiki ve geçmiş yaşamdaki hareketlerinin sonuçlarının toplamı.Pokazują one bohaterowi sceny z jego życia przeszłego, teraźniejszego i przyszłego.
Birey olarak ve sosyal olarak kendimi geliştirmek istiyorum.Pracując jako lekarz udzielał się społecznie.
X ve Y birer topolojik uzay olsun.Niech X , Y {\displaystyle X,Y} będą przestrzeniami topologicznymi.
Bu etki sağlıklı bireylerde küçüktür.Efekt ten jest szczególnie silny w małych grupach.
Bireyin uyumu kültürleşme sürecinin bir sonucu olarak değerlendirilmektedir .Jak działa czas jako wartość tożsamości kulturowej?
İlk 2 neslinde Volkswagen Sharan ve Seat Alhambra ile birebir aynı idi.W 2000 roku auto przeszło facelifting w tym samym czasie, co bliźniaczy Sharan i Alhambra.
Ayrıca her iki kardeş de takım hâlindeyken bireysel kemerler kazanmıştır.W zwycięskich składach znajdowali się obaj bracia Nadi.
Her bir soruya verilen yanıtın sayısal değerlerinin tümü birer anakütle olur.Może więc odpowiedzi na wszelkie rodzące się pytania dostarczy nam scjentyzm?
Böyle bir birey riski göze alarak bir miktarı isteklice öder (loto bileti almak gibi).W zamian ma dostać horrendalną kwotę pieniędzy (tytułowa zapłata).
En iyi performansı bireysel kategorideki beşinciliğiydi.Jego nota była trzecią najlepszą w zestawieniu indywidualnym.
Tipik olarak 5-10 bireyden oluşan ve bazen de daha büyük gruplarla dolaşırlar.Tworzą grupy liczące od 10 do 15 osobników, choć czasem spotyka się również grupy liczniejsze.
Bu gösterim, çağdaş formülle birebir örtüşmektedir.W takiej formie wchodzą w skład współczesnej orkiestry symfonicznej.
Grósz "Her renkten bireylere ihtiyacımız olduğuna kaniyim.Złomek straszy wszystkich mieszkańców Chłodnicy Górskiej.
Triceratops, yıllardır, yalnız bireylerin fosillerinden bilinir.Przez wiele lat znajdywano jedynie szczątki samotnych osobników triceratopsa.
Bu yemin, hukukun üstünlüğü ilkesini ve hukukun bütün bireylerden üstün olduğu kabulünü temsil eder.Prawo to wyraża niezbywalność uprawnień jednostki oraz ich pierwszeństwo przed prawem pozytywnym.
Hepatit C’nin hem bireylere hem de topluma olan ekonomik maliyeti önemli ölçüdedir.De ekonomiska kostnader som hepatit C medför är märkbara, både för individen och för samhället.
Larry Niven ve Robert J. Sawyer sekiz kere aday gösterilmiş ama ancak birer kere ödülü kazanmışlardır.Larry Niven och Robert J. Sawyer har nominerats åtta gånger men har bara vunnit en gång.
Müttefikler ise bireysel topluluklar halinde bulunmaktadır.Främlingarna (änglarna) slår männen med blindhet.
Habil ve ağabeyi Allah'a birer kurban sunmuşlardı.Gere, Gude (och) Ljuv efter sina bröder.»
Sevgi ve arkadaşlık konusunda fikirlerim biraz bireyci; ya ilk sırada olmalıyım ya da hiç görüşmeyelim."Jag är något besatt av mina tankar om kärlek och vänskap; jag måste prioriteras först eller inte alls."
Hastalığın en agresif örnekleri, köylerde yaşayan ilkel halk bireylerinde görülür.Dementorer (Alla) Dementorer är bland de värsta varelser som finns på jorden.
Her ülke oylamanın başında birer 12 puan almıştır, yani hiçbir ülke yarışmaya sıfır puan ile başlamamıştır.Alla länder fick 12 poäng i början av omröstningen för att undvika att något land skulle hamna på noll poäng.
Bütün Sovyet Cumhuriyetleri birer birer bağımsızlıklarını ilan ettiler.Alla f.d Sovjetländerna förklarar sig självständigt.
Birey olmak ne demektir?Vad är det att vara människa?
Sağında ve solunda son cemaat yerine girişi sağlayan birer kapı bulunmaktadır.Klarabergsgatan (till höger) och Mäster Samuelsgatan (vänster), båda på provisoriska broar.
Haşin ve bireyci bir erkeklik örneği oluşturarak kalıcı bir Amerikan ikonu haline gelmiştir.Han var urtypen för en särskild kärv individualistisk manlighet och har blivit en bestående amerikansk ikon.
1988 yılında, Madrid, İspanya’da bir yerleşke, 2004’te ise Torino, İtalya’da birer yerleşke kurulmuştur.År 1988 följde ett campus i Madrid, Spanien, och år 2004 ett i Turin, Italien.
Bu kişiler bireysel varoluş bilincinden O'nun kudretiyle yükseltilerek O'nu bilirler.Om dessa kunde köparen skryta, utifrån en lång och intim bekantskap."
Bir başka deyişle bir birey, bir seçeneği daha üste çıkarmak suretiyle aşağı çekemez.Således hindrar inte en medlemsstat att ett beslut fattas genom att lägga ned sin röst.
"Senin sakallarını birer birer çekeceğim."Spela med dina simmar."
Ted Bundy ve John Wayne Gacy organize seri katillere uygun birer örnektirler.Coral Watts, Ted Bundy och John Wayne Gacy är bra exempel på den här typen av seriemördare.
19'uncu yüzyılda 28 bireyden oluşan bir grup karaya vurmuştur.Under 1800-talet registrerades strandningar av upp till 28 individer samtidig.
Bireysel yıldızlar, teleskopla ayırt edilemeyecek kadar birbirlerine yakındırlar.De enskilda stjärnorna har inte separerats med ett teleskop.
Çin'nde LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, transgender) bireyler, hukuki korumaya tabi değiller.HBT-personer (homosexuella, bisexuella och transpersoner) har praktiskt taget inget rättsskydd i Uganda.
Etkilenen bireyler normal zeka kapasitesine ve normal yaşam süresine sahiptir.Personer med akondroplasi har normal mental förmåga liksom normal medellivslängd.
Atlar ise birer çizgi oyunundan öteye geçmez.De har inte längre så mycket med strid till häst att göra.
Genç ve yetişkin bireyler arasında önemli renk farklıkları görülür.Det finns ofta stora skillnader i kroppsfärg mellan unga och vuxna fiskar.
Daimler-Benz, Krupp, MAN ve Rheinmetall ihaleye girdiler ve birer ilk örnek sundular.Daimler-Benz, Krupp, MAN och Rheinmetall byggde prototyper.
Çocuk ölümlerinin yarısı bu yaş grubundaki bireylerdir.Drygt hälften av dödsfallen inträffade i denna åldersgrupp.
Oysaki James, hayatı birebir ilgilendiren somut şeyleri, nesneleri önemsemiştir.Din blåögde vän Vad bryr jag mej om det...
Koloniler genel olarak 10-30 bireyden oluşur.Där bildas kolonier med 10 till 30 medlemmar.
Takımların her birinin, her devre için birer dakika mola kullanma hakları vardır.Alla kunder får till exempel en minut på sig att betala.
Bazı ilaçlar, halihazırda bazı hastalıklara sahip bireylerde ciddi yan etkilere sebep olabilir.Några existerande läkemedel kan sannolikt ha en viss effekt på livslängden.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod